Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini 4 Haziran 2026’da iptal etti. Karar 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı ve iptal 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Bu nedenle süresiz nafaka iptali bugün itibarıyla hiçbir nafakayı kendiliğinden sona erdirmedi. Mevcut nafaka kararları aynen geçerlidir ve ödenmeye devam etmelidir.
Bu sayfada hem iptal kararının kimleri ve nasıl etkileyeceğini hem de bugün yürürlükte olan kurallara göre nafakanın nasıl kaldırılabileceğini bulacaksınız. Anlatım, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına dayanmaktadır. Henüz yasalaşmamış düzenlemeler kesin bilgi olarak değil, beklenti olarak aktarılmıştır. Sayfa, 6 Ekim 2026 tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır.
- Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” bağlanmasına dayanak olan ibareyi 4 Haziran 2026’da iptal etti.
- Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı; iptal 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek.
- Yoksulluk nafakası kaldırılmadı, yalnızca süresiz olması iptal edildi; çocuk için ödenen iştirak nafakası bu karardan etkilenmez.
- Anayasa Mahkemesi iptal kararları geriye yürümez; bu nedenle mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermez.
- Bugün bir nafakayı sona erdirmenin yolu, TMK 176’daki sebeplere dayanan nafakanın kaldırılması davasıdır.
Süresiz Nafaka Nedir?
Süresiz nafaka, kanunda ayrı bir nafaka türü değildir; TMK 175’te düzenlenen yoksulluk nafakasının halk arasındaki adıdır. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebilir. Kanun bu nafakanın “süresiz olarak” istenebileceğini düzenlediği için uygulamada bu ad yerleşmiştir. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması ise aranmaz.
“Süresiz” ifadesi, nafakanın ömür boyu ödeneceği anlamına gelmez. TMK 176’daki hâllerde nafaka kendiliğinden sona erebilir veya mahkeme kararıyla kaldırılabilir. Asıl sorun, nafakanın hükmedildiği anda belirli bir süreyle sınırlandırılamamasıydı. Nafakanın diğer türleri ve boşanma sürecindeki yeri için boşanma davalarında nafaka sayfamıza bakabilirsiniz.
Süresiz Nafaka ile Yoksulluk Nafakası Aynı Şey mi?
Evet, süresiz nafaka ile yoksulluk nafakası aynı nafakayı ifade eder. Kanundaki adı yoksulluk nafakasıdır; “süresiz” nitelemesi TMK 175’teki ibareden gelir. Boşanma davası sürerken ödenen tedbir nafakası ve çocuk için ödenen iştirak nafakası bu kavramın dışındadır. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı da yalnızca yoksulluk nafakasına ilişkindir.
Bu ayrım, kararın kimi etkileyeceğini doğru anlamak için önemlidir. Tedbir nafakası, TMK 169 uyarınca boşanma veya ayrılık davası süresince hâkimin eşlerin geçimi için aldığı geçici bir önlemdir. İştirak nafakası, velayeti kendisine bırakılmayan eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmasıdır (TMK 182). Yardım nafakası ise TMK 364 uyarınca yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeşlere verilen ve boşanmayla ilgisi olmayan ayrı bir nafakadır. Yoksulluk nafakası, evliliğin butlan kararıyla sona erdiği hâllerde de TMK 158/2’deki yollama nedeniyle istenebilir.
Yoksulluk Nafakasının Şartları Nelerdir?
Yoksulluk nafakasının üç temel şartı vardır: talep eden tarafın boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması, kusurunun diğer taraftan daha ağır olmaması ve nafakanın diğer tarafın mali gücü oranında belirlenmesi. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz; kusursuz taraf da nafaka ödemekle yükümlü olabilir. Nafakanın talep edilmesi gerekir, mahkeme kendiliğinden hükmetmez. Miktar, tarafların ekonomik ve sosyal durumuna göre belirlenir.
Yoksulluğun ne anlama geldiği Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarıyla netleşmiştir. Hukuk Genel Kurulu’na göre yoksul, yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi zorunlu harcamalarını karşılayacak geliri olmayan kişidir. Asgari ücret düzeyindeki bir gelir, yoksulluğu tek başına ortadan kaldırmaz. Bu ölçüt, ileride nafakanın kaldırılması davalarında da belirleyici olmaktadır.
Yargıtay kararlarında bu tanım şu şekilde ifade edilmektedir:
“yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 13.2.2018, E.2018/330, K.2018/993
Anayasa Mahkemesi de 2026 kararında yoksulluk kavramını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1998, 2007, 2019, 2022 ve 2023 tarihli kararlarına atıf yaparak bu şekilde açıklamıştır. Mahkemeye göre geçimini kendi mali kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkânından yoksun olan taraf, diğer şartlar da varsa yoksulluk nafakası isteyebilir. Kusur şartı bakımından ise eşit veya hafif kusurlu ya da kusursuz eşe nafaka verilebilmektedir.
Süresiz Nafaka Ne Zamandan Beri Var?
Süresiz nafaka uygulaması 1988 yılına dayanır. Bu tarihte 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nde yapılan değişiklikle yoksulluk nafakasının süreyle sınırlandırılmadan bağlanmasının yolu açılmıştır. 2002 yılında yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi ise “süresiz olarak” ibaresini açıkça içermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 2026 kararı, yaklaşık otuz sekiz yıllık bu uygulamanın kanuni dayanağını sona erdirmektedir.
743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 144. maddesinin ilk hâlinde yoksulluk nafakası bir yıllık süreyle sınırlıydı. Bu sınır, 4 Mayıs 1988 tarihli ve 3444 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle kaldırılmış ve nafakanın süresiz olarak istenmesine imkân tanınmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun gerekçesinde, 175. maddenin önceki kanun metninin sadeleştirilerek aynen alındığı belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi aynı ibareyi 2009 ve 2012 yıllarında incelemiş ve iki kararda da iptal istemini reddetmişti; 2026 kararı bu nedenle bir içtihat değişikliği niteliği taşımaktadır.
Süresiz Nafaka Kalktı mı? Anayasa Mahkemesi Kararı ve Son Durum
Hayır, süresiz nafaka bugün itibarıyla kalkmadı. Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün kararın yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi ve bu süre 30 Haziran 2027‘de dolacak. Bu tarihe kadar TMK 175 bugünkü hâliyle uygulanmaya devam eder. Mahkemeler bu tarihe kadar yoksulluk nafakasına yine süresiz olarak hükmetmektedir.
“İptal edildi” ile “kalktı” ifadeleri kamuoyunda sık karıştırılmaktadır. İptal edilen, yoksulluk nafakasının kendisi değil, nafakanın kanunda “süresiz olarak” bağlanmasını öngören ibaredir. Yani boşanma yüzünden yoksulluğa düşen tarafın nafaka isteme hakkı devam etmektedir. Değişecek olan, nafakanın süresinin nasıl belirleneceğidir. Gelişmelerin sırası aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
| Tarih | Gelişme |
|---|---|
| 10 Temmuz 2025 | Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin itiraz başvurusu Anayasa Mahkemesi’nde ilk incelemeden geçti. |
| 4 Haziran 2026 | Anayasa Mahkemesi “süresiz olarak” ibaresini iptal etti (E.2025/156, K.2026/131). |
| 30 Eylül 2026 | Karar 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı; dokuz aylık süre başladı. |
| 30 Haziran 2027 | İptal hükmü yürürlüğe girecek. |
Anayasa Mahkemesi Ne Karar Verdi?
Anayasa Mahkemesi, TMK 175/1’deki “süresiz olarak” ibaresinin Anayasa’nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi. Karar, Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin itiraz başvurusu üzerine verildi. İptal kararı oy çokluğuyla alındı; üç üye karşı oy kullandı, bir üye farklı gerekçe yazdı. Karar 4 Haziran 2026 tarihli olup E.2025/156, K.2026/131 sayılıdır.
İptal hükmünün yürürlüğe girmesinin dokuz ay ertelenmesine ise oy birliğiyle karar verildi. Bu ertelemenin amacı, iptalin doğuracağı hukuki boşluğun kamu yararını zedelemesini önlemektir. Kanun koyucuya, bu süre içinde yoksulluk nafakasının süresine ilişkin yeni bir düzenleme yapma imkânı tanınmıştır. Erteleme süresi boyunca mevcut hüküm uygulanmaya devam eder.
Başvuran mahkeme, kuralın Anayasa’nın 2., 10., 20., 35. ve 41. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştü. Anayasa Mahkemesi kuralı 2., 5. ve 17. maddeler yönünden incelemiş; 20. ve 41. maddelere ilişkin iddiaları bu kapsamda değerlendirmiş, 10. ve 35. maddeleri ise kuralla ilgili görmemiştir. İptale Engin Yıldırım, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar karşı oy kullanmış, Yıldız Seferinoğlu ise farklı gerekçeyle katılmıştır. Kararın sonuç paragrafı şöyledir:
“Bu itibarla kuralla kusuru daha ağır olmamak kaydıyla boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında her koşulda süresiz olarak nafaka isteme imkânı tanınması, devletin kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkından kaynaklanan pozitif yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır.”
Anayasa Mahkemesi, 4.6.2026, E.2025/156, K.2026/131, § 32 (Resmî Gazete, karar metni)
Karar Resmî Gazete’de Ne Zaman Yayımlandı?
Karar, 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Dokuz aylık süre bu yayım tarihinden itibaren işlemeye başladı. Kararın tam metnine 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete üzerinden ulaşabilirsiniz. Maddenin güncel hâli ve iptale ilişkin dipnot ise Türk Medeni Kanunu metni içinde yer almaktadır.
Karar, Resmî Gazete’nin Yargı Bölümü’nde “Anayasa Mahkemesi Kararları” başlığı altında yayımlanmıştır; kararın tam metnine Resmî Gazete’deki PDF dosyası üzerinden doğrudan ulaşılabilir. Anayasa‘nın 153. maddesine göre iptal edilen hüküm, kural olarak kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Ancak Anayasa Mahkemesi, gereken hâllerde iptalin yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca belirleyebilir; bu tarih yayım gününden başlayarak bir yılı geçemez. Süresiz nafaka kararında bu yetki kullanılmış ve dokuz aylık süre öngörülmüştür.
İptal Ne Zaman Yürürlüğe Girecek?
İptal hükmü 30 Haziran 2027‘de yürürlüğe girecektir. Bu tarih, 30 Eylül 2026’daki yayıma dokuz ay eklenerek bulunur. Kanun koyucunun bu tarihe kadar yeni bir düzenleme yapması beklenmektedir. Yeni düzenleme bu tarihten önce yürürlüğe girerse, uygulamayı o düzenleme ve geçiş hükümleri belirleyecektir. Düzenlemenin içeriği ve kapsamı, bu sayfanın ilgili bölümünde beklenti olarak ele alınmıştır.
Anayasa’nın 153. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, iptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda TBMM, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. Bu nedenle 30 Haziran 2027’ye kadar geçecek süre, Meclis’in nafaka düzenlemesini öncelikli olarak ele alması gereken bir dönemdir. Bu süre içinde yeni bir kanun çıkarılmazsa ibare yine de belirlenen tarihte yürürlükten kalkar. Takvimle ilgili gelişmeler bu sayfada güncellenecektir.
Anayasa Mahkemesi Süresiz Nafakayı Neden İptal Etti?
Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakası yükümlülüğünün hiçbir ölçüt belirlenmeksizin kategorik olarak süresiz öngörülmesini ölçüsüz bulmuştur. Mahkemeye göre bu durum, kusurlu olması gerekmeyen nafaka borçlusu için ağır bir külfet oluşturmaktadır. Nafaka alacaklısının korunması ile borçlunun mülkiyet ve kişi özgürlüğü arasındaki denge bozulmaktadır. Kararın temel gerekçesi bu dengenin yeniden kurulması ihtiyacıdır.
Mahkeme, yoksulluk nafakasının kural olarak belirli bir süreyle sınırlandırılabilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bazı durumlarda sürenin uzatılarak ömür boyu nafakaya hükmedilebilmesi de mümkün olmalıdır. Hâkime, süreyi belirlerken evliliğin süresini, alacaklının yaşını, eğitim ve sağlık durumunu ve kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme kapasitesini dikkate alma yetkisi tanınmalıdır. Kısacası Mahkeme, nafakayı kaldırmamış, süresinin somut olaya göre belirlenmesini istemiştir.
Mahkemenin ölçülülük değerlendirmesi gerekçede şöyle ifade edilmiştir:
“Bu yönüyle boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusuru olmayan eşe evlilikten kaynaklanan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğü çerçevesinde boşanma sonrası belirli bir miktar parasal katkının sağlanması beklenebilir ise de bu yükümlülüğün hiçbir ölçüt belirlenmeksizin kategorik olarak süresiz öngörülmesi kusurlu olması dahi gerekmeyen nafaka borçlusu açısından ağır bir külfete neden olmaktadır.”
Anayasa Mahkemesi, 4.6.2026, E.2025/156, K.2026/131, § 30 (Resmî Gazete, karar metni)
2012 Kararından Farkı Ne?
Anayasa Mahkemesi aynı ibareyi 17 Mayıs 2012 tarihli, E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararında Anayasa’ya aykırı bulmamıştı. O kararda Mahkeme, kuralın her durumda süresiz nafakayı zorunlu kılmadığını değerlendirmişti. Yani hâkimin somut olaya göre farklı bir değerlendirme yapabileceği kabul edilmişti. Bu yorum, ibarenin yürürlükte kalmasının dayanağı olmuştu.
2026 kararı, 2012’den sonraki uygulamanın bu yorumla örtüşmediğini tespit etmiştir. Mahkeme, uygulamada ibarenin emredici kabul edildiğini ve hâkimlerin nafakayı süreyle sınırlandıramadığını belirlemiştir. Bu tespite örnek olarak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 12 Aralık 2017 tarihli, E.2016/8859, K.2017/14407 sayılı kararı gösterilmiştir. Kuralın uygulanma biçimi değişmediği için Mahkeme bu kez iptal yoluna gitmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin örnek gösterdiği Yargıtay kararında bu yaklaşım şöyle ifade edilmiştir:
“Kanun, bu nafakanın “süresiz” olmasını açıkça öngördüğüne göre, takdir hakkına sığınarak nafakayı belirli bir süreyle sınırlamak kanuna açık aykırılık oluşturur.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.12.2017, E.2016/8859, K.2017/14407 (Yargıtay Karar Arama)
Bu dosyada ilk derece mahkemesi, kısa süren ve çocuksuz bir evlilikte yoksulluk nafakasını iki yılla sınırlamıştı. Yargıtay, kanunun hâkime nafakanın süresi konusunda bir takdir yetkisi tanımadığını belirterek bu sınırlamayı kanuna aykırı bulmuş ve kararı bozmuştur. 2026 kararının gerekçesinde bu örnek, uygulamada ibarenin emredici kabul edildiğinin kanıtı olarak kullanılmıştır.
Süresiz Nafaka İptali Kimleri, Nasıl Etkiler?
İptal kararı, 30 Haziran 2027’ye kadar hiçbir tarafın hukuki durumunu değiştirmez. Nafaka ödeyen de alan da bugün, kararın öncesindeki konumunu korumaktadır. Mevcut nafaka kararları geçerlidir ve icra yoluyla tahsil edilebilir. Kararın asıl etkisi, iptalin yürürlüğe girmesi ve yeni düzenlemenin yapılmasıyla ortaya çıkacaktır.
AYM kararına dayanarak nafaka ödemesini kesmek ciddi risk taşır. Ödenmeyen nafaka için icra takibi başlatılabilir ve borçlu İİK 344’teki yaptırımlarla karşılaşabilir. Biriken borç, nafaka ileride kaldırılsa bile ortadan kalkmaz. Bu nedenle nafakayı sona erdirmek isteyen tarafın ödemeyi kesmek yerine kanuni yolu kullanması gerekir.
Kararın farklı gruplar üzerindeki etkisi aşağıdaki tabloda özetlenmiştir. 30 Haziran 2027 sonrasına ilişkin sütun, yeni kanun ve geçiş hükümleri yayımlanmadıkça kesinlik taşımaz.
| Kim / hangi nafaka? | 30 Haziran 2027’ye kadar | 30 Haziran 2027’den sonra | Bugün ne yapılmalı? |
|---|---|---|---|
| Kesinleşmiş kararla nafaka ödeyen | Ödeme aynen devam eder; icra takibi ve İİK 344 yaptırımları uygulanabilir. | Karar kendiliğinden sona ermez (Anayasa m.153); etkisi geçiş hükümlerine bağlıdır. | Ödemeyi kesmeyin; TMK 176’daki bir sebep varsa kaldırma veya azaltma davası açın. |
| Kesinleşmiş kararla nafaka alan | Nafaka aynen devam eder ve icra yoluyla tahsil edilebilir. | Nafaka kendiliğinden sona ermez; etkisi geçiş hükümlerine bağlıdır. | Ödenmeyen dönemleri takip edin; gelir ve yaşam değişikliklerinin kaldırma sebebi olabileceğini bilin. |
| Boşanma davası devam edenler | TMK 175 bugünkü hâliyle uygulanır; karar bu tarihten önce verilirse nafaka süresiz bağlanır. | Bu tarihten sonra verilecek kararlarda nafakanın süresi yeni düzenlemeye göre belirlenecektir. | Talep ve savunmaları süre konusundaki değişiklik ihtimalini gözeterek kurun. |
| Çocuk için iştirak nafakası | Etkilenmez (TMK 182, 328). | Etkilenmez. | Değişiklik için TMK 331 uyarınca ayrı dava gerekir. |
| Dava süresince tedbir nafakası | Etkilenmez (TMK 169). | Etkilenmez. | Boşanma hükmünün tarihi, yoksulluk nafakasına hangi kuralın uygulanacağını belirler. |
| Anlaşmalı boşanma protokolüyle bağlanan nafaka | Protokoldeki hüküm geçerlidir; TMK 176’ya tabidir. | Kendiliğinden sona ermez; geçiş hükümlerine bağlıdır. | Protokolde süre varsa o süre esas alınır. |
| Geçmişte ödenmiş nafakalar | Geri istenemez. | Geri istenemez; iptal kararları geriye yürümez. | Ödeme belgelerini saklayın. |
Bugün Nafaka Ödeyenler ve Alanlar İçin Ne Değişti?
Bugün nafaka ödeyenler ve alanlar için hukuken bir şey değişmedi. Nafaka borçlusu ödemeye devam etmek zorundadır; alacaklı da nafakasını almaya devam eder. Bir nafakayı bugün sona erdirmenin tek yolu TMK 176’daki sebeplerdir. Bu sebepler, alacaklının evlenmesi, ölüm ve mahkeme kararıyla kaldırma hâlleridir.
Bu dönemde iki taraf için de en önemli konu belgelemedir. Nafaka ödeyen tarafın ödemeleri banka yoluyla ve açıklama kısmına ilgili dönemi yazarak yapması, ileride çıkabilecek borç tartışmalarında ispatı kolaylaştırır. Nafaka alan taraf ise ödenmeyen dönemler için ilamlı icra takibi başlatabilir; ilama dayalı takip, son işlemden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (İİK 39). Kararda yıllık artış öngörülmüşse güncel tutar nafaka artış oranı hesaplama aracıyla kontrol edilebilir.
Mevcut Nafakalar Kendiliğinden Sona Erer mi?
Mevcut nafakalar, iptal kararıyla kendiliğinden sona ermez. Anayasa’nın 153. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca iptal kararları geriye yürümez. Bu nedenle iptalin yürürlüğünden önce kesinleşmiş nafaka kararları, iptal yürürlüğe girdiğinde de kendiliğinden ortadan kalkmaz. Bu kararlar ancak TMK 176’daki yollarla sona erdirilebilir.
Mevcut nafakaların ileride nasıl etkileneceği, kanun koyucunun yapacağı düzenlemeye ve özellikle geçiş hükümlerine bağlıdır. Kamuoyuna yansıyan taslaklarda mevcut nafakalara ilişkin farklı modellerden söz edilmektedir. Ancak bu taslaklar kanunlaşmadıkça bağlayıcı değildir ve kesin bilgi olarak değerlendirilemez. Yeni düzenleme yayımlandığında bu bölüm güncellenecektir.
Süresiz Nafaka İptali Çocuk Nafakasını Etkiler mi?
Bu iptal, çocuk için ödenen iştirak nafakasını etkilemez. İştirak nafakası TMK 182 ve 328 kapsamında ayrıca düzenlenmiştir. Bu nafaka kural olarak çocuk ergin olunca sona erer; çocuğun eğitimi devam ediyorsa öğrenimi sona erinceye kadar sürebilir. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yalnızca eşler arasındaki yoksulluk nafakasına ilişkindir.
İştirak nafakası, velayeti kendisine bırakılmayan eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılma yükümlülüğünden doğar (TMK 182). Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyebilir veya nafakayı kaldırabilir (TMK 331). Çocuk ergin olduktan sonra eğitimine devam ediyorsa, ana ve babanın bakım yükümlülüğü TMK 328/2 uyarınca eğitim sona erinceye kadar sürebilir; bu talep ergin çocuk tarafından ayrıca ileri sürülür. Velayet ile iştirak nafakası arasındaki ilişki için boşanma davalarında velayet sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Devam Eden Boşanma Davalarında ve Tedbir Nafakasında Durum
Devam eden boşanma davalarında mahkemeler, iptal yürürlüğe girinceye kadar TMK 175’i bugünkü hâliyle uygulamaya devam edecektir. Dava sürerken ödenen tedbir nafakası ise nafakadan ayrıdır ve iptal kararından etkilenmez. Dava iptalin yürürlük tarihinden önce karara bağlanırsa TMK 175 bugünkü hâliyle uygulanır. Bu tarihten sonra karara bağlanacak davalarda ise nafakanın süresi konusunda farklı bir değerlendirme mümkün hâle gelir; kanun yolu aşamasındaki dosyaların durumu geçiş hükümlerine bağlı olacaktır. Boşanma sürecinin genel işleyişi için boşanma davası sayfamıza bakabilirsiniz.
Uygulamada boşanma davası sırasında hükmedilen tedbir nafakası, boşanma kararıyla birlikte çoğu zaman “kararın kesinleşmesinden itibaren yoksulluk nafakası olarak devamına” şeklinde yoksulluk nafakasına dönüştürülür. Bu nedenle tedbir nafakası alan eş için asıl önemli olan, boşanma hükmünün hangi tarihte verileceği ve kesinleşeceğidir. Nafaka talep eden veya buna karşı çıkan tarafların, talep ve savunmalarını süre konusundaki yeni düzenleme ihtimalini de gözeterek kurmaları yararlı olur. Çekişmeli dosyalarda nafakanın nasıl değerlendirildiği için çekişmeli boşanma davası sayfamıza bakabilirsiniz.
Ödenmiş Nafakalar Geri İstenebilir mi?
Ödenmiş nafakalar, Anayasa Mahkemesi kararı gerekçesiyle geri istenemez. İptal kararları geriye yürümediği için geçmişte yapılan ödemeler hukuka uygun ödemelerdir. Kaldırma davası açılmış olsa bile, mahkemenin belirlediği tarihten önceki dönemin nafakası kural olarak borç olarak kalır. Kaldırma kararının hangi tarihten itibaren hüküm doğurduğu, kararın etkisine ilişkin bölümde açıklanmıştır.
Burada iki durum birbirinden ayrılmalıdır. Anayasa Mahkemesi kararına dayanarak geçmiş ödemelerin geri istenmesi mümkün değildir. Buna karşılık alacaklının yeniden evlenmesi gibi nafakayı kendiliğinden sona erdiren bir olaydan sonra ödenmeye devam edilen tutarların geri istenip istenemeyeceği, genel hükümlere göre ayrıca değerlendirilir. Böyle bir talepte evlenme tarihinin ve ödemelerin belgelenmesi belirleyici olur.
30 Haziran 2027’den Sonra Ne Olacak? Yeni Nafaka Düzenlemesi
30 Haziran 2027’den sonra TMK 175’teki “süresiz olarak” ibaresi yürürlükten kalkacaktır. Anayasa Mahkemesi’nin tanıdığı dokuz aylık süre, kanun koyucunun yeni bir düzenleme yapabilmesi içindir. Nafakanın süresinin nasıl belirleneceği konusunda takdir yetkisi kanun koyucuya aittir. Bu yetki, Anayasa Mahkemesi’nin gerekçesinde çizdiği çerçeve içinde kullanılacaktır.
6 Ekim 2026 itibarıyla kabul edilmiş bir nafaka düzenlemesi bulunmamaktadır. Adalet Bakanlığı, nafaka düzenlemesini de içerecek yeni yargı paketinin Ekim 2026’da TBMM’ye sunulmasının planlandığını açıklamıştır. Bu bölümde anlatılanlar beklenti niteliğindedir ve kesinlik taşımaz. Düzenleme yasalaştığında sayfa güncellenecektir.
TBMM’den Nasıl Bir Düzenleme Bekleniyor?
TBMM’den, nafakanın süresini hâkimin somut olaya göre belirlemesine imkân veren bir düzenleme beklenmektedir. Anayasa Mahkemesi kararında bu düzenlemenin ölçütlerini de göstermiştir: evliliğin süresi, alacaklının yaşı, eğitim ve sağlık durumu ile kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme kapasitesi. Mahkeme, bazı durumlarda sürenin uzatılarak ömür boyu nafakaya hükmedilebilmesi gerektiğini de belirtmiştir. Yeni düzenlemenin bu çerçeveye uygun olması gerekecektir.
Düzenlemenin en kritik bölümü, mevcut nafakaları kapsayıp kapsamayacağını belirleyecek geçiş hükümleri olacaktır. Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümediği için kesinleşmiş nafaka kararlarına nasıl bir etki tanınacağı, kanun koyucunun tercihine bağlıdır. Mahkeme gerekçesinde, nafakanın süresiz olarak hükmedilmesini gerektiren hâllere ilişkin kriterlerin kanunda açık ve net biçimde yer almasının dengenin sağlanması bakımından kaçınılmaz olduğunu da vurgulamıştır. Bu nedenle kanun metni yayımlanmadan mevcut nafakaların akıbetine dair kesin bir öngörüde bulunmak doğru değildir.
Kamuoyuna Yansıyan Modeller Kesin mi?
Kamuoyuna yansıyan nafaka modelleri kesin değildir. Basında evlilik süresine göre kademelendirilmiş farklı süre önerilerinden söz edilmektedir. Ancak bu öneriler henüz TBMM’de kabul edilmiş bir kanun metnine dayanmamaktadır. Bu nedenle “nafaka kaç yıl olacak” sorusuna bugün kesin bir cevap verilemez.
Anayasa Mahkemesi kararında karşılaştırmalı hukuka da yer vermiştir. İsviçre hukukunda nafakanın miktarı ve süresi tarafların ekonomik ve kişisel durumları dikkate alınarak somut olayda belirlenmekte; Alman hukukunda belirli hâllerde nafaka tanınmakla birlikte kesin bir azami süre öngörülmemektedir. Fransa’da nafaka esas itibarıyla toplu ödeme şeklinde yerine getirilmekte, istisnai olarak ömür boyu irat bağlanabilmektedir. Hollanda’da mahkeme ayrıca süre belirlemediği hâllerde nafaka kural olarak evlilik süresinin yarısı kadar ve en fazla beş yıl ile sınırlanmış, on beş yıldan uzun evliliklerde veya ortak çocuk bulunması hâlinde farklı azami süreler düzenlenmiştir. Belçika’da ise nafaka süresi kural olarak evlilik süresini aşamamakla birlikte, ihtiyaç devam ederse uzatılabilmektedir.
Yeni Kanun Çıkmazsa Ne Olur?
Yeni kanun çıkmasa da iptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecektir. Bu durumda TMK 175’te “süresiz olarak” ibaresi bulunmayacak, nafakanın süresine ilişkin bir kural da yer almayacaktır. Mahkemelerin bu boşluğu nasıl dolduracağı uygulamada şekillenecektir. Bu ihtimalin sonuçları hakkında bugün kesin bir değerlendirme yapmak mümkün değildir.
Anayasa’nın 153. maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı verirken kanun koyucu gibi hareket ederek yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm kuramayacağını düzenler. Bu nedenle Mahkeme nafaka için bir süre belirlememiş, bu görevi kanun koyucuya bırakmıştır. Düzenleme yapılmazsa, mahkemelerin gerekçede sayılan ölçütleri (evliliğin süresi, alacaklının yaşı, eğitim ve sağlık durumu, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme kapasitesi) dikkate alarak süre belirleyip belirleyemeyeceği tartışma konusu olacaktır. Böyle bir dönemde benzer dosyalarda farklı kararlar çıkması da ihtimal dâhilindedir.
Süresiz Nafaka Bugün Nasıl Kaldırılır?
Süresiz nafaka bugün TMK 176’daki üç yoldan biriyle sona erdirilebilir: kendiliğinden sona erme, mahkeme kararıyla kaldırma ve azaltma. Anayasa Mahkemesi’nin kararı TMK 176’ya dokunmamıştır; bu madde aynen yürürlüktedir. Alacaklının evlenmesi ve ölüm hâllerinde nafaka kendiliğinden kalkar. Diğer hâllerde ise nafakanın kaldırılması davası açılması gerekir.
Bu üç yol arasındaki ayrım, izlenecek usulü doğrudan belirler. Kendiliğinden sona erme hâllerinde dava açılması gerekmez; olayın belgelenmesi yeterlidir. Mahkeme kararıyla kaldırma hâllerinde ise kaldırma sebebinin dava yoluyla ispatlanması gerekir. Kaldırma şartları oluşmamışsa, nafakanın azaltılması talebi değerlendirilebilir.
Kendiliğinden Sona Erme: Yeniden Evlenme ve Ölüm
İrat biçiminde ödenen nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar (TMK 176). Bu hâllerde nafakanın kaldırılması için dava açılması gerekmez ve sona erme olayın gerçekleştiği tarihte hüküm doğurur. Ancak sona ermenin icra dosyasında ve uygulamada ileri sürülmesi gerekir. Aşağıda her iki durum ayrı ele alınmıştır.
Kendiliğinden sona erme yalnızca olaydan sonraki dönemin nafakasını ilgilendirir; evlenme veya ölüm tarihinden önce birikmiş ve ödenmemiş nafaka borçları ortadan kalkmaz. Uyuşmazlık çıkması hâlinde sona ermenin icra dosyasında veya mahkeme önünde ileri sürülmesi gerekeceğinden, olayın tarihinin resmî belgeyle kanıtlanması önem taşır. Bu iki hâl dışında kalan bütün durumlarda nafaka, ancak mahkeme kararıyla kaldırılabilir veya azaltılabilir.
Nafaka Alan Eski Eş Yeniden Evlenirse Ne Yapılmalı?
Nafaka alan eski eş yeniden evlenirse nafaka evlenme tarihinden itibaren kendiliğinden sona erer. Nafaka icra takibiyle tahsil ediliyorsa, evlenmenin nüfus kayıtlarıyla belgelenerek icra dairesine bildirilmesi gerekir. Bu bildirimle takibin ve varsa maaş kesintisinin durdurulması istenir; icra dairesinin talebi kabul etmemesi hâlinde icra mahkemesine başvurulması gündeme gelir. Evlenmeden sonra yapılan ödemelerin akıbeti somut duruma göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Evlenme olgusu, e-Devlet üzerinden alınabilen nüfus kayıt örneği ile belgelenebilir. Belgenin icra dosyasına sunulması, evlenme tarihinden sonraki dönem için yapılan kesintilerin durdurulmasının ilk adımıdır. Nafakanın icra takibiyle değil doğrudan ödeme yoluyla yapıldığı durumlarda da evlenme tarihinin belgeyle tespit edilmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıkları önler.
Taraflardan Birinin Ölümü Hâlinde Ne Olur?
Taraflardan birinin ölümü hâlinde nafaka kendiliğinden sona erer ve gelecek dönem için nafaka borcu mirasçılara geçmez. Nafaka borçlusunun ölümünden sonraki aylar için mirasçılardan nafaka istenemez. Buna karşılık ölümden önce birikmiş ve ödenmemiş nafaka alacakları, terekenin borcu olarak kalabilir. Bu alacakların tahsili miras hukukunun genel kurallarına tabidir.
Nafaka borçlusunun ölümünde birikmiş nafaka borcu, terekeye ait bir borç olarak kalır; mirasçılar mirası TMK 605 ve 606 uyarınca üç ay içinde reddederek tereke borçlarından sorumlu olmaktan kurtulabilir. Nafaka alacaklısının ölümünde ise ölüm tarihine kadar birikmiş alacak, mirasçılarına geçen alacaklar arasında yer alabilir. Mirasçılığın belgelenmesi için veraset ilamı (mirasçılık belgesi) gerekir; mirasın paylaşımına ilişkin genel bilgiler için miras paylaşımı sayfamıza bakabilirsiniz.
Mahkeme Kararıyla Kaldırma Sebepleri
TMK 176 uyarınca nafaka alacaklısının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır. Bu üç sebep sınırlı olarak sayılmıştır. Her birinde ispat yükü, nafakanın kaldırılmasını isteyen taraftadır. Aşağıda her sebep ayrı olarak açıklanmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 2019 kararında, irat biçimindeki nafakanın hangi hâllerde kaldırılacağının TMK 176/3’te sayıldığını vurgulamıştır. Kanunda sayılmayan tek önemli hâl, aşağıda ayrıca ele alınan, nafaka borçlusunun kendi kusuru olmaksızın yoksullaşmasıdır. Dava dilekçesinde hangi sebebe dayanıldığının açıkça belirtilmesi, mahkemenin araştırmasının da bu sebebe göre yönlendirilmesini sağlar.
Fiilen Evliymiş Gibi Yaşama
Fiilen evliymiş gibi yaşama, nafaka alacaklısının resmî nikâh olmaksızın bir başkasıyla evlilik birliğine benzer bir hayat sürmesidir. Belirleyici olan, birlikteliğin süreklilik taşıması ve ortak bir hayatın kurulmuş olmasıdır. Aynı evi paylaşma, ortak giderlerin birlikte karşılanması ve çevrede çift olarak tanınma bu değerlendirmede dikkate alınır. Kanunda veya içtihatta sabit bir süre öngörülmemiştir; değerlendirme somut olaya göre yapılır.
Yargıtay, bu sebebin ispatında birlikteliğin sürekliliğini aramaktadır. Hukuk Genel Kurulu bir kararında bu ölçütü şöyle ifade etmiştir:
“Madde metninden de anlaşılacağı üzere evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşama hâlinde mahkeme kararı ile yoksulluk nafakasının kaldırılacağı öngörülmüştür. Somut olayda davalı-birleşen davacı kadının başka biri ile devamlı bir şekilde birlikte yaşadığı ispatlanamamıştır.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 27.9.2018, E.2018/483, K.2018/1356 (Yargıtay Karar Arama)
Buna karşılık birlikte yaşamanın tanıklarla somut biçimde ispatlandığı dosyalarda Yargıtay, kaldırma talebinin reddini bozmaktadır. Aşağıdaki kararda nafaka alacaklısının, boşandıktan sonra bir başkasıyla imam nikâhı kıyarak birkaç ay birlikte yaşadığı tanık beyanlarıyla ortaya konmuştur. İlk derece mahkemesi, dava tarihinde bu birlikteliğin sona erdiği gerekçesiyle davayı reddetmiş; Yargıtay ise kararı bozmuştur:
“Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere dinlenen tanık beyanları ile davalının evlenme olmaksızın fiilen başka bir erkekle yaşadığı sabit olduğu halde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 26.10.2015, E.2015/9969, K.2015/16668 (Yargıtay Karar Arama)
Yoksulluğun Ortadan Kalkması
Yoksulluğun ortadan kalkması, nafaka alacaklısının zorunlu harcamalarını karşılayacak düzenli bir gelire veya mal varlığına kavuşmasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre asgari ücret düzeyindeki bir gelir, yoksulluğu tek başına ortadan kaldırmaz. Asgari ücretin biraz üzerindeki bir gelir de nafakayı imkânsız kılmaz; bu durum ancak nafakanın miktarında dikkate alınır. Bu nedenle nafaka alacaklısının işe girmesi, tek başına nafakanın kaldırılması için yeterli değildir.
Yargıtay’ın bu konudaki yerleşik yaklaşımı şöyledir:
“Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması” yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmediği gibi asgari ücretin üzerinde gelire sahip olunması da yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemiştir. Bu durumda ancak nafakanın miktarını tayinde etken olarak dikkate alınmalıdır.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 14.9.2017, E.2017/13454, K.2017/12069 (Yargıtay Karar Arama)
Bu kararda asgari ücretle temizlik işçisi olarak çalışan nafaka alacaklısı hakkında nafakayı tamamen kaldıran ilk derece kararı bozulmuş, nafakanın makul oranda indirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Haysiyetsiz Hayat Sürme
Haysiyetsiz hayat sürme, nafaka alacaklısının toplumun genel ahlak anlayışıyla bağdaşmayan bir yaşam biçimini sürekli olarak benimsemesidir. Tek seferlik davranışlar ve özel hayata ilişkin sıradan tercihler bu kapsamda değerlendirilmez. Aranan, davranışın süreklilik göstermesidir. Bu sebebin ispatında özel hayatın gizliliği sınırlarına özellikle dikkat edilmesi gerekir.
Yargıtay, “haysiyetsiz hayat sürme” kavramını dar yorumlamaktadır. Kavram TMK 163’te boşanma sebebi olarak da geçtiği için bu alandaki kararlar yol göstericidir. Örneğin bir boşanma davasında Yargıtay, eşin sürekli borçlanmasını bu kapsamda görmemiştir:
“davalının sürekli borçlanma şeklindeki eylemlerinin haysiyetsiz hayat sürme sayılması doğru olmadığından haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı boşanma kararı verilmesi de doğru olmamıştır.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.10.2025, E.2025/2470, K.2025/8940 (Yargıtay Karar Arama)
Nafakanın kaldırılması davasında da ileri sürülen davranışın süreklilik taşıyan ve toplumun genel ahlak anlayışıyla bağdaşmayan bir yaşam biçimi olduğunun somut delillerle ortaya konması gerekir.
Nafaka Borçlusunun Kendisi Yoksullaşırsa
Nafaka borçlusu kendi kusuru olmaksızın yoksulluğa düşerse hâkim, TMK 1 uyarınca nafakanın tamamen kaldırılmasına karar verebilir. Bu ilke, Anayasa Mahkemesi’nin 25 Haziran 2009 tarihli, E.2005/56, K.2009/94 sayılı kararında açıkça belirtilmiştir. Kanunda sayılmayan bu hâl, hakkaniyet gereği kabul edilmektedir. Borçlunun yoksullaşmasının kendi iradesi dışında gerçekleşmiş olması önemlidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14 Kasım 2019 tarihli, E.2017/3-1013, K.2019/1180 sayılı kararı bu ilkenin uygulamasına örnektir. Kararda, geliri bulunmayan ve geçimi ailesince sağlanan nafaka borçlusu karşısında, asgari ücretle sigortalı çalışan alacaklıya bağlanan nafakanın dava tarihinden itibaren kaldırılması kararı onanmıştır. Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Bu karar, tarafların ekonomik durumlarının birlikte değerlendirildiğini göstermektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin 2009 kararındaki ilke şu şekildedir:
“nafaka borçlusunun kendi kusuru bulunmaksızın yoksulluğa düşmesi halinde, hâkim Yasa metninde açıkça belirtilmese dahi 4721 sayılı TMK’nın 1. maddesine göre yoksulluk nafakasının koşulları ve kabul ediliş amacını göz önünde bulundurarak, nafakanın 4721 sayılı TMK’nın 176. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince tamamen kaldırılmasına da karar verebilecektir”
Anayasa Mahkemesi, 25.6.2009, E.2005/56, K.2009/94 (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.11.2019, E.2017/3-1013, K.2019/1180 içinde aktarıldığı şekliyle) (Yargıtay Karar Arama)
Hukuk Genel Kurulu da bu ilkeyi uygulayarak direnme kararını şu gerekçeyle onamıştır:
“dava tarihinden itibaren asgari ücret düzeyinde düzenli işi ve geliri bulunan davalıya bağlanan yoksulluk nafakasının azaltılarak dahi olsa devamına karar verilmesinin, davacıyı yoksulluğa düşürüp gerçek anlamda mağduriyetine neden olacağı gerekçesiyle yoksulluk nafakasının kaldırılmasına hükmeden yerel mahkeme direnme kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.11.2019, E.2017/3-1013, K.2019/1180 (Yargıtay Karar Arama)
Nafakanın Azaltılması
Kaldırma şartları oluşmasa bile, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde nafakanın azaltılması istenebilir (TMK 176). Nafaka borçlusunun gelirinin düşmesi veya alacaklının gelirinin artması bu talebin tipik gerekçeleridir. Azaltma talebi, kaldırma talebiyle birlikte de ileri sürülebilir. Mahkeme, tarafların güncel ekonomik durumlarını karşılaştırarak yeni miktarı belirler. Güncel durumun ön değerlendirmesi için nafaka hesaplama aracımızdan yararlanabilirsiniz.
Nafaka miktarı, kararlarda öngörülen artış oranlarıyla her yıl değişebilir. Azaltma davası açmadan önce nafakanın bugünkü tutarının doğru hesaplanması, talebin gerçekçi biçimde kurulması bakımından önemlidir. Bu hesaplama için nafaka artış oranı hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz. Hesaplama araçları kesin sonuç vermez; yalnızca fikir vermeye yöneliktir.
Yargıtay, kaldırma talebinin azaltma talebini de kapsadığını kabul etmektedir:
“yoksulluk nafakasının kaldırılması talebi, azaltılması talebini de içermekte olup, bu durum nafakanın miktarını tayinde ve indirilmesinde etken olarak dikkate alınmalıdır.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 23.11.2015, E.2015/11147, K.2015/18632 (Yargıtay Karar Arama)
Bu nedenle dilekçede ayrıca azaltma talebi yer almasa bile mahkeme, şartları oluşmuşsa nafakayı indirebilir. Yine de talebin dilekçede açıkça yazılması, uyuşmazlığın sınırlarını netleştirir ve mahkemenin her iki ihtimali de incelemesini kolaylaştırır.
Hangi Durumlarda Nafaka Kaldırılır, Hangilerinde Kaldırılmaz?
Aynı olay, farklı dosyalarda farklı sonuçlar doğurabilir. Nafakanın kaldırılıp kaldırılmayacağı, olayın kendisi kadar tarafların genel ekonomik ve sosyal durumuna da bağlıdır. Mahkeme her dosyayı kendi koşulları içinde değerlendirir. Bu nedenle tek bir olaya bakarak kesin sonuç çıkarmak doğru değildir.
Aşağıdaki tablo, sık karşılaşılan durumlar için bir ön değerlendirme aracıdır. Tablo, kanun ve yerleşik yargı kararlarındaki genel ilkeleri yansıtır. Kendi durumunuzun hangi satıra girdiği, somut delillere göre değişebilir. Kesin değerlendirme için dosyanın incelenmesi gerekir.
| Durum | Nafakaya etkisi | Yol |
|---|---|---|
| Alacaklının yeniden evlenmesi | Nafaka kendiliğinden sona erer | Belgeyle ileri sürme, dava gerekmez |
| Taraflardan birinin ölümü | Nafaka kendiliğinden sona erer | Belgeyle ileri sürme, dava gerekmez |
| Alacaklının fiilen evliymiş gibi yaşaması | Kaldırma sebebidir | Nafakanın kaldırılması davası |
| Alacaklının sürekli ve yeterli gelire veya mal varlığına kavuşması | Kaldırma sebebi olabilir | Nafakanın kaldırılması davası |
| Alacaklının asgari ücretle çalışmaya başlaması | Tek başına kaldırma sebebi değildir; miktara etki edebilir | Azaltma davası değerlendirilebilir |
| Alacaklının haysiyetsiz hayat sürmesi | Kaldırma sebebidir | Nafakanın kaldırılması davası |
| Borçlunun kusuru olmadan yoksullaşması | Kaldırma sebebi olabilir | Nafakanın kaldırılması davası |
| Borçlunun gelirinin azalması | Kural olarak azaltma sebebidir | Azaltma davası |
| Alacaklının nişanlanması | Tek başına kaldırma sebebi değildir | Fiilen evli gibi yaşama varsa dava |
Nafaka Alan Eski Eş İşe Girerse veya Asgari Ücretle Çalışırsa
Nafaka alan eski eşin işe girmesi, nafakanın kaldırılması için tek başına yeterli değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadına göre asgari ücret düzeyindeki gelir yoksulluğu ortadan kaldırmaz. Bu durum genellikle nafakanın indirilmesinde dikkate alınır; düzenli, güvenceli ve yeterli bir gelir ise kaldırma sebebi olabilir. Borçlunun da geliri yoksa, Hukuk Genel Kurulu’nun 2019 kararında olduğu gibi tarafların durumu birlikte değerlendirilerek kaldırma kararı verilebilir.
Yargıtay, alacaklının çalıştığı işin niteliğine de bakmaktadır:
“Geçici işlerde çalışmak yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektirmez.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 22.5.2017, E.2016/18873, K.2017/7629 (Yargıtay Karar Arama)
Aynı kararda, alacaklının kendi isteğiyle ayrıldığı ve her an sona erebilecek bir işin sabit bir gelir kaynağı sayılamayacağı belirtilmiştir. Buna karşılık asgari ücretin belirgin biçimde üzerinde, düzenli ve güvenceli bir gelir elde edilmesi kaldırma sebebi olarak değerlendirilebilir.
Nafaka Alacaklısı Emekli Olursa veya Miras Kalırsa
Nafaka alacaklısının emekli olması veya mirasa konması, nafakayı kendiliğinden sona erdirmez ve yoksulluğun ortadan kalkıp kalkmadığı ölçütüyle değerlendirilir. Bağlanan emekli aylığının zorunlu harcamaları karşılayacak düzeyde olup olmadığına bakılır. Miras yoluyla edinilen mal varlığının düzenli gelir sağlayıp sağlamadığı da önemlidir. Gelir yeterli değilse, durum nafakanın kaldırılmasına değil, miktarının azaltılmasına yol açabilir.
Yargıtay, babasından ölüm aylığı bağlanan nafaka alacaklısı hakkında nafakanın kaldırılmasını değil, indirilmesini gerekli görmüştür:
“yasal düzenlemeler ve Yargıtay İçtihatları doğrultusunda davalı kadının maaş gelirinin bulunması hakkında hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektirmez. Bu durum yoksulluk nafakasının indirilmesi nedenidir.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 19.4.2017, E.2017/11614, K.2017/5565 (Yargıtay Karar Arama)
Emekli aylığının tahmini tutarı için emekli maaşı hesaplama aracımızdan yararlanabilirsiniz.
Nişanlanma, Sevgili veya Kısa Süreli Birliktelik
Nafaka alacaklısının nişanlanması veya bir ilişkisinin bulunması, tek başına nafakanın kaldırılması sebebi değildir. Kanunun aradığı, evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşamadır. Bunun için birlikteliğin süreklilik taşıması ve ortak bir hayatın kurulmuş olması gerekir. Ara sıra görülen ve ortak bir hayata dönüşmemiş birliktelikler bu şartı karşılamaz.
Burada belirleyici olan sürenin uzunluğundan çok birlikteliğin niteliğidir. Yukarıda aktarılan Yargıtay kararında, imam nikâhıyla kurulan ve birkaç ay süren ortak yaşam, dava tarihinde sona ermiş olmasına rağmen kaldırma sebebi sayılmıştır. Buna karşılık birlikte görülme veya ara sıra görüşme gibi olgular, tek başına ortak bir hayatın kurulduğunu göstermeyebilir. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi ise nafakayı dava gerekmeksizin sona erdirir.
Nafaka Ödeyen Eski Eş Yeniden Evlenir veya Çocuk Sahibi Olursa
Nafaka ödeyen eski eşin yeniden evlenmesi veya çocuk sahibi olması, nafakayı kendiliğinden sona erdirmez. Bu gelişmeler, borçlunun mali yükünü artırdığı ölçüde azaltma talebinin gerekçesi olabilir. Mahkeme, yeni yükümlülüklerle birlikte borçlunun gelirini ve alacaklının ihtiyacını karşılaştırır. Kaldırma için ise TMK 176’daki sebeplerden birinin bulunması gerekir.
Yargıtay, nafaka borçlusunun yeniden evlendiğini ve çocuk sahibi olduğunu ileri sürdüğü, alacaklının ise asgari ücretle çalışmaya başladığı bir dosyada nafakanın kaldırılmasını değil, uygun miktarda indirilmesini gerekli görmüştür:
“Davalının aldığı nafaka ile geçinmesi günümüz ekonomik koşullarında mümkün görünmediğine göre çalışması bir zorunluluk arzetmekle birlikte, asgari ücret seviyesindeki geliri de davalıyı yoksulluktan kurtaracak düzeyde değildir.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 21.12.2015, E.2015/15153, K.2015/20624 (Yargıtay Karar Arama)
Nafaka Ödeyen Eski Eş İşsiz Kalırsa veya Emekli Olursa
Nafaka ödeyen eski eşin işsiz kalması veya emekli olması, kural olarak nafakanın azaltılması sebebidir. Borçlu kendi kusuru olmaksızın yoksulluğa düşmüşse, Anayasa Mahkemesi’nin 2009 kararında belirtildiği üzere nafakanın tamamen kaldırılması da gündeme gelebilir. Ancak işini kendi isteğiyle bırakan veya gelirini gizleyen borçlu bakımından aynı sonuç beklenmemelidir. Mahkeme, gelir kaybının gerçek ve iradi olmayan bir nedene dayanıp dayanmadığına bakar.
İşsizlik ödeneği geçici ve sınırlı süreli bir gelir olduğu için mahkeme, borçlunun uzun vadeli gelir durumunu da değerlendirir. Borçlunun emekli olması hâlinde ise bağlanan aylık, çalışırken elde ettiği gelirle karşılaştırılır. Gelir kaybının belgelenmesi için SGK kayıtları ve ödeme belgeleri dosyaya sunulmalıdır. Tahmini tutarlar için işsizlik maaşı hesaplama ve emekli maaşı hesaplama araçlarımızdan yararlanabilirsiniz.
Nafakanın Kaldırılması Davası Nasıl Açılır?
Nafakanın kaldırılması davası, nafaka borçlusu tarafından nafaka alacaklısına karşı aile mahkemesinde açılır. Dava dilekçesinde nafakaya hükmeden kararın bilgileri, dayanılan kaldırma sebebi, bu sebebi oluşturan somut olaylar ve deliller gösterilir. Dava basit yargılama usulüne tabidir. Dava açılması, nafaka ödeme yükümlülüğünü kendiliğinden durdurmaz.
Kaldırma talebiyle birlikte, terditli olarak azaltma talebi de ileri sürülebilir. Böylece mahkeme kaldırma şartlarını oluşmuş görmezse, nafakanın azaltılması talebini değerlendirebilir. Bu yöntem, tek bir dava içinde iki ihtimalin birlikte incelenmesini sağlar. Uygulamada nafaka kaldırma davası açılırken bu talebin unutulması sık görülen bir eksikliktir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kaldırma davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde, 4787 sayılı Kanun uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun belirlediği asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Yetkili mahkeme ise TMK 177 uyarınca nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir. Bu nedenle dava, nafakaya hükmeden mahkemede değil, alacaklının güncel yerleşim yerinde açılır.
TMK 177’nin metni şöyledir: “Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.” Kaldırma davasında davalı nafaka alacaklısı olduğundan, HMK 6’daki genel yetki kuralı da aynı sonuca götürür. Aile mahkemelerinin kuruluşu ve aile mahkemesi bulunmayan yerlerdeki görevlendirme, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun‘da düzenlenmiştir.
Dava Kime Karşı Açılır?
Kaldırma davası, nafaka alacaklısı olan eski eşe karşı açılır. Davayı nafaka borçlusu açar. Evlenme veya ölüm gibi kendiliğinden sona erme hâllerinde dava açılması gerekmez. Bu hâllerde sona erme, belgeyle icra dosyasında ileri sürülür.
Nafaka alacaklısı da aynı dönemde nafakanın artırılmasını isteyebilir. Bu durumda kaldırma ve artırma davaları birleştirilerek birlikte görülebilir. Yargıtay, böyle birleşen bir dosyada artırma davasının deliller toplanmadan reddedilmesini de bozma sebebi saymıştır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 7.3.2017, E.2016/14742, K.2017/2577).
Basit Yargılama Usulü
Her çeşit nafaka davası, HMK 316/1-ç uyarınca basit yargılama usulüne tabidir. Bu usulde dilekçeler aşaması daha kısadır ve yargılamanın hızlı yürütülmesi amaçlanır. Taraflar delillerini dilekçeleriyle birlikte sunmak zorundadır. Basit yargılama usulünün ayrıntıları için Hukuk Muhakemeleri Kanunu sayfamıza bakabilirsiniz.
HMK 316/1-ç, basit yargılama usulünü “her çeşit nafaka davaları ile velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler” için öngörmektedir. Bu usulde cevap süresi, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır ve taraflar cevaba cevap ile ikinci cevap dilekçesi veremezler (HMK 317). Bu nedenle iddia ve deliller baştan eksiksiz sunulmalıdır.
Arabuluculuk Zorunlu mu?
Kaldırma davası için arabulucuya başvurmak zorunlu değildir. Aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar, dava şartı arabuluculuk kapsamında yer almamaktadır. Taraflar isterlerse ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir. Ancak dava doğrudan aile mahkemesinde açılabilir.
Dava şartı arabuluculuk, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve ilgili özel kanunlarda sayılan uyuşmazlıklarla sınırlıdır; aile hukuku uyuşmazlıkları bu sayımda yer almamaktadır. Aynı Kanun’a göre aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir (HUAK m.1/2). İhtiyari arabuluculukla varılan anlaşmaya icra edilebilirlik şerhi alınabilir; aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda bu inceleme duruşmalı yapılır (HUAK m.18/3). Aile içi şiddet söz konusuysa koruyucu tedbirler için uzaklaştırma kararı sayfamıza bakabilirsiniz.
Harç ve Masraflar
Kaldırma davasında harç ve gider avansı dava açılırken yatırılır. Harç tutarları her yıl tarifeyle güncellendiği için bu sayfada rakam verilmemiştir. Gider avansı, tebligat, tanık ve araştırma giderlerini karşılar. Güncel tutarı görmek için dava harcı hesaplama aracımızdan yararlanabilirsiniz.
Ödeme gücü bulunmayan kişiler, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla HMK 334 uyarınca adli yardım talep edebilir. Adli yardım kabul edilirse harç ve yargılama giderleri ödenmeden dava yürütülebilir. Avukatlık ücretine ilişkin genel bilgiler için boşanma avukatı ücreti sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Dava Dilekçesinde Neler Bulunmalı?
Kaldırma davası dilekçesinin, kaldırma sebebini somut olaylarla ortaya koyması gerekir. Soyut ifadelerle kurulan dilekçeler, ispat aşamasında yetersiz kalır. Dilekçede bulunması gereken başlıca unsurlar şunlardır:
- Davacı ve davalının kimlik ve adres bilgileri.
- Nafakaya hükmeden kararın mahkemesi, tarihi, esas ve karar numarası ile kesinleşme tarihi.
- Dayanılan kaldırma sebebi ve TMK 176’daki karşılığı.
- Bu sebebi oluşturan somut olaylar ve tarihleri.
- Deliller ve tanıkların listesi.
- Terditli olarak nafakanın azaltılması talebi.
- Varsa nafakanın tahsil edildiği icra dosyasının bilgileri.
- Hapis yaptırımı riski varsa, İİK 344 uyarınca uygulamanın dava sonuna bırakılması talebi.
Dilekçenin genel yapısı ve yazım kuralları için boşanma dilekçesi sayfamızdan yararlanabilirsiniz. Dava, aile mahkemesine fiziken başvurularak açılabileceği gibi UYAP Vatandaş Portalı üzerinden elektronik olarak da açılabilir.
Nafakanın Kaldırılması Davası Ne Kadar Sürer?
Kaldırma davasının ne kadar süreceğine dair kanunda belirlenmiş bir süre yoktur. Süre, mahkemenin iş yüküne, sosyal ve ekonomik durum araştırmasının tamamlanmasına ve tanık sayısına göre değişir. İstinaf yoluna başvurulması da toplam süreyi uzatır. Bu nedenle peşinen kesin bir süre vermek mümkün değildir.
İstinaf incelemesinden sonra temyiz yolunun açık olup olmadığı, uyuşmazlığın değerine ve kanundaki kesinlik sınırına bağlıdır. Yargıtay, yoksulluk nafakasının kaldırılması talebine ilişkin bir dosyada temyizi, temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle reddetmiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 19.9.2024, E.2024/4819, K.2024/6122). Böyle dosyalarda bölge adliye mahkemesinin kararı kesin hâle gelir ve süreç daha kısa tamamlanır.
Nafakanın Kaldırılması Davasında Deliller ve İspat
Kaldırma davasında ispat yükü nafaka borçlusundadır. Kaldırma sebebinin varlığını, somut ve hukuka uygun delillerle ortaya koymak davacıya düşer. Soyut iddialar ve genel anlatımlar, nafakanın kaldırılması için yeterli değildir. Mahkeme, delilleri bir bütün olarak değerlendirir.
Delil toplarken hukuka uygunluk sınırına dikkat edilmesi gerekir. HMK 189/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilen deliller, mahkemece bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Özel hayatın gizliliğini ihlal eden takip, kayıt veya izinsiz erişim yoluyla elde edilen bilgiler bu kapsamdadır. Aile davalarında ispatın genel kuralları için boşanma davalarında ispat sayfamıza bakabilirsiniz.
Sosyal ve Ekonomik Durum Araştırması
Mahkeme, nafaka davalarında tarafların sosyal ve ekonomik durumunu kolluk aracılığıyla araştırır. Bu araştırmada tarafların gelirleri, giderleri, yaşadıkları konut ve birlikte yaşadıkları kişiler tespit edilir. Araştırma sonucu, nafakanın kaldırılması veya azaltılması bakımından önemli bir delildir. Ancak tek başına belirleyici değildir; diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Yargıtay, bu araştırma yapılmadan verilen kaldırma kararlarını eksik inceleme gerekçesiyle bozmaktadır. Bir kararda mahkemeden yapılması gerekenler şöyle sayılmıştır:
“tarafların sosyal ve ekonomik durumları ayrıntılı olarak araştırılıp, tarafların mevcut aylık gelirlerinin belirlenmesi, davacının sosyal ve ekonomik durumunun değişip değişmediği, davalı kadının yoksulluk nafakası takdir edilmesi sırasında çalışıp çalışmadığı ve ek gelirinin bulunup bulunmadığı hususlarının belirlenmesi…”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 20.9.2017, E.2017/14390, K.2017/12295 (Yargıtay Karar Arama)
SGK, Tapu, Banka ve Araç Kayıtları
SGK kayıtları, tarafların sigortalı çalışıp çalışmadığını ve gelir düzeyini gösterir. Tapu ve araç kayıtları, mal varlığındaki değişiklikleri ortaya koyar. Banka kayıtları ise düzenli gelir akışını gösterebilir. Bu kayıtlar kural olarak mahkeme aracılığıyla ilgili kurumlardan istenir.
Tarafların kendi erişimindeki belgeler de dosyaya eklenebilir. Örneğin yerleşim yeri bilgisi e-Devlet yerleşim yeri belgesi ile, nüfus olayları ise nüfus kayıt örneğiyle belgelenebilir. Karşı tarafa ait banka, tapu ve araç kayıtları kişisel veri niteliğinde olduğundan mahkeme yazısıyla istenmelidir; bu kayıtların başka yollardan temin edilmesi hukuka aykırı delil sorununa yol açabilir.
Tanık Beyanları
Tanık beyanları, özellikle fiilen evliymiş gibi yaşama ve haysiyetsiz hayat sürme iddialarında önemli bir delildir. Tanıklar, birlikteliğin sürekliliği ve ortak hayatın varlığı hakkında görgüye dayalı bilgi verir. Duyuma dayanan beyanlar, görgüye dayanan beyanlar kadar değerli kabul edilmez. Tanık deliline ilişkin kurallar için boşanma davalarında tanık sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Tanık beyanlarının soyut kalması hâlinde Yargıtay, fiilî birlikteliği ispatlanmış saymamaktadır:
“Somut olayda; tanık beyanları kadının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşadığını kabule yeterli değildir.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 23.11.2015, E.2015/11147, K.2015/18632 (Yargıtay Karar Arama)
Bu dosyada Yargıtay, nafakanın tamamen kaldırılmasını bozmuş; ancak alacaklıya sonradan SGK’dan aylık bağlandığını gözeterek indirim yapılması gerektiğini belirtmiştir.
Adres Kayıtları, Fotoğraf ve Sosyal Medya Paylaşımları
Adres kayıt sistemindeki bilgiler, nafaka alacaklısının bir başkasıyla aynı adreste yaşayıp yaşamadığını gösterebilir. Herkese açık sosyal medya paylaşımları ve fotoğraflar da destekleyici delil olarak sunulabilir. Ancak bu delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması gerekir. Gizli hesaplara izinsiz erişim veya takip yoluyla elde edilen içerikler delil olarak kullanılamaz.
Yargıtay, sosyal medyadan alındığı ileri sürülen görüntülere dayanarak nafakayı kaldıran bir kararı, delillerin hukuka aykırı elde edildiği ve hesapların alacaklıya ait olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle bozmuştur:
“sahte profil oluşturup paylaşımlarda bulunmak veya kişi profillerinde hesap sahibinin bilgisi, muvafakatı ve izni olmaksızın yapılan paylaşımların delil olarak sunulması halinde, bunların 6100 Sayılı HMK’nun 189/2. maddesi kapsamında hukuka aykırı delil kabul edilmesi gerekir.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 7.3.2017, E.2016/14742, K.2017/2577 (Yargıtay Karar Arama)
Kaldırma Kararı Ne Zaman Hüküm Doğurur?
Nafakanın kaldırılması kararı, kesinleştikten sonra hüküm doğurur ve mahkemenin belirlediği tarihten itibaren etkili olur. Kararın kesinleşmesi, kanun yolu süreleri nedeniyle zaman alabilir. Bu süre içinde nafaka yükümlülüğü devam eder. Bu nedenle dava süresince ödemenin sürdürülmesi önemlidir.
Nafaka, kaldırma kararı kesinleşinceye kadar ödenmeye devam eder. Davanın açılmış olması veya ilk derece mahkemesinin kaldırma kararı vermiş olması, ödeme yükümlülüğünü kendiliğinden sona erdirmez. Ödemeyi erken kesen borçlu, icra takibi ve İİK 344’teki yaptırımlarla karşılaşabilir. Kararın etki tarihi ve kesinleşme konusu aşağıda ayrı ayrı açıklanmıştır.
Kaldırma Hangi Tarihten İtibaren Geçerli Olur?
Nafakanın kaldırılmasının hangi tarihten itibaren geçerli olacağını mahkeme belirler. Uygulamada kaldırma kararı çoğunlukla dava tarihinden itibaren verilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2019 kararında da nafaka dava tarihinden itibaren kaldırılmıştır. Evlenme ve ölüm gibi kendiliğinden sona erme hâllerinde ise sona erme, olayın gerçekleştiği tarihte gerçekleşir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 2019 kararındaki görüşmelerde, alacaklının yargılama sırasında evlendiği gözetilerek nafakanın evlenme tarihine kadar indirilmesi gerektiği görüşü de ileri sürülmüş, ancak Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Bu örnek, kaldırma tarihinin belirlenmesinde yargılama sırasında gerçekleşen olayların da tartışılabildiğini göstermektedir. Talep edilecek tarih, dayanılan sebebin ortaya çıktığı tarihe göre değerlendirilmelidir.
Karar Kesinleşmeden İcraya Konulabilir mi?
Nafakanın kaldırılması kararı kesinleşmeden icraya konulamaz. HMK 350 uyarınca kişiler hukuku ve aile hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin kaldırma kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuşsa, karar istinaf incelemesi tamamlanıp kesinleşinceye kadar uygulanamaz. Bu süre boyunca nafaka icra yoluyla tahsil edilmeye devam edebilir.
Nafakaya hükmeden kararlar ise farklı bir kurala tabidir. HMK 350 uyarınca istinaf kararın icrasını durdurmaz ve nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. Yani nafakaya hükmeden karar, kesinleşme beklenmeden icraya konulabilir. Bu asimetri, nafaka alacaklısının geçiminin kesintiye uğramamasını amaçlar.
Aynı kurallar temyiz aşaması için HMK 367’de de tekrarlanmıştır. Temyiz, kararın icrasını durdurmaz ve nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez; aile hukukuna ilişkin kararlar ise kesinleşmedikçe yerine getirilemez.
Dava Sürerken Nafaka Ödemeye Devam Etmeli miyim?
Dava sürerken nafaka ödemeye devam etmeniz gerekir. Kaldırma davası açmak, ödeme yükümlülüğünü durdurmaz. İİK 344 uyarınca borçlu kaldırma veya azaltma davası açmışsa, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir. Ancak bu bir takdir yetkisidir ve borcun ortadan kalktığı anlamına gelmez.
İİK 344’teki ilgili hüküm şöyledir:
“Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.”
İcra ve İflas Kanunu m.344 (mevzuat.gov.tr)
Biriken Nafaka Borçları Ne Olur?
Kaldırma kararından önceki döneme ait birikmiş nafaka borçları kural olarak tahsil edilebilir. Kaldırma kararı, mahkemenin belirlediği tarihten sonrası için hüküm doğurur. Bu tarihten önceki ödenmemiş nafakalar icra takibine konu olmaya devam eder; sonraki dönem için ise takip ve yaptırım uygulanamaz. Bu nedenle ödemeyi kesmek, ileride kaldırma kararı alınsa bile birikmiş bir borç doğurur.
Birikmiş nafaka alacağı için yapılan ilamlı takip, son işlemden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (İİK 39). Bu süre takip dosyasındaki her işlemle yeniden başladığından, düzenli işlem gören bir dosyada borç uzun süre takip edilebilir. Nafaka borçlusunun kaldırma davası süresince ödemeye devam etmesi ve dekontları saklaması, ileride alacak hesaplamasında yaşanabilecek uyuşmazlıkları azaltır.
Nafaka Ödenmezse Ne Olur?
Nafaka ödenmezse alacaklı icra takibi başlatabilir ve borçlu hakkında tazyik hapsi istenebilir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı bu yaptırımları ortadan kaldırmamıştır. Mevcut nafaka kararları iptalin yürürlüğünden önce de sonra da icra edilebilir niteliktedir. Ödenmeyen her ay, borca eklenir.
Nafakayı sona erdirmek isteyen borçlunun ödemeyi kesmek yerine dava açması gerekir. Ödemeyi kesmek, hem birikmiş borç hem de hapis yaptırımı riski doğurur. Dava açılmışsa, bu yaptırımın dava sonuna bırakılması talep edilebilir. Bu yol, borçlunun haklarını korurken yaptırım riskini azaltır.
İcra Takibi
Ödenmeyen nafaka için alacaklı, nafakaya hükmeden mahkeme kararına dayanarak ilamlı icra takibi başlatabilir. Takip kesinleştikten sonra borçlunun mal varlığına haciz konulabilir. Borçlu çalışıyorsa maaşından nafaka kesintisi yapılabilir. Paraların paylaştırılmasında, son bir yıl içinde tahakkuk etmiş nafaka alacakları İİK 206’daki sıra cetvelinde birinci sırada yer alır. İcra sürecinin ayrıntıları için icra avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.
Nafaka ilamlarında istinaf veya temyiz yoluna başvurulması icrayı durdurmaz ve icranın geri bırakılmasına karar verilemez (HMK 350, 367; İİK 36). Bu nedenle nafaka alacaklısı, nafakaya hükmeden karar kesinleşmeden de takip başlatabilir. Nafaka borçlusu ise takibe karşı ancak kanunda öngörülen sınırlı itiraz ve şikâyet yollarına başvurabilir; nafakanın kaldırılması için ayrıca dava açması gerekir.
Tazyik Hapsi
İİK 344 uyarınca nafakaya ilişkin kararın gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Tazyik hapsi bir ceza değil, borcun ödenmesini sağlamaya yönelik bir zorlama aracıdır. Borçlu birikmiş nafakayı öderse tahliye edilir. Borçlu kaldırma veya azaltma davası açmışsa, bu yaptırımın uygulanması davanın sonuna bırakılabilir.
Tazyik hapsi için şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer (İİK 347). Bu şikâyetlerde yetkili icra mahkemesi, icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemedir (İİK 348). Hükümlerin güncel metnine İcra ve İflas Kanunu üzerinden ulaşabilirsiniz.
Anlaşma ile Nafaka Sona Erdirilebilir mi?
Evet, taraflar anlaşarak nafakayı sona erdirebilir. Uygulamada en sık görülen yol, nafakanın toplu bir ödemeyle sonlandırılmasıdır. Bu yöntem, özellikle yeni düzenlemeye ilişkin belirsizlik döneminde iki taraf için de öngörülebilirlik sağlayabilir. Anlaşmanın içeriği ve biçimi, ileride uyuşmazlık çıkmaması için önem taşır.
Anlaşmanın açık, serbest iradeye dayalı ve resmîleştirilmiş olması gerekir. Hangi nafakanın, hangi tarihten itibaren ve hangi bedel karşılığında sona erdiği yazılı olarak belirlenmelidir. Anlaşmanın mahkeme önünde veya icra dosyasında resmî bir biçimde kayda geçirilmesi yararlıdır. Sözlü anlaşmalar, ileride ispat sorunlarına yol açabilir.
Toptan Ödeme
TMK 176, nafakanın toptan veya irat biçiminde ödenebileceğini düzenler. Toptan ödeme, nafakanın tek seferde ve tamamen ödenmesidir. Bu yöntemle nafaka yükümlülüğü kesin olarak sona erer ve ileride kaldırma veya azaltma davasına gerek kalmaz. Ancak toplu ödemenin miktarı ile hukuki ve icrai sonuçları önceden değerlendirilmelidir.
Toplu ödeme anlaşması mahkeme önünde veya icra dosyasında kayıt altına alınabileceği gibi arabuluculuk yoluyla da yapılabilir. Arabuluculuk sonunda varılan anlaşmaya icra edilebilirlik şerhi alınırsa anlaşma ilam niteliğinde belge sayılır (HUAK m.18). Toplu ödemenin miktarı belirlenirken nafakanın güncel tutarı, alacaklının yaşı ve kaldırma sebeplerinin ortaya çıkma ihtimali gibi unsurlar birlikte değerlendirilebilir. Maddi tazminat da TMK 176/1 uyarınca toptan veya irat biçiminde ödenebildiğinden, tazminat ve nafakanın birlikte ele alındığı dosyalarda boşanma davalarında tazminat sayfamız da yol gösterici olabilir.
Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Nafaka
Anlaşmalı boşanma protokolüyle belirlenen nafaka da Anayasa Mahkemesi kararıyla kendiliğinden sona ermez. Bu nafaka da TMK 176’ya tabidir ve aynı sebeplerle kaldırılabilir veya azaltılabilir. Protokolde nafakanın süresi açıkça belirlenmişse, o süre esas alınır. Protokol hazırlığına ilişkin bilgiler için anlaşmalı boşanma sayfamıza bakabilirsiniz.
Anlaşmalı boşanmada protokolün geçerlilik kazanması için hâkimin tarafları bizzat dinlemesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması gerekir (TMK 166/3). Hâkimin onayladığı protokoldeki nafaka hükmü mahkeme kararının bir parçası hâline gelir; bu nedenle sonradan değiştirilmesi de ancak TMK 176’daki yollarla mümkündür. Yeni düzenlemenin geçiş hükümleri, protokolle belirlenen süresiz nafakalar bakımından da ayrıca değerlendirilmelidir.
Süresiz Nafaka İptali ve Nafakanın Kaldırılması ile İlgili Önemli Yargı Kararları
Bu alandaki uygulama, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarıyla şekillenmiştir. Bu kararlar, kanunun nasıl yorumlanacağını ve hangi durumlarda nafakanın kaldırılabileceğini belirler. Özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yoksulluk tanımı, alt derece mahkemelerinin kararlarına yön vermektedir. Aşağıda beş önemli karar kısaca özetlenmiştir.
Özetler, kararların resmî metinlerine dayanmaktadır ve her biri kendi somut olayına ilişkindir. Bir kararın sonucu, benzer görünen başka bir dosyaya aynen uygulanamayabilir. Kararlar, ilkeyi göstermek amacıyla aktarılmıştır. Kendi durumunuz için dosyanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Anayasa Mahkemesi, 4.6.2026, E.2025/156, K.2026/131
Anayasa Mahkemesi, TMK 175/1’deki “süresiz olarak” ibaresini Anayasa’nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Mahkeme, nafaka yükümlülüğünün ölçüt belirlenmeksizin süresiz öngörülmesinin borçlu için ağır bir külfet oluşturduğunu değerlendirmiştir. İptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecektir.
“Buna göre yoksulluk nafakası, kural olarak durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabileceği gibi bazı durumlarda öngörülecek koşulların varlığı hâlinde nafaka alacaklısı lehine nafaka süresinin uzatılarak yaşam boyunca nafakaya hükmedilebilmesine imkân sağlanması da devletin çatışan haklar arasında adil bir denge kurma yükümlülüğünün sonucudur.”
Anayasa Mahkemesi, 4.6.2026, E.2025/156, K.2026/131, § 31 (Resmî Gazete, karar metni)
Anayasa Mahkemesi, 17.5.2012, E.2011/136, K.2012/72
Anayasa Mahkemesi bu kararda aynı ibareyi Anayasa’ya aykırı bulmamıştır. Mahkeme, kuralın her durumda süresiz nafakayı zorunlu kılmadığını ve hâkimin somut olaya göre değerlendirme yapabileceğini kabul etmiştir. 2026 kararı, uygulamanın bu yorumla örtüşmediğini tespit etmiştir.
Kararın tam metnine Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Anayasa Mahkemesi, 25.6.2009, E.2005/56, K.2009/94
Anayasa Mahkemesi bu kararında, nafaka borçlusunun kendi kusuru olmaksızın yoksulluğa düşmesi hâlinde hâkimin TMK 1 uyarınca nafakanın tamamen kaldırılmasına karar verebileceğini belirtmiştir. Bu ilke, kanunda sayılmayan bir kaldırma hâlinin hakkaniyet gereği kabul edilmesini sağlamıştır. Karar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2019 kararında da aktarılmıştır.
Kararın ilgili bölümü, yukarıdaki “Nafaka Borçlusunun Kendisi Yoksullaşırsa” başlığında alıntılanmıştır. Kararın tam metnine Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.11.2019, E.2017/3-1013, K.2019/1180
Hukuk Genel Kurulu, asgari ücret düzeyindeki gelirin yoksulluğu tek başına ortadan kaldırmadığı yönündeki yerleşik içtihadını tekrarlamıştır. Bununla birlikte, geliri bulunmayan ve geçimi ailesince sağlanan borçlu karşısında, asgari ücretle sigortalı çalışan alacaklıya bağlanan nafakanın dava tarihinden itibaren kaldırılmasına ilişkin direnme kararını onamıştır. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.
“Bu durumda, asgari ücret seviyesinde bir gelire sahip olan nafaka alacaklısı davalının yoksulluğunun ortadan kalkmadığı kabul edildiğinden TMK’nın 176/3. maddesi uyarınca nafakanın kaldırılması olanağının bulunmadığı açıktır.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.11.2019, E.2017/3-1013, K.2019/1180 (Yargıtay Karar Arama)
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.12.2017, E.2016/8859, K.2017/14407
Bu karar, Anayasa Mahkemesi’nin 2026 kararında, uygulamada “süresiz olarak” ibaresinin emredici kabul edildiğine örnek olarak gösterilmiştir. Karar, nafakanın hâkim tarafından süreyle sınırlandırılamayacağı yaklaşımını yansıtmaktadır. Anayasa Mahkemesi, bu uygulama nedeniyle 2012’deki yorumunun karşılık bulmadığını belirlemiştir.
“Bu bakımdan nafaka alacaklısı açıkça talep etmedikçe, yoksulluk nafakasının belirli bir süreyle sınırlandırılması yasada bulunmayan bir unsuru yasaya dahil etmek anlamına gelir.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.12.2017, E.2016/8859, K.2017/14407 (Yargıtay Karar Arama)
Yazıda Atıf Yapılan Diğer Yargıtay Kararları
Aşağıdaki kararlar, yazının ilgili bölümlerinde alıntılanmış veya özetlenmiştir. Kararların tam metinlerine Yargıtay Karar Arama sisteminde daire, esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
| Karar | Konu | Sonuç |
|---|---|---|
| HGK, 27.9.2018, E.2018/483, K.2018/1356 | Fiilen evliymiş gibi yaşamada süreklilik | Devamlı birlikte yaşama ispatlanamadı; nafaka koşulları oluştu |
| 3. HD, 26.10.2015, E.2015/9969, K.2015/16668 | Tanıkla ispatlanan birlikte yaşama | Ret kararı bozuldu |
| 3. HD, 23.11.2015, E.2015/11147, K.2015/18632 | Tanık yetersizliği; kaldırma talebinin azaltmayı kapsaması | Tamamen kaldırma bozuldu; indirim yapılmalı |
| 3. HD, 21.12.2015, E.2015/15153, K.2015/20624 | Asgari ücretle çalışmaya başlayan alacaklı | Tamamen kaldırma bozuldu; indirim yapılmalı |
| 3. HD, 7.3.2017, E.2016/14742, K.2017/2577 | Sosyal medya görüntüleri ve hukuka aykırı delil | Kaldırma kararı bozuldu |
| 3. HD, 19.4.2017, E.2017/11614, K.2017/5565 | Ölüm aylığı bağlanan alacaklı | Tamamen kaldırma bozuldu; indirim yapılmalı |
| 3. HD, 22.5.2017, E.2016/18873, K.2017/7629 | Geçici işte çalışma | Kaldırma kararı bozuldu |
| 3. HD, 14.9.2017, E.2017/13454, K.2017/12069 | Asgari ücret ve üzerindeki gelir | Tamamen kaldırma bozuldu; indirim yapılmalı |
| 3. HD, 20.9.2017, E.2017/14390, K.2017/12295 | Sosyal ve ekonomik durum araştırması | Eksik araştırma nedeniyle bozuldu |
| 3. HD, 13.2.2018, E.2018/330, K.2018/993 | Yetim aylığı; yoksulluk tanımı | Tamamen kaldırma bozuldu; indirim yapılmalı |
| 2. HD, 19.9.2024, E.2024/4819, K.2024/6122 | Temyiz kesinlik sınırı | Temyiz dilekçesi reddedildi |
| 2. HD, 20.10.2025, E.2025/2470, K.2025/8940 | Haysiyetsiz hayat kavramı (TMK 163) | Borçlanma haysiyetsiz hayat sayılmadı; karar bozuldu |
Nafakanın Kaldırılmasında Sık Yapılan Hatalar
Nafakanın kaldırılmasında yapılan hataların çoğu, sürecin yanlış anlaşılmasından kaynaklanır. Taraflar, kanunun aradığı şartları ve izlenmesi gereken usulü her zaman doğru bilmeyebilir. Bu durum hem gereksiz yargılama giderlerine hem de hak kayıplarına yol açar. Hataların önemli bir bölümü, dava açılmadan önce yapılacak bir değerlendirmeyle önlenebilir.
Anayasa Mahkemesi kararının ardından yapılan haberler, yeni bir hata kaynağı oluşturmuştur. “Süresiz nafaka kalktı” başlıkları, bazı borçluların ödemeyi kesmesine neden olabilmektedir. Oysa iptal henüz yürürlüğe girmemiştir ve mevcut kararlar geçerlidir. Sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
- AYM kararına dayanarak nafaka ödemesini kesmek.
- Alacaklının işe girdiğini öğrenince dava açmadan ödemeyi durdurmak.
- Kaldırma sebebini somut delillerle desteklemeden dava açmak.
- Hukuka aykırı yollarla elde edilen delillere dayanmak.
- Kaldırma talebiyle birlikte terditli olarak azaltma talebinde bulunmamak.
- Kaldırma kararının kesinleşmesini beklemeden ödemeyi kesmek.
- Alacaklının yeniden evlendiğini icra dosyasına bildirmemek.
Hukuki Destek
Kaldırma davasında sonuç, büyük ölçüde doğru kaldırma sebebinin seçilmesine ve bu sebebin hukuka uygun delillerle ispatlanmasına bağlıdır. Dava açılmadan önce yapılacak bir değerlendirme, hangi yolun açık olduğunu netleştirir. Bu değerlendirme, gereksiz yargılama giderlerini ve hapis yaptırımı riskini önlemeye yardımcı olabilir. Her dosyanın kendi koşulları vardır ve sonuç peşinen bilinemez.
Eserçelik Hukuk Bürosu olarak nafakanın kaldırılması ve azaltılması davalarında, nafaka ödeyen ve nafaka alan taraflara hukuki destek veriyoruz. Kaldırma sebebinin değerlendirilmesi, delillerin belirlenmesi ve davanın takibi bu desteğin kapsamındadır. Anayasa Mahkemesi kararı ve beklenen düzenleme ışığında mevcut nafakanın durumunun değerlendirilmesi de hizmetlerimiz arasındadır. Diğer aile hukuku konuları için boşanma avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Aşağıdaki cevaplar, yürürlükteki mevzuata ve yayımlanmış yargı kararlarına dayanmaktadır. Her cevap, sorunun en kısa ve doğrudan yanıtını vermek amacıyla hazırlanmıştır.
Cevaplar genel bilgi niteliğindedir ve kendi durumunuza ilişkin hukuki değerlendirmenin yerini tutmaz. Yeni nafaka düzenlemesi yasalaştığında ilgili cevaplar güncellenecektir.
Süresiz nafaka kalktı mı?
Hayır, süresiz nafaka bugün itibarıyla kalkmadı. Anayasa Mahkemesi “süresiz olarak” ibaresini 4 Haziran 2026’da iptal etti, ancak iptal 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Bu tarihe kadar mevcut kurallar aynen uygulanır.
Süresiz nafaka ne zaman kalkacak?
Süresiz nafakaya dayanak olan ibare 30 Haziran 2027’de yürürlükten kalkacak. Bu tarihten sonra nafakanın süresinin nasıl belirleneceği, TBMM’nin yapacağı yeni düzenlemeye bağlıdır. Mevcut nafakaların durumu da bu düzenlemenin geçiş hükümleriyle belirlenecektir.
Süresiz nafaka iptali Resmî Gazete’de yayımlandı mı?
Süresiz nafaka iptali, 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Anayasa Mahkemesi’nin 4 Haziran 2026 tarihli, E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararı bu sayıda yer almaktadır. Dokuz aylık yürürlük süresi bu tarihten itibaren işlemeye başladı.
Ödediğim nafaka kesilecek mi?
Ödediğiniz nafaka, Anayasa Mahkemesi kararıyla kendiliğinden kesilmeyecek. İptal kararları geriye yürümediği için mevcut nafaka kararları geçerliliğini korur. Nafakayı sona erdirmenin yolu, TMK 176’daki sebeplere dayanan kaldırma davasıdır.
Süresiz nafaka iptali geriye dönük uygulanır mı?
Süresiz nafaka iptali geriye dönük uygulanmaz; Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca iptal kararları geriye yürümez. Bu nedenle geçmişte ödenmiş nafakalar geri istenemez. Mevcut nafakaların ileride nasıl etkileneceği yeni düzenlemenin geçiş hükümlerine bağlıdır.
Süresiz nafaka iptali çocuk nafakasını etkiler mi?
Süresiz nafaka iptali, çocuk için ödenen iştirak nafakasını etkilemez. İptal kararı yalnızca TMK 175’teki yoksulluk nafakasına ilişkindir. İştirak nafakası TMK 182 ve 328 kapsamında ayrıca düzenlenmiştir.
Nafaka kendiliğinden kesilir mi?
Nafaka yalnızca alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kesilir (TMK 176). Diğer hâllerde nafakanın kaldırılması için mahkeme kararı gerekir. Kendiliğinden sona erme hâlinde de durumun icra dosyasında belgeyle ileri sürülmesi gerekir.
Nafaka alan eski eşim evlenirse ne yapmalıyım?
Nafaka alan eski eşiniz evlenirse nafaka evlenme tarihinden itibaren kendiliğinden sona erer (TMK 176). Nafaka icra yoluyla tahsil ediliyorsa, evlenmeyi nüfus kayıtlarıyla belgeleyerek icra dairesine bildirmeniz gerekir. Uyuşmazlık çıkarsa icra mahkemesine başvurulabilir.
Nafaka alan eski eşim işe girdi, nafaka kaldırılır mı?
Nafaka alan eski eşinizin işe girmesi, nafakanın kaldırılması için tek başına yeterli değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14 Kasım 2019 tarihli kararında da vurgulandığı üzere asgari ücret düzeyindeki gelir yoksulluğu ortadan kaldırmaz. Bu durum ancak nafakanın miktarında dikkate alınabilir.
Nafaka alan kişi nişanlanırsa nafaka kesilir mi?
Nafaka alan kişinin nişanlanması, nafakanın kesilmesi için tek başına yeterli değildir. TMK 176’nın aradığı, evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşamadır. Bunun için süreklilik taşıyan bir ortak hayatın ispatlanması gerekir.
Nafakanın kaldırılması davası hangi mahkemede açılır?
Nafakanın kaldırılması davası aile mahkemesinde açılır; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar. TMK 177 uyarınca yetkili mahkeme, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir. Dava, nafakaya hükmeden mahkemede açılmak zorunda değildir.
Nafaka kaldırma davası için arabuluculuk zorunlu mu?
Nafaka kaldırma davası için arabuluculuk zorunlu değildir. Aile hukuku uyuşmazlıkları, 6 Ekim 2026 itibarıyla dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir. Taraflar isterse ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir.
Nafakanın kaldırılması kararı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
Nafakanın kaldırılması kararı kesinleşmeden icraya konulamaz. HMK 350 uyarınca aile hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Bu süre içinde nafaka ödenmeye devam etmelidir.
Dava açtım, nafaka ödemeyi bırakabilir miyim?
Dava açmış olmanız, nafaka ödemeyi bırakabileceğiniz anlamına gelmez. Ödeme yükümlülüğü, kaldırma kararı kesinleşinceye kadar devam eder. İİK 344 uyarınca tazyik hapsinin uygulanması dava sonuna bırakılabilir, ancak bu mahkemenin takdirindedir ve borcu ortadan kaldırmaz.
Nafaka hangi tarihten itibaren kaldırılır?
Nafakanın hangi tarihten itibaren kaldırılacağını mahkeme belirler. Uygulamada kaldırma çoğunlukla dava tarihinden itibaren yapılmaktadır; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14 Kasım 2019 tarihli kararında da bu yol izlenmiştir. Evlenme ve ölümde ise sona erme olay tarihinde gerçekleşir.
Nafaka borçlusu işsiz kalırsa nafaka kaldırılır mı?
Nafaka borçlusunun işsiz kalması kural olarak nafakanın azaltılması sebebidir. Borçlu kendi kusuru olmaksızın yoksulluğa düşmüşse, Anayasa Mahkemesi’nin 25 Haziran 2009 tarihli kararında belirtildiği üzere nafakanın tamamen kaldırılması da gündeme gelebilir. İşini kendi isteğiyle bırakan borçlu bakımından aynı sonuç beklenmemelidir.
Anlaşmalı boşanmada kararlaştırılan süresiz nafaka da etkilenir mi?
Anlaşmalı boşanmada kararlaştırılan süresiz nafaka da Anayasa Mahkemesi kararıyla kendiliğinden sona ermez. Bu nafaka da TMK 176’ya tabidir ve aynı sebeplerle kaldırılabilir veya azaltılabilir. Yeni düzenlemenin geçiş hükümleri bu nafakaları da kapsayabilir.
Yeni düzenlemede nafaka kaç yıl olacak?
Yeni düzenlemede nafakanın kaç yıl olacağına bugün kesin bir cevap verilemez, çünkü 6 Ekim 2026 itibarıyla kabul edilmiş bir kanun yoktur. Anayasa Mahkemesi, sürenin evliliğin süresi, alacaklının yaşı, eğitim ve sağlık durumu gibi ölçütlerle belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Kamuoyuna yansıyan rakamlar bağlayıcı değildir.
Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafaka iptali, yoksulluk nafakasını kaldırmamış, yalnızca süresiz olarak bağlanmasına dayanak olan ibareyi iptal etmiştir. İptal 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek ve iptal kararları geriye yürümediği için mevcut nafakalar kendiliğinden sona ermeyecektir. Bugün bir nafakayı sona erdirmenin yolu, TMK 176’daki evlenme, ölüm ve mahkeme kararıyla kaldırma hâlleridir. Nafaka borçlusunun kendi kusuru olmaksızın yoksulluğa düşmesi de kaldırma sebebi olabilir. Kaldırma davası açılmış olsa bile, kaldırma kararı kesinleşinceye kadar ödemenin kesilmemesi gerekir. Aksi hâlde birikmiş borç ve hapis yaptırımı riski doğar.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup somut olayınız bakımından hukuki danışmanlık yerine geçmez. Sayfa, 6 Ekim 2026 tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır. Dayanılan kaynaklar: Anayasa Mahkemesi’nin 4.6.2026 tarihli, E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararı ve 30 Eylül 2026 tarihli, 33386 sayılı Resmî Gazete; Türk Medeni Kanunu; Hukuk Muhakemeleri Kanunu; İcra ve İflas Kanunu.








