Vasi tayini nasıl yapılır? 2026 yılı güncel mevzuatına göre vasi atanması, Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen şartların bulunması ve yetkili sulh hukuk mahkemesinin değerlendirmesi sonucunda gerçekleşir. Vasi, vesayet altındaki kişiyi hukuki işlemlerde temsil etmek, kişisel menfaatlerini korumak ve malvarlığını yönetmekle görevlidir.Vasi tayini, velayet altında bulunmayan küçüklerin veya hukuken korunmaya ihtiyaç duyan kişilerin haklarını ve malvarlığını korumak amacıyla mahkeme tarafından vasi atanması işlemidir. Vesayet kararı alınması, değiştirilmesi, kaldırılması, ek görev ve yetkilere ilişkin tüm hususlarda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Vasi atanması şartları; velayet altında bulunmama, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, savurganlık, malvarlığının kötü yönetilmesi ve kanunda düzenlenen diğer vesayet sebeplerine göre değişmektedir. Ayrıca belirli şartlarda kişinin kendi isteğiyle kısıtlanması veya hapis cezasının infazı nedeniyle vesayet tedbirlerine başvurulması mümkündür. Vasi tayini davası kapsamında mahkeme, kişinin korunma ihtiyacını ve vasi olarak atanacak kişinin uygunluğunu değerlendirir.
Bu yazımızda 2026 vasi tayini şartları ve dava süreci, vasi tayini için gerekli belgeler, vasinin hakları, görev ve sorumlulukları ile kısıtlının malvarlığı üzerindeki yetkileri ele alınmaktadır. Ayrıca vasi kısıtlının evini satabilir mi, bankadan para çekebilir mi, vasi maaş alır mı ve vasi tayini ne kadar sürer? gibi merak edilen sorulara güncel mevzuat çerçevesinde yanıt verilmektedir.
Güncel Vesayet ve Vasi Tayini Şartları Nelerdir?
Vesayet ve vasi tayini şartları, Türk Medeni Kanunu’nun 403-408. maddeleri kapsamında düzenlenmektedir. Özellikle 2024 yılında yürürlüğe giren değişikliklerle, hapis cezası nedeniyle kısıtlanma ve vasi atanmasına ilişkin önemli düzenlemeler yapılmıştır. Önceki düzenlemede bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezası, kısıtlama sebebi olarak kabul edilirken yeni düzenlemeyle otomatik kısıtlama uygulaması değiştirilmiştir. Bu nedenle 2026 yılında hapis cezası alan kişilere vasi atanması, yalnızca cezanın süresine değil, kanunda öngörülen koşullara ve kişinin korunma ihtiyacına göre değerlendirilmektedir.
GÜNCEL DURUM : 7499 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen TMK m. 407, 12 Mart 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Güncel düzenlemeye göre toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı hâlinde, kişinin isteği bulunmasa bile korunması gerekli görülürse kısıtlama kararı verilebilir. Mahkemenin karar öncesinde hükümlüyü dinlemesi zorunludur.
Vesayet Nedir?
Vesayet, velayet altında bulunmayan küçüklerin ve hukuki korunmaya ihtiyaç duyan ergin kişilerin kişilik haklarını, malvarlıklarını ve hukuki menfaatlerini korumak amacıyla Türk Medeni Kanunu kapsamında düzenlenen bir hukuki koruma kurumudur. Vesayet, kişinin korunma ihtiyacına göre mahkeme tarafından vasi atanmasını ve gerekli hâllerde diğer koruyucu tedbirlerin uygulanmasını sağlar.
Vesayet altına alınma şartları, Türk Medeni Kanunu’nun 404-408. maddelerinde düzenlenmiştir. Velayet altında bulunmayan küçükler ile akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlık, malvarlığını kötü yönetme veya kanunda öngörülen diğer sebeplerle korunmaya ihtiyaç duyan ergin kişiler hakkında vesayet hükümleri uygulanabilir. Hapis cezası nedeniyle kısıtlama ise güncel TMK m. 407’de belirtilen özel şartlara tabidir; yalnızca bir yıl veya daha uzun süre hapis cezası alınması, kendiliğinden vasi atanması sonucunu doğurmaz.
Örneğin, anne ve babasını kaybeden 10 yaşındaki bir çocuk velayet altında değilse vesayet altına alınarak kendisine vasi atanır. Atanan vasi, çocuğun kişisel haklarını korumak, hukuki işlemlerde onu temsil etmek ve malvarlığını çocuğun yararına yönetmekle yükümlüdür.
Kimlere Vasi Atanabilir?
Vasi tayini hangi durumlarda yapılır? Türk Medeni Kanunu’na göre velayet altında bulunmayan çocuklar ile kişisel haklarını, malvarlığını veya hukuki menfaatlerini korumaya ihtiyaç duyan ergin kişiler hakkında belirli şartlarla vasi atanabilir. Vasi tayini şartları, kişinin yaşı, sağlık durumu, korunma ihtiyacı ve vesayet gerektiren hukuki sebebe göre değişmektedir. Vasi atanmasının amacı, kişinin haklarını korumak, gerektiğinde hukuki işlemlerde temsil edilmesini sağlamak ve malvarlığının kendi menfaatine uygun şekilde yönetilmesidir.
Vasi atanmasını gerektiren durumlar, Türk Medeni Kanunu’nun 404-408. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanuna göre vasi tayini veya diğer vesayet tedbirlerini gerektirebilecek başlıca sebepler şunlardır:
| Vasi tayini sebebi | Hangi durumlarda uygulanır? | Hukuki dayanak |
|---|---|---|
| Velayet altında olmayan çocuklar | Çocuğun velayet altında bulunmaması | TMK m. 404 |
| Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı | Kişinin işlerini görememesi veya sürekli korunmaya ihtiyaç duyması | TMK m. 405 |
| Savurganlık ve malvarlığının kötü yönetilmesi | Kanunda belirtilen yoksulluk, korunma ihtiyacı veya güvenlik tehlikesinin oluşması | TMK m. 406 |
| Hapis cezası | Ceza infazı sırasında TMK m. 407’deki koşulların gerçekleşmesi | TMK m. 407 |
| Kişinin kendi talebi | Yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık nedeniyle işlerini yönetememesi | TMK m. 408 |
Önemli: Bu sebeplerden birinin bulunması her durumda kendiliğinden vasi atanacağı anlamına gelmez. Mahkeme, ilgili kanuni şartları değerlendirir. Özellikle hapis cezası nedeniyle korunma ihtiyacı bulunan kişiler hakkında, koşullarına göre kayyım atanması da mümkündür.
Çocuklara Hangi Durumlarda Vasi Atanır?
Çocuğa vasi atanması, çocuğun velayet altında bulunmadığı durumlarda uygulanır. Türk Medeni Kanunu’nun 404. maddesi uyarınca velayet altında olmayan her küçük vesayet altına alınır.
Çocuklar için vasi tayini özellikle şu durumlarda gündeme gelir:
- Anne ve babanın her ikisinin de vefat etmesi ve çocuğun velayet altında bulunmaması.
- Anne ve babanın her ikisinden velayet hakkının kaldırılması.
- Çocuğun başka bir hukuki sebeple velayet altında bulunmaması.
Boşanma durumunda çocuğa vasi atanır mı? Anne ve babanın boşanması tek başına vasi atanması sebebi değildir. Boşanma sonrasında çocuk velayet altında kalmaya devam eder. Ancak her iki ebeveynin velayet hakkının kaldırılması gibi durumlarda vasi atanması gerekir.
Örneğin: Anne ve babasını kaybeden 10 yaşındaki bir çocuk velayet altında değilse vesayet altına alınır. Atanan vasi, çocuğun kişisel haklarını korumak, onu hukuki işlemlerde temsil etmek ve malvarlığını yönetmekle görevlidir.
Kimler Vasi Olabilir ,Kimler Vasi Olamaz?
1. Vasi Olabilecek Kişinin Koşulları:
– Türk Medeni Kanunu’na göre, vasi atanacak kişi;
– Ergin olmalıdır,
– Engelli veya kısıtlı olmamalıdır,
– Vasiliğe zaman ayırabilecek kapasitede olmalıdır.
2. Öncelikli Atama Hakkı:
– Ayrıca, haklı sebepler engel olmadıkça, vasi atanacak kişinin öncelikle eş veya yakın hısımlarından biri olması tercih edilir.
3. Vasi Olamayacak Kişiler:
– Türk Medeni Kanunu’nun 418. Maddesine göre vasi olamayacak kişiler şunlardır:
– Kısıtlılar,
– Kamu hizmetinden yasaklılar ve haysiyetsiz hayat sürenler,
– Menfaati kendisine vasi atanacak kişiyle çatışacak veya aralarında husumet bulunanlar,
– İlgili vesayet daireleri hakimleri vasi olamaz.
Vasiliğe İtiraz ve Kaçınma Şartları
1. Vasiliğe Atanma ve Öncelik:
– Vesayet altına alınacak kişinin yakınları, öncelikle vasi atanır.
– Menfaat çatışması durumunda mahkeme üçüncü bir kişiyi vasi olarak atar.
2. Üçüncü Kişinin İtiraz Hakkı:
– Üçüncü kişi, çeşitli sebeplerle vesiliğe itiraz edebilir.
– Ancak, aynı yerde ikamet eden vasi ve vesayet altındaki kişi arasında itiraz hakkı sınırlıdır.
3. Vasi Görev Süresi ve Kaçınma:
– Vasi, iki yıllık görev süresi dolmadan kaçınma sebeplerini ileri sürerek görevden alınma isteğinde bulunabilir.
4. Vasilikten Kaçınma Sebepleri (TMK m. 417):
– Altmış yaşını doldurmuş kişiler.
– Bedensel engellere veya sürekli hastalıklara sahip olanlar.
– Dörtten fazla çocuğun velisi olanlar.
– Üzerinde zaten vasilik görevi bulunanlar.
– Cumhurbaşkanı, TBMM üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanlar, hâkimler ve savcılar.
5. Vasilikten Kaçınma Yetkisi:
– Belirtilen durumdaki kişiler, vasilik görevini kabul etmeme yetkisine sahiptir.
Vesayet ve Vasi Tayini (Atanması) Davası
1. Dava Dilekçesi ve Deliller:
– Vasi tayini talep eden kişi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uygun bir dava dilekçesi hazırlamalıdır.
– Dilekçede, kısıtlama kararı getirilecek kişi adına vasi atanmasının gerekliliğine dair detaylı sebepler ve sağlam deliller sunulmalıdır.
2. Mahkeme Yetkisi ve Yer Seçimi:
– Sulh hukuk mahkemesi, vasi atanması davasının görüldüğü yerdir.
– Vasi atanması davası, küçük veya kısıtlının yerleşim yerinde açılması, sürecin daha etkin yönetilmesini sağlar.
3. Harç ve Masraflar:
– Vasi ataması davası sırasında ödenmesi gereken harç ve masraflar bulunmaktadır.
– Davacı, delillere dayanıyorsa bilirkişi, tanık gibi masrafları karşılamakla yükümlüdür.
– Vasi atanması talepli davalar için Yargı Ücretleri Tarifesi’nde belirlenen maktu harç ödenmelidir.
4. Kamu Düzeni ve Sağlık Raporu:
– Vasi atanması davasında taraf teşkili sağlanması, kamu düzeninden kaynaklanan bir dava şartıdır.
– Akıl hastalığı iddiası varsa, mahkeme sağlık kurulu raporu alarak vasi atanması gerekliliğini değerlendirir.
5. Hüküm ve Tarafların Durumu:
– Vasi atanması davasında mahkeme, tarafların durumunu değerlendirerek hüküm verir.
– Akıl hastalığı nedeniyle vasi atanması kararı alınması durumunda, bu hüküm taraf teşkili sağlandıktan sonra uygulanabilir.
Bu detaylar, vesayet ve vasi tayini davasının adil, etkin ve kanuna uygun bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla dikkate alınmalıdır.
Noterden Vasi Tayini Talep Edebilir mi?
Vasi tayini süreci, sadece mahkeme kararı ile gerçekleşebilir. Yer bakımından yetkili ve görevli mahkeme, küçük veya kısıtlı bireylere vasi atanması kararını verirken, noter aracılığıyla vasi tayini mümkün değildir.
Vasinin Boşanma Davası Açma Prosedürü
Türk Medeni Kanunu’nun 462. Maddesinin 8. Fıkrasına göre, vasinin dava açabilmesi için vesayet makamının izni gerekmektedir. Vasi atanmış birey, herhangi bir boşanma nedeni veya türüne ilişkin dava açma yetkisine sahip olmadığından, boşanma davası açmadan önce vesayet makamından izin almak zorundadır.
Vesayet Makamının İzni İle Yapılabilecek İşler Nelerdir?
Vesayet makamı Sulh Hukuk Mahkemesidir. Kanun bazı hallerde vasinin değil bizzat Sulh Hukuk Mahkemesi’nin iznini gerekli kılmıştır.
• Taşınmazların alımı, satımı,
• Taşınmazın rehnedilmesi
• Taşınmazlar üzerinde aynî hak kurulması,
• Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçlarının dışında kalacak şekilde taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve rehnedilmesi,
• Olağan yönetim sınırlarını aşan yapı işleri,
• Ödünç verme, ödünç alma,
• Uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmesi yapılması,
• Vesayet altındaki kişinin bir meslek veya sanatla uğraşması,
• Dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması (Ancak bu durumda acele bir hal varsa vasi geçici önlemler alabilir.)
• Mal rejimi ve miras sözleşmelerine ilişkin düzenlemeler
• Kambiyo taahhüdü altına girme,
• Borç ödemeden aciz beyanı,
• Vesayet altında olan kişi hakkında hayat sigortasının yapılması,
• Çıraklık sözleşmesi
• Vesayet altında olan kişinin bir bakım, eğitim veya sağlık kurumuna yerleştirilmesi,
Vesayet altındaki kişinin yerleşim yerinin değiştirilmesi hallerinde vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin izni gerekecektir.
Yukarıda sayılan işlemleri vasi, vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin iznini almadan yaparsa eğer o halde yapılan işlem mahkemenin onaylamaması halinde geçersiz olacaktır. Yani mahkeme yapılan işleme sonradan onay verirse işlem geçerlilik kazanacaktır.
Denetim Makamının İzni İle Yapılabilecek İşler
Kanun bazı önemli işlemlerde vesayet makamının izninden sonra birde denetim makamının iznini aramıştır. Denetim makamı TMK m. 397 hükmüne göre Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Denetim makamının da izninin arandığı iş ve işlemler şunlardır:
• Vesayet altında bulunan kişinin evlât edinmesi
• Vesayet altında bulunan kişinin evlât edinilmesi
• Vesayet altında bulunan kişinin vatandaşlığa girmesi veya vatandaşlıktan çıkması,
• Vesayet altındaki kişi tarafından bir işletmenin devralınması veya işletmenin tasfiyesi,
• Kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması,
• Vesayet altındaki kişinin bir kişiye ömür boyu aylık veya gelir bağlaması
• Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri yapılması,
• Mirasın kabulü, reddi veya miras sözleşmesi yapılması,
• Vesayet altındaki kişi ile vasi arasında sözleşme yapılması, küçüğün ergin kılınması
Vesayet ve Vasi Tayini (Atanması) İstemi Dava Dilekçe Örneği
İSTANBUL SULH HUKUK MAHKEMESİ’NE
DAVACI: Ad Soyad (TC Kimlik No:…)
Adres
VEKİLİ: Av. Ad Soyad
DAVALI: Hasımsız
KONU: Vasi atanması talepli dava dilekçesidir.
KENDİSİNE VASİ TAYİNİ İSTENİLEN: Ad Soyad
AÇIKLAMALAR:
1-) Kendisine vasi tayini istenilen … 1976 doğumludur, ileri derecede akıl hastalığı bulunmaktadır. Kendisi davacı müvekkilin oğludur. Kendisine psikotik bozukluğu teşhisi konulmuş olup ilgili hastalığa dair rapor dilekçe ekinde sunuludur.
2-) Davacının oğlu sürekli nöbetler geçirmekte ve ayırt etme gücü tedavi ile iyileşemeyecek düzeye gelmiştir. Bu nedenle davacı annesi, oğlunun tük bakım ve ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Bilincinin yerinde olmaması nedeniyle davacının oğlu banka, devlet işleri gibi işlemlerini yerine getirememekte davacı annesi, oğlunun hak kaybına uğramaması adına kendisini vasi tayini olarak atamak istemektedir.
3-) Tüm bu nedenlerle davacı müvekkilin annesi, oğlu adına vasi tayin edebilmesi için mahkemenize müracaat etme zorunluluğu hasıl olmuştur.
HUKUKİ SEBEPLER: TMK, TBK, HMK ve ilgili her türlü mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER: Nüfus kayıt örneği, … Hastanesi sağlık raporu, nüfus kimlik kartı sureti, bilirkişi, tanık ve ilgili her türlü delil.
SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklanan gerekçeler ve nedenlerle, davacının oğlu adına kısıtlama, davacı müvekkil adına vasi atanmasına karar verilmesini saygılarımla talep ederim.
Vesayet ve Vasi Tayini (Atanması) Davası Yargıtay Kararları
Psikolojik Bozukluğu Olan Eşe Vasi Atanması
Davacı tarafından aile mahkemesinde evlenmenin iptali davası açılmıştır. Davacı erkek, davalıyla yapmış olduğu evliliğini davalının akıl hastalığına dayalı mutlak butlan sebebini ileri sürerek evlenmenin iptalini istemiştir. Mahkeme davalı kadın hakkında rapor düzenlenmesini istemiş ve Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu tarafından verilen raporda, davalı kadın olayları kavrayıp sağlıklı sonuca varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak derecede psikolojik bozukluk denilen hastalık olduğu saptanmıştır. Davalı kadının bu hastalığının geçici olmadığı, sürekli olduğu ve belirtilerinin devam etmesi ile ayırt etme gücünü kazanmadığı belirtilmiştir. Mahkeme, ilgili raporu gerekçe göstererek kurmuş olduğu davanın kabulüne karşılık davalı kadın tarafından temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Yargıtay, dosya incelemesinde dava şartının dava ehliyetine sahip olması konusunun kamu düzeniyle ilgili olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle mahkeme tarafından davalı kadın hakkında sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunarak davalı için vasi tayini atanmasını sağlayarak ihbarda bulunulması vasi atanmasının sağlanması, vasiye yöneltilmesi ve tüm deliller ile birlikte karar verilmesi gerekmektedir. Davalının taraf teşkili sağlanmadan, savunma hakkı kısıtlanmış olduğundan kanuna aykırı kurulan hüküm karşısında bozma kararı verilmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/7841 Esas, 2019/12487 Karar)
Akıl Zayıflığı Nedeniyle Vasi Atanması Gerekliliği
Mahkeme tarafından davalı K. Davacı kadına vasi atanmasının gerekip gerekmediği konusunda ilgili üniversiteye sevk etmiş ve kadının akıl zayıflığı bulunduğu, iyileşmenin de mümkün olmaması nedeniyle vasi atanması gerektiğini belirtmiştir. Ancak … Sulh Hukuk Mahkemesinin vesayet dosyasında, davalı kadının duygu durum bozukluğu olduğuna dair tanı konularak vasi tayini atanmasına ihtiyaç olmadığını belirtmiştir. Taraflar arasında aile mahkemesinde boşanma davası görülmüş, mahkemenin kurmuş olduğu hükme karşılık temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
Yargıtay, dosya incelemesinde her iki raporun çelişkili olduğunu, çelişkinin giderilmesi adına mahkeme tarafından Adli Tıp Kurumuna davalı kadının tekrardan sevk edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Tüm bu nedenlerle mahkeme tarafından kurulan hüküm kanuna aykırı olduğundan bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/17135 Esas, 2018/5489 Karar)
Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçundan Hükümlüye
Aile mahkemesi sıfatıyla görülen boşanma davasında karar verilmiş, hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay tarafından gerçekleştirilen dosya incelemesinde davalının ağır ceza mahkemesinde uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini tespit etmiştir. İlgili karar kesinleşmiş olduğundan cezaevinde hükümlü olduğu anlaşılmıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 407. Maddesine göre 1 yıl veya uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkum olan erginin kısıtlanır hükmünü haiz olduğundan davalıyı temsil etmek üzere vasi atanması için vesayet makamına ihbarda bulunulması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemenin usule aykırı olması nedeniyle bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/8231 Esas, 2017/13790 Karar)
Vasinin Temyiz Başvurusunda Bulunmaması
Taraflar arasında aile mahkemesinde boşanma davası görülmüştür. Davanın açılmasından 8 ay sonra davalı cezaevine girmiş, vasi atanması için sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunulmuştur. Ancak yargılama esnasında davalı vekili vekillikten istifa etmiş olmasına rağmen gerekçeli karar vekile tebliğ edilmiş, vekillik görevi son bulmasına rağmen temyizde bulunmuştur. Mahkeme tarafından kurulan hükme karşılık davalı erkek tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
Yargıtay, dosya incelemesinde vekalet görevi son bulan avukatın temyiz isteminde bulunması, vasiye dilekçenin gönderilmesine rağmen vasinin temyiz başvurusunda bulunmaması ile temyiz başvurusunda bulunmadığını belirtmiştir. Bu nedenle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/2856 Esas, 2017/9388 Karar)
Babaannenin Çocuğa Vasi Olarak Atanmasını İstemesi
Çocuğun babaannesi, annesinin çocuğu uzun zaman önce bıraktığını ve bu nedenle başka bir ailenin yanında büyüdüğünü ve annesine alışkın olmadığını belirterek çocuğun velayet hakkının kaldırılmasına, kendisinin vasi olarak atanmasını talep etmiştir. Mahkeme tarafından çocuğun velayetine ilişkin davalı anneden kaldırılması yönünde karar verilmiştir.
Yargıtay, velayetin kamu düzenine ilişkin olduğunu ve re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğunu belirtmiştir. Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 4. Maddesine göre çocuklarla velayet sorumluluğuna sahip kişiler arasında çıkar çatışmasının olması halinde adli merci önünde kendisini ilgilendiren davalarda temsilci atanmasını ön sorun olarak görmektedir. Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun 426. Maddesinin ikinci fıkrasında, çocukları davada temsil etmek üzere kayyım atanması için vesayet makamına ihbarda bulunulması, kayyımın duruşmaya çağrılması ve tüm delillerle değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme eksik hasım ve eksik inceleme ile hüküm kurmuş olduğundan bozma yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2017/716 Esas, 2017/6592 Karar)
Orta Zeka Düzeyinde Olması Nedeniyle Yasal Danışman Atanması
Taraflar arasında dava görülmüş, mahkeme tarafından kurulan hükme karşılık davalı kadın tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Mahkeme tarafından hastaneden alınan raporda davalı kadının sınır zekası düzeyinde zekasının bulunduğu ve herhangi bir akıl hastalığı olmadığından vasi tayini gerekmediği belirtildiği, yasal danışmanın uygun olduğuna dair karar verildiği tespit edilmiştir.
Yargıtay, mahkemenin kurmuş olduğu hükmü hukuka aykırı olduğunu tespit etmiştir. Davalı kadına yasal danışman atanması için süre verilmeden, yasal danışman atanmasına ilişkin karar dosyaya alınmadan verilen hüküm hakkında bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/1035 Esas, 2017/5510 Karar)
Annenin Kötü Davranması Nedeniyle Dedenin Vasi Olarak Atanmasını Talep Etme
Büyükbaba, torunun annesine karşı dava açmış, çocuğa sert davrandığını ve velayetinin kaldırılarak vasi olarak kendisinin atanmasına karar verilmesini, verilmez ise çocukla arasında kişisel ilişki tesis edilmesi talebinde bulunmuştur. Mahkeme tarafından dava reddedilmiş, karara karşılık davacı tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
Yargıtay, mahkeme tarafından çocuk ile anne arasında menfaat çatışması olması nedeniyle çocukları davada temsil etmek amacıyla kayyım atanması için yetkili vesayet makamına ihbarda bulunması gerektiğini belirtmiştir. Kayyımın delillerinin toplanması ve tüm delillerle birlikte değerlendirilmesi hasıl olduğu belirterek eksik hasım ve eksik inceleme ile kurulması nedeniyle bozma karar verilmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2017/1280 Esas, 2017/5315 Karar)
Sıkça Sorulan Sorular
Vasi ücretini kim öder?
Vesayet altındaki kişinin malvarlığı yok ise, bu kişiye vasi bulmak ya da vasi bulunsa bile, kendisine ücret ödenmediği için vasinin işleri gereği gibi ifa etme(si) mümkün olmamaktadır. Bu sakıncaları gidermek üzere bu durumda vasinin ücretinin Hazine tarafından karşılanması kabul edilmiştir.
Vasi olmak için nereye Başvurulur?
Vesayet davasına bakmaya yetkili mahkeme, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki mahkemedir. Görevli mahkeme, Sulh Hukuk Mahkemesi olarak düzenlenmiştir. Eğer birden çok vasi adayı farklı yerlerde vasilik davası açmak isterse, yetkili mahkeme küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir.
Vasi Olan Kişi Para Çekebilir mi?
Mahkeme tarafından tanınan yetkilerle donatılan vasiler, mahkeme kararlarını ve gerekli belgeleri bankalara sunarak vesayet altındaki kısıtlı bireylerin para çekme işlemlerini vekaleten gerçekleştirebilir. Vasinin emekli maaşı çekmesi ancak fiziken bankaya gitmek suretiyle mümkündür. Kısıtlı adına dijital bankacılık kullanmak güncel uygulamaya göre mümkün değildir. Vesayet yetkisi sınırlı bir yetki olduğundan vasinin kısıtlı adına para çekmesi, para ödemesi, banka kartı talep etmesi gibi yetkiler ek mahkeme kararı ile mümkündür.
Noterden vasi tayini yapılır mi?
Vasinin tayin edilebilmesi için, mahkeme kararının olması gerekir. Vasinin ikamet ettiği yer açısından yetki ve görevli mahkeme tarafından, velayet altında olmayan küçüklere ve kısıtlı erginlere vasi tayin edilir. Ancak noter tarafından vasi tayini yapılamaz


