Sağlık Hukuku

Sağlık Hukuku

Sağlık hukuku ve alt dalı olan tıp hukuku alanında dava açmadan önce danışmanlık hizmeti alarak gereksiz dava masraflarından kaçınabilirsiniz. Tıbbi malpraktis davalarının takibi, sağlık turizmi şirketi kurma, özel hastane avukatı, hasta avukatı, hekim avukatı, sağlık çalışanı avukatı, sağlık turizmi şirketlerine yönelik hukuk ve danışmanlık hizmeti, sağlık turizm teşvikleri kapsamında acentelere yönelik sağlık turizmi şirketleri hukuki danışmanlık, doktor avukatı, biyoteknoloji hukuku, malpraktis avukatı, malpraktis davaları, tıp hukuku alanlarında en iyi tıp hukuku avukatı arayışınızda yararlı bilgiler vereceğimiz bu yazımızı dikkatle okumanızı tavsiye ederiz.

Sağlık Hukuku Nedir?

Sağlık Hukuku’nun incelediği temel konular, hasta hakları, hekim yükümlülükleri, tıbbi malpraktis davaları alanında yoğunlaşmaktadır. Sağlık hukuku uzmanlık gerektiren bir alan olup akademik eğitim alarak bu alanda uzmanlaşan malpraktis avukatı müvekkillerinin haklarını korumaktadır.

Mağdur olan hastanın menfaatlerinin korunması, hastanın her an ulaşabileceği mercilerin olmasına bağlıdır. Ancak hasta haklarına dikkat edilirken sağlık çalışanının da meslek risklerinden ötürü her an şikayet altında olmaması gerekir. Hekimin ruhsal sağlığı ve görevini yapabilecek motivasyonunun kalması için bu gereklidir. Aksi durumda hekim hasta sağlığından önce kendini hukuksal ve cezai olarak korumayı düşünerek defansif tıp uygulamalarına yönelecektir. Bu durum istenmeyen ve hem hekime hem hastaya hem de ülke ekonomisine büyük zarar veren bir durumdur.

Sağlık; bedensel ve ruhsal olarak tam bir iyilik halidir. Bu anlamda kişinin yalnızca fiziksel rahatsızlığı değil ruhsal iyiliği de sağlık kavramının tanımı içerisindedir. İnsan hakları Evrensel Beyannamesi’ ne göre; her ferdin sağlıklı yaşama ve hem kendisinin hem de ailesinin bakımını ve tıbbi gereksinimlerini temin edebilecek uygun bir hayat seviyesine erişme hakkı vardır. (Madde 25) Anayasamızda geçen halinde ise sağlık hukukuna ait genel bir çerçeve çizilmiştir.

MADDE 17: Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.

Sağlık hukuku (tıp hukuku) avukatı kimdir?

Sağlık Hukuku Avukatı Kimdir?
Sağlık Hukuku Avukatı Kimdir?

Malpraktis avukatı; İstanbul ilinde görülen sağlık hukuku davalarında müvekkillerine dava ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu alanda uzmanlaşan avukat; hukuk eğitimini tamamladıktan sonra sağlık hukuku alanında yüksek lisans düzeyinde eğitim alarak akademik anlamda tıp hukukuna yönelen avukattır. Tıp ve hukuk dallarının birleşimi olan bu alan akademik eğitimi zorunlu kılmaktadır. Avukatlık yapabilmek için uzmanlık eğitimi şart değildir. Ancak hukuk alt dallarında oldukça geniş bir alandır. Avukatın uzmanlık alanı olmaksızın her davaya bakması günümüz şartlarında uygun olmadığı kanaatini taşımaktayız. Bu anlamda tıpkı tıp alanında olduğu gibi hukuk alanına da uzmanlık eğitiminin zorunlu hale getirilmesiyle avukatlık mesleğinin günün şartlarına uyan standartlarda çok daha adil bir şekilde yapılacağına inanmaktayız.

Sağlık hukuku alanında uzmanlaşan Av. Eser ESERÇELİK ; İstanbul Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesini %100 burslu olarak bitirdikten sonra sağlık üniversitesi tanımı ile özdeşleşen İstanbul Medipol Üniversitesi’nde Sağlık Hukuku Tezli Yüksek Lisans Programından %100 Burs ile kabul almıştır. Sağlık hukuku avukatı olmak için bu alanı hem akademik hem de pratik anlamda tecrübe etmiş,  dava ve danışmanlık becerileri geliştirmiş, sağlık çalışanı, hasta, hekim veya sağlık turizmi ile ilgilenen şirketlere danışmanlık veren, sağlık kuruluşlarının da avukatı olan kişiye tıp hukuku avukatı denir. Sağlık hukuku avukatı özel hastanelerde, ilaç şirketlerinde kurum avukatlığı yapabileceği gibi bağımsız çalışarak hasta, hekim, şirket danışmanlığı ve şirket avukatlığı da yapabilir. Hukukta uzmanlığın hak ihlallerini en aza indirmede oldukça önemli olacağı kanaatini taşırken; müvekkillerimizin menfaatlerini en üst seviyede tutarak avukatlık mesleğinin itibarını da korumak gerekmektedir.

Türkiye’de hukuk sistemi yazılı yargılama esasına dayandığından kanun ve içtihat bilgisinin ve tazminat davaları tecrübesinin öne çıkmasıdır. Bunun yanında davasını ve davanın takibini de sıkıca yapan avukat iyi bir avukattır. Sağlık hukuku davalarında son yıllarda arabuluculuk sistemi de getirildiğinden iyi bir avukat arabuluculuk görüşmelerinde pazarlık yapabilecek ve uzun dava süreçlerinden müvekkilini koruyacak derecede iyi bilgiye ve güçlü iletişim becerilerine sahip olmalıdır.

Avukatlık müvekkil ilişkisi vekalet sözleşmesine dayanır. Avukat müvekkilinin özel sırlarına vakıf olur, bu yüzden avukatın sır tutma yükümlülüğü bulunmaktır. Avukat dava esnasında tarafların bilgilerine sahip olacaktır. Kişisel verileri korumak avukat açısından önemlidir. Sağlık verileri, hastalık bilgisi birer kişisel veridir. Müvekkilinin sağlık verilerini elinde tutan avukat bu verileri özenle saklayacaktır.

Sonuçta en iyi sağlık avukatı, özel ve karmaşık bir alan olan sağlık sektöründe hastane, sağlık kliniği, hasta, doktor müvekkillerinin avukatlığını yapan akademik yüksek lisans veya doktora mezunu avukattır. Müvekkilinin önceliklerini bilen, bu öncelikler doğrultusunda müvekkilinin haklarını savunan uzman ve tecrübeli bir hukukçudur.

Sağlık hukuku alanındaki en iyi avukat kimdir?

İstanbul’da en iyi sağlık hukuku avukatının tanımını net olarak yapmak güçtür. Fakat en iyi sağlık hukuku avukatının sahip olması gereken özellikle üniversite eğitiminden sonra yüksek lisans alarak akademik geçerli bir uzmanlık lisansına sahip olmak, tıbbi terminolojiye hakim olmak, çok sayıda doktor, hastane, hekim, hemşire, hasta, sağlık kliniği, güzellik merkezi, sağlık turizmi danışmanlık şirketleri, sağlık çalışanı ile çalışmış olarak bilgi ve tecrübesini artırmak olarak sayılabilir. Sağlık sektöründe faaliyet göstermek isteyen kurum ve kuruluşlara doğru yönlendirmeler yaparak müvekkillerinin menfaatini koruyan sağlık hukuku avukatıdır.

Hasta ve hekim arasındaki uyuşmazlıklarda da sağlık hukuku avukatı yüksek lisans eğitimi alan uzman avukat olmalıdır. Kendisini uzman olarak tanımladığı halde herhangi bir yüksek lisans eğitimi almayan kişilerin yanıltıcı beyanları ile mağdur olmamak adına sağlık hukuku avukatı arayan kişilerin dikkatli olmaları gerekmektedir

Hastanın hastaneye açacağı davalarda sağlık avukatı tecrübesi ile müvekkilinin haklarını koruyacaktır. Kamu hastanesine açılacak davalar ile özel hastane aleyhine açılan davalar hem usul hem esas yönüyle farklılıklar arz etmektedir. Ayrımı bilen ve müvekkilinin zaman kaybını önleyerek maddi ve manevi kazancını sağlayacak olan en iyi sağlık hukuku avukatıdır. Sağlık hukuku davalarının gereksiz olarak uzamaması adına konuya hakim olmak , tıbbi terminolojiyi bilmek, davanın seyrini belirleyen bilirkişi raporlarına esası değiştirebilecek şekilde cevap verebilmek ve davanın eksiksiz yürütülmesini sağlamak sağlık alanındaki tecrübeye dayanmaktadır.

Sağlık hukuku avukatınızı seçerken; eğitim kariyerine muhakkak dikkat etmelisiniz. Bu alanda hizmet verecek avukatın uzmanlık eğitimi almaksızın müvekkillerine yeterli ve gereği gibi koruma sağlaması düşünülemez. Bu sebeple kendini İstanbul’da sağlık konusunda uzmanlaşmış avukat , tıbbi malpraktis avukat, doktor hatası kaynaklı tazminat davaları avukatı olarak tanıtan kişilerin akademik kariyerlerini  incelemek alanındaki yetkinliği açısından bilgi sahibi olmanızı sağlayacaktır.

Sağlık hukuku alanındaki iyi bir avukat müvekkilin taleplerine cevap veren, müvekkiline objektif bilgi veren, akademik olarak yeterli bilgi birikimine sahip bir avukattan hukuki destek almak gerekmektedir. Malpraktis davaları sağlık hukukunun alt dalı olan tıp hukukunun alanıdır. Malpraktis davalarında uzmanlaşan avukat, malpraktis avukatı, tıp hukuku avukatı, sağlık hukuku avukatıdır.

Sağlık Hukuku alanındaki en iyi avukat, sağlık hukuku veya alt dalı olan tıp hukukunda yüksek lisans veya doktora yapmış, akademik hayata katkı sunan çalışmalara imza atmış, sağlık ve tıp hukuku alanında seminerlere katılan avukattır. Bununla birlikte bir avukat için teoride uzman olunduğu kadar pratikte de uzman olmak gerekmektedir. Akademik yetkinliğin yanı sıra en iyi sağlık avukatı, malpraktis davalarında tecrübeli , hasta ve hastane davalarına bakan, tazminat davası konusunda uzman ve tecrübeli, müvekkilinin önceliğini bilen yargılama ve tecrübesiyle sürece vakıf avukattır. Bundan yola çıkarak sağlık hukuku konusunda uzman avukatın kanun bilgisi ve doktrin bilgisi ile tazminat davalarında uygulamasını birleştiren uzman bir avukattır.

Sağlık Hukukunda Tarihsel Gelişim

Hipokrat ve onun öğrencileri tıp bilimine belirli teknikler ve yöntemler geliştirmişlerdir. Çok ilginçtir ki antik Roma’da bazı doktorlar müşteri toparlamak adına herkesin gözü önünde ameliyatlar yapardı. ( Kaynak : Michel de Montaigne, Denemeler Syf:31) Günümüzde işlem sonuçlarının paylaşılmasının eski dönem biraz daha ilkel versiyonu olarak düşünebiliriz. Eski Mısır’ da ise; hasta hekim sorumluluğu kapsamında iyileştirmenin ilk 3 gününde sorumluluk hastanın iken; 3 günden sonra sorumluluk hekimdedir. (Kaynak : Michel de Montaigne, Denemeler Syf:31) Avrupa’ da ‘’Avicenna’’ olarak bilinen İbn-i Sina ise dünyada Tıbbın atası sayılan tıp alimidir. Kitapları 16 yy sonlarına kadar birincil kitap olarak okutulmuştur.

Eski Yunan düşünürlerden Aristotales ve Sokrates hekim sorumluluğunu savunurken; Eflatun hekimin sorumsuzluğunu savunmuştur. Farklı görüşlere rağmen. Eski Yunan’ da hekimlerin sorumlu tutulduğunu biliyoruz. Buna örnek olarak ise Büyük İskender’ in sevgilisinin ölümüne sebep olan hekimin ölüm cezasına çarptırılmasını örnek olarak gösterebiliriz. Roma’ da ise hekimler tecrübe eksikliği, tıbbi bilgi yetersizliği, görevini ihmal etmesi gibi durumlardan ötürü yargılanmaktaydı. Tıbbi malpraktis olarak ifade edilen doktor hatası nedeniyle tazminat ve ceza davalarının hekimlik mesleği ile birlikte oluştuğunu söylemek yerinde olacaktır.

Sağlık Hukuku Neleri Kapsar?

Sağlık hukuku alt dallarından biri olan tıp hukukudur. Sağlık hukuku; sağlık hizmeti alan tüketiciler, bu hizmeti sunan sağlayıcılar, devletin bu kişilerle olan ilişkilerini düzenleyen hukuk dalıdır. Tıp hukukunda; tıbbi uygulamalardan doğan ilişkileri düzenleyen özel bir alan olmakla birlikte borçlar hukuku, kişisel veriler hukuku, ceza hukuku, idare hukuku gibi hukuk alanlarında tazminat hukuku gibi uygulama alanlarını içerir.

Hukukumuzda sağlık alanını ilgilendiren uyuşmazlıklar Borçlar Kanunu, 1219 Sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatların Tarzı İcrasına Dair Kanun ve Tıbbi Deontoloji Tüzüğü, Özel Hastaneler Tüzüğü, Uluslararası belgeler başta olmak üzere günümüzdeki tıp hukuku içtihatlar ve yeni kararlarla şekillenmektedir.

Tıp hukuku; başta hekimler, sağlık çalışanları, hastaneler, hastaneleri ilgilendiren sağlık turizmi alanlarında yoğun olarak çalışır. Hastaların hakları ile hekim ve hastane arasındaki iş sözleşmeleri de sağlık personelinin çalışma şekilleri sağlık hukukunun kapsamındadır. Hasta haklarının ihlali doktor hatası sebebiyle tazminat ve ceza davalarında sağlık avukatı görev alır.

Sağlık çalışanlarının hukuki ve cezai sorumlulukları yukarıdaki kanun esasları ve içtihatlar doğrultusunda şekillenmektedir. Adli tıp ve ilgili hükümleri, Sigorta hukuku hükümleri, Tıp Etiği ve Hasta Hakları, tıp hukukunun kemik konularındadır.

Sağlık hukuku alanında uzmanlaşan hukuk ofisimiz Türkiye’de ilk defa Biyoteknoloji hukuku alanında akademik çalışma faaliyetleri yürütmüştür. Biyoteknoloji alanında başta ilaç şirketleri olmak üzere biyoteknoloji alanında faaliyet gösterecek şirketler, girişimler, start-uplar ve ortaklıkların kurulum aşamasından aktif faaliyet gösterdikleri sürece hukuki olarak menfaatleri tarafımızca korunmaktadır.

Sağlık Hukuku; devletle olan bağlantısından ötürü İdare Hukukunu, hekimin cezai sorumluluğundan ötürü Ceza Hukuku’ nu, hasta hekim ilişkisinin türünden ötürü Tüketici Hukuku’ nu, Hasta-Hekimin arasındaki sözleşmelerden ötürü Sözleşme Hukuku’ nu , zararların oluşmasından ötürü Tazminat Hukuku’ nu vb birçok alt hukuk dalını da kapsar.

Tıp hukukunun faaliyet alanları nedir?

Tıp hukuku; sağlık hukukunun alt dallarından biridir. Tıp hukukunun en çok karşılaşan hususları tıbbi uygulama hataları olarak adlandırdığımız malpraktis davaları daha bilinen adı ile doktor hatası davaları tıp hukuku avukatının ilgilendiği davalardır. Hekim- hasta arasındaki uyuşmazlıklar hukuki sorumluluğun ve tazminat miktarının belirlenmesi, uyuşmazlığa bakan hakimin, avukatın, bilirkişinin sağlık hukuku alanında uzmanlık sahibi olmalarını gerekmektedir. Devlet hastanesinde çalışan, kamuda görev alan doktorların taraf olduğu davalar idare mahkemelerinde görülürken idare hukuku bilgisine sahip olmalıdır. Özel hastane, özel klinik, özel sağlık kuruluşlarında hizmet alan hastalar açısından uyuşmazlıklar tüketici mahkemelerinde görülecektir. Maddi tazminat ve manevi tazminat hesaplarına ilişkin talepler konusunda sağlık alanındaki gelişmeler ile güncel mevzuat ve kanundaki değişimlere sahip olması gerekmektedir.

Tıp alanında ve sağlık hukuku alanında en çok karşılaşan malpraktis davaları tazminat ve ceza davalardır. Haksız fiili sebebiyle zarara uğrayan taraf zararının giderilmesini isteyebilecektir. Tıp avukatı müvekkilinin maddi kayıpları, kazanç kayıpları, tedavi giderleri, gelecekte ameliyat olması gerekecek ise gelecekteki zararları da maddi tazminat taleplerinin karşılanmasını sağlayacaktır. Manevi tazminat hesaplamaları ile talepleri konusunda tıp avukatı mağdurun yaşadığı elem ve ızdıraba dayalı taleplerinin tanzim edilmesini sağlayacaktır. Tıp raporları, bilirkişi değerlendirme süreçleri sağlık, tıp hukuku alanında akademik ve pratik anlamda tecrübeli avukat tarafından yapılacaktır.

Tıp hukuku alanında yüksek lisans yaparak, ‘Estetik Operasyonlarda Hekimin Sorumluluğu’ konulu tez çalışmasıyla akademik alana da hizmet eden sağlık hukuku uzmanı, Avukat Doğa Eser ESERÇELİK, malpraktis iddialarıyla karşılaşan doktora, hekime, sağlık çalışanına hekim avukatı olarak hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti verecektir. Hekimlerin tıp hukuku alanında ihtiyaç duydukları hukuk hizmetini almasını amaçlamaktadır. Bununla birlikte doktor hatası (tıbbi malpraktis) mağduru olduğunu iddia eden hasta ve yakınlarının avukatlık hizmeti ve hukuki danışmanlık hizmeti verecektir.

Hukuk ofisimizde; estetik kliniklerine, sağlık merkezleri, tüp bebek merkezleri, hastane işletmeleri sağlık ve tıp hukuku alanındaki hukuki hizmetlerini sağlık hizmetleri ile birlikte ticaret hukuku, iş hukuku, tüzel kişilere yönelik ceza yaptırımları, sözleşme hukuku, idare hukuku alanında arabuluculuk, hukuki danışmanlık, dava takibi hizmetlerini vermektedir.

Sağlık Hukuku Avukatı Hizmetleri

Sağlık hukuku avukatı olarak görevimiz; sağlık personeline, sağlık kuruluşlarına, sağlık turizmi acentelarına, hasta ve hasta yakınlarına hukuki çözüm önerileri ve danışmanlık hizmeti sağlamaktır. Bu anlamda;

  • Hekim, doktor avukatı olarak haksız malpraktis davaları ve ceza davalarında müvekkilinin menfaatini korumaktır.
  • Malpraktis iddialarına ilişkin inceleme, delil tespiti yaparak gerekli hukuki süreçleri başlatmak ve dava takibini yapmak,
  • Doktorların mesleki sözleşmeleri, ceza, tazminat, idare hukuku kapsamında dava süreçlerinin takibini yapmaktır.
  • Zorunlu sağlık sigortası kapsamında hekimin sigorta ödemeleri karşılığında sigorta şirketinin üzerine düşeni yapmasına yönelik dava ve icra takiplerini başlatmak,
  • Ölüm, yaralanma, organ kaybı, uzuv kaybı, maluliyet davalarında hastane ve doktor aleyhine sağlık tazminat davalarının açılması ve takibinin yapılması
  • Hasta ve hekim haklarına ilişkin sağlık kuruluşlarına bilgilendirme, danışmanlık ve seminer verilmesi
  • Sağlık turizmi ile uğraşan acente ve şirketlere sağlık turizmi teşviklerine ilişkin bilgi verilmesi, şirketin nakit akışının artırılması, avukatlık hizmeti sunulması,

Sağlık hukuku Yargıtay Kararları

Yüzüne hatalı dolgu enjekte edilen davacı kadına maddi ve manevi tazminat davası ödenmelidir.

Sağlık Hukuku : Sağlık personelinin hak ve yükümlülüklerini, yasal sorumluluklarını, hasta hakları, ilaç hukuku, medikal tıbbi hatalar gibi birçok alt konu başlıklarını da kapsamaktır. Konuya ilişkin önemli bir Yargıtay Kararı ise aşağıdaki gibidir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi,2008/ 4519 E. 2008/10750K. 18.09.2008 tarihli örnek kararında hastanın tedavisini üstlenen hastane ve doktorlar, meslek alanı içerisinde olan bütün kusurlarından hafifte olsa sorumludur. Doktor ve hastane; hastasının zarar görmemesi için mesleki açıdan tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi belirleyip uygulamak zorundadır.

Davalı doktorun hastayı aydınlatma görevini yerine getirip getirmediği araştırmak gerekir.

Taraflar arasındaki tazminat davasının yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatları tarafından temiz edilmesi üzerine dosya incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı hasta; yüzündeki gülümseme, çizgi ve kırışıklıkların giderilmesi için davalı kliniğe başvurmuştur. Davalı doktor tarafından yüzüne tam olarak ne olduğu bilinmeyen bir dolgu malzemesi enjekte etmiştir. Hastanın yüzünde çeşitli reaksiyonlar oluşmuştur. Deri altında çürümeler başlamıştır. Hastanın yüzünde kalıcı yumru, kütleler, çöküntüler ve morluklar oluşmuştur. Bilirkişiler tarafından yapılan tespitlerde cerrahi müdahale ile dahi iyileşme şansı kalmadığı belirtilmiştir. 

Davalı klinik ve doktor ise; hastanın yurt dışında yaşadığını, sadece 2 seansa geldiğini, yasal bir dolgu maddesi enjekte edildiğini, seanslara düzenli katılmadığından kendilerine kusur atfedilmemesi gerektiğini belirtmiştir.

Mahkeme tarafından Adli Tıp Kurumu ve Tabipler Odası’ na gönderilen raporlar gereğince yumruların bir komplikasyon sonucunda oluştuğunun anlaşıldığını, işin kötü yapılması ve kötü malzeme kullanımı söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Bu davadaki uygulanacak hükmü bulmak hakimin görevidir. Davacı, yüzündeki kırışıklıkların giderilmesi için davalı doktorun yaptığı müdahalenin özensiz ve kusursuz olması sebebiyle kalıcı zararlara yol açtığı iddiası ile manevi tazminat istemiştir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırı davranılmıştır. Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmesinden sorumlu değilse de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve bu davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır.

Bu sebeple doktor işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle davacının tedavisini üstlenen hastane ve doktorların meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafifte olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.

Doktor ve hastane, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de gecikmeden uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda,  bu duraksamayı ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında tercih yapılırken hastanın ve hastalığın özellikleri dikkate alınarak; hastayı risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak gerekir. Gereken özeni göstermemekle birlikte sonuç gösterseydi de değişmeyecekse hekim ve hastane sorumlu tutulmamalıdır.

Somut olaya bakıldığında ise taraflar arasında yüzde oluşan hasar konusu ihtilaflı değildir. Çözülmesi gereken husus davalının üstlendiği tedaviyi yaparken özen borcunu yerine getirip getirmediğidir. Dosya içerisinde bulunan raporlarda davacının yüzünde oluşan hasarın nedeni yabancı cisim reaksiyonu olarak belirlenmiştir. Deri altı yabancı cisim reaksiyonu sonrası uygulanan kortikosteroid tedavisi işlemin günümüz tıp kurallarına ve kozmetik cerrahisi tekniğine uygun bir işlem olduğu, daha sonra yüz bölgesinde gelişen lezyonların bu işlem sonrası nadir gelişen komplikasyonlardan olduğu bildirilmişse de davacıya işlem öncesinde muhtemel komplikasyonlar hakkında bilgi verilip verilmediği, riskleri anlatılıp anlatılmadığı, özetle aydınlatılmış rıza alınıp alınmadığına dair inceleme yapılmamıştır.

Davalı doktor; komplikasyonların oluşabileceğine dair hastayı bilgilendirdiğini, her tıbbi ürünün alerji oluşturabileceğini belirttiğini , hastanın da bu durumu kabul ettiğini ancak aralarında geçen görüşmeyi yazılı belge ile ispat edemediğini belirtmiştir.

Davalı, davacıyı müdahalenin komplikasyonları konusunda aydınlattığını yazılı belge ile ispat edemediği gibi,  beyanında geçen komplikasyon oluşturduğu halde tedavisinin de mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davalı doktorun, davacıyı aydınlatma borcunu yerine getirip getiremediği tartışılmamıştır.

Eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulamaz. O halde, mahkemece yukarıda açıklanan hususlarla ilgili olarak varsa taraf delillerini topladıktan sonra davalının aydınlatılmış onam alma yükümlülüğünün yerine getirilip getirmediği yönünde inceleme yapmak ve sonrasında sonuca karar vermesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm tesis etmek usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

 

 

Avukat Doğa Eser Eserçelik
Doğa Eser Eserçelik

Av.Doğa Eser ESERÇELİK, Eserçelik Hukuk Bürosu'nun kurucusudur. Avukat Doğa Eser ESERÇELİK, lise eğitimini Malatya Fen Lisesi'nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimini %100 Bursla İstanbul Altınbaş Üniversitesi'nde 2018 yılında bitirmiştir. Akabinde %100 Bursla İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Hukuku Yüksek Lisansı programından mezun olarak hukukta uzmanlaşmıştır. Baro Sicil No : 70545