Cezayı Kaldıran veya Azaltan Nedenler 2026 Güncel

cezayı kaldıran veya azaltan nedenler

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler, Türk Ceza Kanunu 24. ve 34. maddeler arasında detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Bu hükümler, yasaklanan ve suç olarak kabul edilen fiillerin işlenmesindeki özel koşullar ve olaylarda ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran ya da azaltan durumları içermektedir. Ceza sorumluluğunu kaldıran ve azaltan nedenler, suçun işlenme koşulları, olayların sebepleri ve suçu işleyen kişinin durumunu göz önünde bulundurarak ceza verilmemesi ya da verilen cezanın indirilmesi anlamına gelir. Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler varsa ceza avukatı ile iletişime geçerek dosyanızın takibini yaptırabilirsiniz.

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler, suçun işlenme nedeni, olayların zinciri ve suçu işleyenin durumu büyük önem taşır. Önemli olan, failin eyleminin hukuka uygun bir nedenle gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Hukuka uygun bir neden varsa, kişinin eylemi ceza hukukunda suç olarak kabul edilmez. Bu durumda, suç sayılmayan eylem nedeniyle, mağdurun faile karşı tazminat davası açma hakkı doğmaz.

Ceza hukukundaki hukuka uygunluk nedenleri; meşru savunma, görevin ifası, hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası olmak üzere dört ana başlık altında toplanır. Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler, kişinin hukuki savunma, kamu görevini yerine getirme, meşru bir hakkını kullanma veya ilgili kişinin açık rızası olması durumlarını içerir. Bu durumlar, suçun işlenmesini etkileyen faktörlerdir ve ceza sorumluluğunu azaltabilir ya da ortadan kaldırabilir.

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler arasında önemli bir ilke olan “Kanun Hükmü’ nün Yerine Getirilmesi” ilkesi, kişilere herhangi bir konuda bir hak veya yetki veren kanun hükmünün, belirlenen şartlar ve yönergeler dahilinde uygulandığı sürece hukuka aykırılık teşkil etmez. Bu bağlamda, Kanun terimi, ülke yasalarını yani pozitif hukuk metinlerini, yani yazılı hukuk kurallarını ifade eder.

Bu prensip, hukuk düzeninin temelini oluşturan yasalara uyumun ve hükümlerin doğru bir şekilde uygulanmasının önemini vurgular. Kişilere tanınan hak ve yetkilerin, yasal çerçevede ve belirli koşullara bağlı olarak kullanılması, hukuki düzenin sağlıklı işlemesi için temel bir unsurdur. Bu nedenle, bir kanun hükmünün yerine getirilmesiyle ilgili süreçlerin, belirlenen hukuki standartlara uygun olarak gerçekleştirilmesi, hukuka aykırılığı önlemek ve adil bir yargılama sürecini temin etmek açısından kritik bir rol oynar.

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler, hukuki güvenlik ve adalete ulaşma amacını destekler. Kanun hükmünün yerine getirilmesi, hukuki normların istikrarını ve güvenilirliğini sağlar, bu da hukukun güvenilir, adil ve öngörülebilir olmasına katkıda bulunur. Bu nedenle, ceza sorumluluğu açısından, kanun hükmünün doğru ve adil bir şekilde yerine getirilmesi, hukuki düzenin etkili bir şekilde işlemesi için temel bir gerekliliktir.

Örneğin; ceza sorumluluğunu kaldıran ve azaltan nedenler arasında sayılan ‘kanun hükmünün yerine getirilmesinde trafik polisinin  aracınızı  park ettiğiniz yerden çekmesi  hırsızlık suçunu  oluşturmaz.  Trafik kanununda polise verilen yetkinin yani kanun hükmünün yerine getirilmesi durumudur.

Cezayı kaldıran ve azaltan nedenler: Amirin Emri

Ceza sorumluluğunu kaldıran ve azaltan nedenler arasında sayılan amirin emri bir kişinin görevi gereği yetkili bir merciden verilmiş ve yerine getirilmesi zorunlu olan bir emri uygulaması durumunda, bu eylemi gerçekleştiren kişinin ceza sorumluluğundan muaf tutulmasını ifade eder. Ancak, bu muafiyetin sınırları bulunmaktadır; zira emrin konusu suç teşkil ediyorsa, emir hiçbir koşulda yerine getirilemez. Eğer böyle bir suçlu emir uygulanırsa, hem emri yerine getiren kişi hem de emri veren kişi cezai sorumluluk altına girecektir.

Bu prensip, bir bireyin yasal bir otoritenin talimatlarını yerine getirirken sorumluluğundan kaçınmasını sağlamaktadır. Ancak, ceza sorumluluğunu kaldıran ve azaltan nedenler arasındaki kanun hükmünün yerine getirilmesi , suç işleme özgürlüğü sağlamaz; yalnızca, kişinin görevi gereği aldığı ve yerine getirmesi zorunlu olan bir emri uygulaması sırasında ceza sorumluluğundan muaf tutulmasını hedefler. Suç teşkil eden bir emirin yerine getirilmesi durumunda ise, bu durumun etik olmayan veya yasa dışı bir emir olduğu kabul edilir ve ceza sorumluluğunu kaldıran ve azaltan nedenlerden sayılmaz.

Bu prensip, yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ayrımın korunmasını ve yasal düzenin güvenilirliğini temin etmeyi amaçlar. Amirin Emri prensibi, görevi gereği emri uygulayan kişiyi korurken, aynı zamanda keyfi veya hukuka aykırı emirlerin yerine getirilmesini engelleyerek adil bir hukuki sistemin oluşturulmasına katkıda bulunur.

Örneğin; kolluk ekiplerinin kaçan bir kişiyi  yakalama veya zarar vermeden  etkisiz hale getirme durumu mevcutken ağır silahlarla ateş edip öldürmesi kanunun emri ya da hukuka uygunluk sebebi değildir.

Eser Eserçelik Whatsapp Hattı

Kanunun hükmü ve amirin emri

Madde 24- (1) Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez.

(2) Yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz.

(3) Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.

(4) Emrin, hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından engellendiği hallerde, yerine getirilmesinden emri veren sorumlu olur.

Örneğin ; A’nin hazırlık hareketlerini icra etmeye başladığı noktada,  kendisini öldürmek üzere evine silah ile girmeye çalıştığı sırada, B’nin A’yı öldürmesi hâlinde  dahi meşru müdafaa durumunun varlığını kabul etmek gerekir.

Cezayı kaldıran ve azaltan nedenler : Hakkın Kullanılması İlkesi

Bir kişinin sahip olduğu hakları meşru bir şekilde kullanması durumunda ceza sorumluluğundan muaf tutulmasını ifade eder. Bu hak, genellikle kanunlar, tüzükler, yönetmelikler ve hukuken düzenlemeler tarafından belirlenmiş olabilir. Aynı zamanda, bir mesleğin icrasından doğan haklar da bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bu ilkenin önemli bir yönü, kişinin sahip olduğu hakları sınırlar içinde kullanma zorunluluğunu vurgular. Hak sahibi birey, bu hakları kullanırken belirlenen yasal sınırlara ve etik kurallara uymalıdır. Hakkın sınırını aşmak, yasal bir sorumluluğa yol açabilir.

Örneğin, bir kişinin ifade özgürlüğü hakkı bulunabilir, ancak bu hakkını kullanırken başkalarına zarar verme veya yasal sınırları aşma durumu söz konusu olduğunda ceza sorumluluğu doğabilir. Ceza sorumluluğunu kaldıran ve azaltan nedenlerden biri olan Hakkın kullanılması, sadece kişinin kendi haklarına değil, aynı zamanda başkalarının haklarına saygı göstermesini de gerektirir.

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler, bunlardan biri olan zorunluluk hali prensibi, hukukun bireyler arasında adil ve dengeli bir denge sağlamayı amaçlayan temel bir ilkesini yansıtır. Hakkın kullanılması hem bireylerin özgürlüklerini korurken hem de toplumun genel düzenini sağlarken ceza sorumluluğunu etkili bir şekilde düzenler.

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler: İlgilinin Rızası ilkesi

bir bireyin sahip olduğu haklara ilişkin olarak gösterdiği rıza sonucu gerçekleşen fiillerin cezai sorumluluk doğurmamasını ifade eder. Bu ilke, bireyin hukuki haklarını kullanma özgürlüğünü korurken, aynı zamanda hukuka uygun bir şekilde rıza alınması koşuluna bağlanarak suç sayılabilecek fiillerin rıza sebebiyle meşru kabul edilmesini sağlar. İlgilinin rızası, aşağıdaki koşulların yerine getirilmesi durumunda hukuka uygun ve geçerli kabul edilecektir:

Mutlak Hak Tasarrufu: İlgilinin rızasının hukuka uygun kabul edilebilmesi için, kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkın varlığı önemlidir. Bu, bireyin söz konusu hakkı kontrol etme yeteneğine sahip olduğu anlamına gelir.

Rıza Gösterilen Fiilin Anlam ve Sonuçlarını Kavrama Yeteneği: İlgilinin rızasının hukuki bağlamda geçerli sayılabilmesi için, kişinin rıza gösterdiği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrama yeteneğine sahip olması gerekmektedir. Bu, rıza gösterenin bilinçli bir şekilde karar verebilme yeteneğini vurgular.

Geçerli Rıza Açıklaması: İlgilinin rızası, geçerli bir şekilde açıklanmış olmalıdır. Sözlü ya da yazılı olarak yapılan rıza açıklamaları, bireyin iradesini açıkça yansıtmalı ve bu açıklamalar hukuki bir bağlamda anlam ifade etmelidir.

Bu prensip, bireylerin kendi haklarına sahip çıkma yeteneklerini korurken, aynı zamanda diğer bireylerle etkileşimde bulunurken onların rızalarına saygı göstermeyi hedefler. Bu sayede, hukukun adil ve dengeli bir şekilde işlemesi sağlanır, bireyler arasındaki ilişkilerde güven ve özgürlük korunur.

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler: Hakkın kullanılması

Madde 26- (1) Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.

(2) Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler: Sınırın Aşılması

Sınırın aşılması durumunda; ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran sebepler çerçevesinde, sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde cezalandırılma durumu söz konusu ise, taksirli suç için öngörülen cezanın altıda birinden üçte birine kadar indirilerek hüküm verilir. Öte yandan, meşru savunma bağlamında sınırın aşılması, mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan kaynaklanmışsa, faile ceza verilmez.

Madde 27- (1) Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur.

(2) Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez.

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler : Cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit

Cebir, şiddet, korkutma ve tehdit durumlarında; kişi, karşı koyamayacağı ya da kurtulamayacağı bir cebir veya şiddet, ya da kesin ve ciddi bir korkutma ya da tehdit sonucunda suç işlemişse, faile ceza verilmez. Bu tür durumlarda, cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit uygulayan kişi suçun gerçekleşmiş faili olarak kabul edilir.

Madde 28- (1) Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler : Haksız tahrik

Ceza sorumluluğunu kaldıran ve azaltan nedenler arasında sayılan haksız tahrik durumunda; haksız bir eylemin neden olduğu öfke veya şiddetli üzüntü etkisi altında suç işleyen kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla, müebbet hapis cezası yerine ise oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası uygulanır. Diğer durumlarda öngörülen cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir, bu sayede haksız tahrik durumunun etkisi dikkate alınarak adil bir ceza politikası benimsenmiş olur.

Madde 29- (1) Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla ve müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.

Ceza sorumluluğunu kaldıran ve azaltan nedenler arasında olan hata hali durumunda; suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir birey, fiilin icrası sırasında kasten hareket etmiş sayılmaz. Ancak, bu hata nedeniyle taksirli sorumluluk durumu devam eder. Eğer bir suçun nitelikli hallerini gerektiren daha ağır veya daha hafif cezayı gerektiren durumlar hakkında hata yapan kişi, bu hatasından faydalanır. Ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran veya azaltan sebeplere ilişkin koşullarda kaçınılmaz bir hata yapan kişi de bu hatasından avantaj sağlar. İşlediği fiilin haksızlık teşkil ettiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi ise cezalandırılmaz. Bu şekilde, hata durumlarında adaletin gözetilmesi ve ceza sorumluluğunun etkili bir şekilde uygulanması sağlanmış olur.

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler : Hata

Madde 30- (1) Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır.

(2) Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.

(3) Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.

(4) (Ek fıkra: 29/6/2005 – 5377/4 md.) İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz.

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler

Yaş küçüklüğü durumunda; on iki yaşını doldurmamış çocuklar, fiili işledikleri sırada ceza sorumluluğundan muaftır. Bu bireyler hakkında ceza kovuşturması başlatılamaz, ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir. On iki yaşını doldurmuş, ancak on beş yaşını tamamlamamış kişilerin işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayamamaları veya davranışlarını yeterince yönlendirememeleri durumunda da ceza sorumluluğu bulunmaz. Bu durumdaki bireyler hakkında yine çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır.

Ancak, işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını anlama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği varsa, bu kişiler hakkında suç durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren hallerde on iki yıldan on beş yıla; müebbet hapis cezasını gerektiren hallerde ise dokuz yıldan on bir yıla kadar hapis cezasına hükmedilir. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu durumda herhangi bir fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz.

On beş yaşını doldurmuş, ancak on sekiz yaşını tamamlamamış bireyler için ise suç durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren durumlarda on sekiz yıldan yirmi dört yıla; müebbet hapis cezasını gerektiren durumlarda ise on iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmedilir. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu durumda herhangi bir fiil için verilecek hapis cezası on iki yıldan fazla olamaz. Bu düzenleme ile yaş küçüklüğü durumunda adil ve hakkaniyetli bir ceza politikası sağlanmış olur.

Cezayı kaldıran nedenler

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenlerden biri de yaş küçüklüğüdür.

Madde 31- (1) Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.

(2) (Değişik fıkra: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan onbir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz.

(3) (Değişik fıkra: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onsekiz yıldan yirmidört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası oniki yıldan fazla olamaz.

Akıl hastalığı durumunda; akıl hastalığı sebebiyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiil ile ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli ölçüde azalmış olan kişiye ceza verilmez. Bunun yerine, bu bireyler hakkında güvenlik tedbirine hükmedilir.

Eğer bir kişi, birinci fıkrada belirtilen derecede olmasa da, işlediği fiil ile ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmışsa, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi beş yıl, müebbet hapis cezası yerine ise yirmi yıl hapis cezasına mahkum edilir. Diğer durumlarda ise verilecek ceza, altıda bir oranında indirilebilir. Mahkum olunan ceza, süresi aynı olmak kaydıyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü bir güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.

cezayı azaltan nedenler

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler : Akıl hastalığı

Madde 32- (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.

(2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi beş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.

Bu düzenleme, akıl hastalığı durumlarında adil ve dengeli bir ceza politikası benimseyerek, suç işleyen bireyin akıl sağlığı durumunu göz önünde bulundurur ve cezai sorumluluğu adaletle ele alır.

  • Sağır ve dilsizlik durumunda; kanun, fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış olan çocuklara ilişkin hükümleri, on beş yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsiz bireyler için de geçerlidir. Aynı şekilde, on iki yaşını doldurmuş, ancak on beş yaşını tamamlamamış olan sağır ve dilsiz bireyler için ise on beş yaşını doldurmuş, ancak on sekiz yaşını tamamlamamış olan sağır ve dilsiz bireyler için geçerlidir. Bu kapsamda, on beş yaşını doldurmuş, ancak on sekiz yaşını tamamlamamış olan bireyler için de aynı hükümler uygulanır. Ayrıca, on sekiz yaşını doldurmuş, ancak yirmi bir yaşını tamamlamamış olan sağır ve dilsiz bireyler için de söz konusu hükümler geçerlidir. Bu düzenleme, yaşları ve sağlık durumları gözetilerek sağır ve dilsiz bireylerin ceza sorumluluğunu düzenler ve adil bir hukuki yaklaşımı temsil eder.
  • Sağır ve dilsizlik

Madde 33- (1) Bu Kanunun, fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocuklara ilişkin hükümleri, onbeş yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında; oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümleri, onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümleri, onsekiz yaşını doldurmuş olup da yirmibir yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında da uygulanır.

  • Hakkın meşru bir şekilde kullanılması ve ilgili kişinin açık rızası bulunması durumunda; kişiye, haklarını kullanması sebebiyle ceza verilmez. Bu bağlamda, bireyin mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına yönelik olarak, ilgili kişinin beyan ettiği rıza çerçevesinde gerçekleştirilen eylemlerden dolayı kimsenin cezalandırılması söz konusu olmaz.
  • Geçici nedenler veya alkol/uyuşturucu madde etkisi durumunda; geçici bir nedenle ya da irade dışında alkol veya uyuşturucu madde etkisi altında, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli ölçüde azalmış olan kişiye ceza verilmez. Bu durumda, bireyin kusurluluğu geçici faktörler veya madde etkisi nedeniyle sınırlanmıştır.

Ancak, iradi olarak alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi için bu hüküm uygulanmaz. Bu düzenleme ile geçici etkenler veya madde etkisi altında suç işleyenlerin ceza sorumluluğu, kusur durumlarına uygun bir şekilde değerlendirilir.

  • Geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma

Madde 34- (1) Geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez.

(2) İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.

 

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler Yargıtay Kararı

Yargıtay  5.Ceza Dairesi

2007/7544 Esas

2010/5926 Karar

Kaçırıp alıkoyma suçundan sanık E…… A……’un yapılan yargılanması sonunda; atılı suçtan beraetine dair, Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 03.03.2006 gün ve 2003/267 Esas, 2006/65 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi O Yer C.Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

Sanığın oniki yaşını bitirmeyen mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoyduğu mahkemece de kabul edilen olayda 5237 sayılı TCK.nun 26. maddesinde öngörülen şekilde bir hakkın kullanımı söz konusu olmadığı gibi, mağdurenin 15 yaşından küçük olması karşısında mümeyyiz olsa dahi rızasının fiili hukuka uygun hale getirmeyeceği ve cinsel amaçla kaçırıp alıkonulmasının 5237 sayılı TCK.nun 109/1, 109/3, 109/5 ve 765 sayılı TCK.nun 431. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağı gözetilerek, bunlardan lehine olan hükümlere göre cezalandırılması yerine, yasal olmayan gerekçeye dayanılarak beraetine karar verilmesi,

Kanuna aykırı ve O Yer C. Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün  5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

1995/213 E. , 1995/271 K. sayılı

“Maddi olayda; polis tarafından aranmakta olan maktül, arkadaşları ile birlikte saat.ll.00’de içki içmeye başlamış, saat 22.00 sıralarında sanığın lokantasına giderek içki içmeye devam etmişlerdir. Saat 24.00 sıralarında lokantaya gelen sanık, masaya davet edilmiş ve öldürülenle tanıştırılmıştır. Sanığın yanlışlıkla içki yerine su bardağını kaldırmasına kızan maktül, aşağılayıcı sözler söylemiş, durumu izah etmek isteyen sanığa hakaret ederek kızmıştır. İçki masasından kalkmak isteyen sanığa engel olmuştur. Maktülün şoförü, bir ara arabaya giderek getirdiği küçük çantayı ölene vermiştir. Devamlı tabancasının kabzasını okşayan maktül, yanında oturanlara “ben bu adamı vuracağım, cezasını vereceğim” demiş, arkadaşları kendisini sakinleştirmeye çalışmışlardır. Ayağa kalkan maktül, kendisine yol vermek isteyen sanığın göğsüne vurup oturmasını söylemiş ve masadan 2-2,5 metre uzaklaştığında, geri dönerek tabancasını çekip ateş etmiş, ancak tabancası tutukluk yapmıştır. Öldürüleceğinden korkan sanık, tabancasını çekmiş ve dört el ateş etmiştir. Yaralanan maktül, ilk tedavisinden sonra hastaneye götürülürken yolda ölmüştür. Olayın akışı ve işlenmesindeki özellikler ile maktülün kişiliği, sanığın olay sırasındaki ruhi durumu, ölenin davranışları ve her an ateş etme ihtimalinin bulunması nedeniyle öleni etkisiz hale getirmek amacıyla birden ziyade ateş edildiği nazara alındığında, zaruret sınırının aşılmadığının kabulü gerekmektedir.” demek suretiyle somut olayda, silahın tutukluluk yaptığı ve saldırının başlamadığı hâlde saldırının başlamasının kaçınılmaz olduğuna kanaat getirmiş ve meşru müdafaa hükümlerinin uygulanmasına karar vermiştir.

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler arasında sayılan zorunluluk hali , bireyin hareketi, acil bir durumu önlemek ya da ağır bir tehlikeye karşı kendini savunmak için kaçınılmaz bir zorunluluk anında gerçekleşir. Özellikle, başka türlü müdahale seçeneği olmayan durumlar söz konusu olduğunda, zorunluluk hali ceza sorumluluğunu kaldıran ve azaltan nedenlerden biri olur. Ancak, bu durumda dahi, bireyin uyguladığı önlemler zaruri olmalı ve zarar verme eylemi orantılı olmalıdır. Zorunluluk halinde, kişinin eylemi sadece mevcut tehlikeyi önlemek amacı taşımalı ve hakkaniyete uygun bir şekilde orantılı olmalıdır. Bu prensiplere uygun davranan birey, zorunluluk hali nedeniyle ceza sorumluluğundan muaf tutulabilir. Bu düzenleme, acil durumlarda adil ve dengeli bir ceza politikasının sürdürülmesine katkıda bulunur.

Örneğin; kişinin deprem nedeniyle site içerisindeki kapıların açılmaması üzerine camı kırarak dışarı çıkması mala zarar verme suçunu oluşturmaz. O anda doğal afet tehlikesinden kurtulmak için yaptığı zaruri eylemidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Cezayı kaldıran veya azaltan nedenler nelerdir?

Gülşen, R., “TCK Tasarısında Ceza Sorumluluğunu Kaldıran Nedenlerden Cebir, Şiddet, Korkutma, Tehdit”, Hukuki Perspektifler Dergisi, S. 2. Ancak haksız fiili yapan kişiye yönelik fiilin varlığı halinde bu madde uygulanabilecektir.

Bunama ceza sorumluluğunu azaltır mı?

Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur (TCK m.32/1).

Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi nedir?

Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Diğer bir anlatımla, bir kimsenin başkası- nın fiilinden sorumlu tutulmamasıdır. Dolayısıyla bu ilke kusursuz suç ve ceza olmaz ilkesini de kapsamaktadır.

Avukat Doğa Eser Eserçelik
Doğa Eser Eserçelik

Av.Doğa Eser ESERÇELİK, Eserçelik Hukuk Bürosu'nun kurucusudur. Avukat Doğa Eser ESERÇELİK, lise eğitimini Malatya Fen Lisesi'nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimini %100 Bursla İstanbul Altınbaş Üniversitesi'nde 2018 yılında bitirmiştir. Akabinde %100 Bursla İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Hukuku Yüksek Lisansı programından mezun olarak hukukta uzmanlaşmıştır.