Hekimin hukuki sorumluluğu konusu tıbbi gelişmelerin paralelinde artan bir kapsama sahiptir. Söz konusu insan sağlığı ve iyileştirme edimleriyle sorumlu hekimler olduğu zaman, birey ve toplum yararına bilimsel yaklaşım zorunlu hale gelir. Sağlık hukuku bilimiyle birlikte Tıp bilimi amaca yönelik çözüm üretimi sırasında hakların korunması konusunda birbirlerini destekleyen bir yapı oluşturmak durumundadır. Doktor hatası sebepli malpraktis davalarında uzmanlaşmış malpraktis avukatı tarafından hasta hakları korunurken; doktorun haksız şikayetler ve tazminat davaları sebebiyle mesleki veriminin korunması sağlanacaktır.
Tıp biliminde süratli biçimde yaşanan gelişmeler, her yeni gelişmenin sonraki gelişmeleri tetiklediği bir süreç 20. Yüzyıl başından beri devam ediyor. Bu gelişmeler tedavi etme, hastalıkların önlenmesi ya da hafifletilmesine yönelik yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Bu durum paralel bir şekilde doktorların ve sağlık personellerinin sorumluluklarının genişlemesi ve çeşitli yeni özellikler kazanması sonucunu oluşturuyor. Bu çerçevede hukuk biliminin, bilimsel ve teknik açılardan yaşanan gelişimleri eşzamanlı takip etmek ve bu gelişime uyum sağlamak zorunda kalması gerekiyor. Bu süreç hekimin hukuki sorumluluğu konusunda alansal kurallar çerçevesinde ve özellikli düzenlemeler yapılmasını da zorunlu hale getiriyor.
Özel hukuk çerçevesinde sorumluluk, bir kişinin başkasına hukuka muhalif bir fiille zarar vermesi halinde, zararın tazmin edilmesi kapsamında kavramlaşır. Bu çerçevede hekimin hukuki sorumluluğu da, tıbbi çalışmalar sonucunda hukuka aykırı biçimde hastaya zarar verilmesi durumunda, zararın tazmininde yükümlülüğünü ifade eder.
Hekim ne demek?
Alanlarında yüksek öğrenim görerek belge sahibi olan, uzmanlıklarını çeşitli sınav ve belgelendirmeler yoluyla elde eden tıp doktoru olarak açıklamak mümkündür. Türkçe iyileştirici, şifa veren, hastalıkları önleyen veya hafifleten uzman kişileri isimlendirme konusunda bir karmaşıklık bulunur. Hekim ne demek sorusunun net karşılığı, Arapça köküyle hüküm verebilen, kontrol altında tutan ve yargılara varan kişidir. Hekim genel anlamda uzman iyileştirici yerine kullanılan Arapça köklü bir kelimedir.
Hasta hekim ilişkisi
Hekimlik uğraşının odağında insanın bulunması, mesleğinin icrası esnasında çok karmaşık bir ilişkiler ağını da ortaya çıkarır. Hekimler, hasta, yakınları, sağlık, kurumsal, idari, finansal görevliler ve benzeri olmak üzere, çeşitli taraflarla sürekli bir ilişki içerisindedir. Bu durum hekimlerin, alansal birikim ve becerilerinin yanı sıra, iletişim alanında da yeterliliğe ve birikime sahip olmalarını zorunlu kılar.
Hastanın başvurusuyla başlayan hasta hekim ilişkisi sırasında, hastayla hekim arasında ki güç dengesi her zaman hekim lehinedir. Hekim-hasta arasında uzman olan taraf olması nedeniyle, bilgi birikimi açısından kapanması mümkün olmayan bir fark bulunur. Bu durum hekime karşı bir anlamda muhtaç ve çaresiz hastanın sorununun çözülmesinde hekime farklı sorumluluklar yükler.
Sorunun çözümüyle ilgili doğru bilgilendirme yönteminin tercih edilmesi, bilgi eksikliğinin göz önüne alınarak bilgilendirmenin yapılması gerekir. Tıp etiği yanında, hukuki sorumluluklar hasta hekim ilişkisi açısından belirleyicilerdir. Hekimin hukuki sorumluluğu yanında, tıp etiği sorumlulukları da vardır. Özel hastanelerde görev yapan hekimler ile hasta arasındaki ilişki Özel Hukuk ilişkisidir. Buna karşın Kamu hastanelerinde görev yapan hekim ile hasta arasındaki ilişki, kamu hukuku kapsamında ele alınır.
Doktor (hekim) avukatı ne demek?
Genel anlamda malpraktis, herhangi bir meslek alanının uygulamaları esnasında oluşan hatalı eylemleri ifade eder. Bununla birlikte ülkemizde malpraktis genellikle Tıbbi Malpraktis (Doktar Hatası) olarak kullanılır. Bu sebeple Malpraktis ne demek sorusuyla sıklıkla karşılaşırız. Tıbbi Malpraktis, tıp etiği ve hukuk bilimi çerçevesinde anlamlandırılmalıdır. Hekimlerle birlikte sağlık çalışanlarının da, teşhis ve tedavi sırasında bilgi veya deneyim eksikliği, yaptıkları hatalar sonucu hastanın zarar görmesidir. Bu tür sorunlara karşı hasta hakları hukuk sistemi tarafından güvence altındadır.
Tıbbi gelişim ve uygulama çeşitliliğinin artması, faydalanan sayısının artmasına yol açıyor. Bu nedenle malpraktis davaları makale konusu olmaya her zamankinden daha fazla devam ediyor. Malpraktis davaları Yargıtay kararları, benzer dava süreçleri için önemli bir dayanak oluşturuyor ve hukuki sürecin yönünün belirlenmesinde rol oynuyor. Hekimin hukuki sorumluluğu konusu, malpraktis davalarında en önemli unsur olarak irdelenmeye devam ediyor.
Tıp biliminde değişen tedavi yöntemleri, uygulamalar ve teknikler, hekimlerin sorumluluklarının da genişlemesinde önemli bir etken oluyor. Bu kapsamda hukuk bilimi, bireysel ve toplumsal fayda açısından hekim sorumluluğu konusunda özellikli bir yaklaşım ortaya koyuyor.
Malpraktis avukatı ise sağlık hukuku alanında uzmanlaşmış, hukuki bilgisiyle birlikte dava tecrübesine sahip, has, hekim ve sağlık kuruluşlarına vekillik hizmeti veren avukattır. Malpraktis avukatı olabilmek için yüksek lisans düzeyinde eğitim almak ve bu eğitimi davalara aktif katılım sağlayarak tecrübeye dönüştürmek gerekir. Sağlık hukukuna ilişkin davalarda tecrübe sahibi olmak dava sürecini iyi yönetebilmek adına oldukça önemlidir.
Özel Hastane Hekiminin Hukuki Sorumluluğu

Özel hastanede hekimle birlikte tıbbi malpraktisten sorumludur. Daha gelişmiş tıbbi destek oluşturmak, tıp biliminin gelişmesine katkı sağlamak amaçlarıyla, kamu yararına özel nitelikte hastaneler hizmet sunarlar. Ülkemizde Özel Hastaneler Tüzüğü, Özel Hastaneler Yönetmeliği ve Hususi Hastaneler Kanunu kapsamında kurulabilir ve hizmet sunabilirler. Özel hastane kuruluşu Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 7 kapsamında düzenlenir. İsteyen herkes tarafından özel hastanelerden sağlık hizmeti alınabilir. Sağlık hizmeti alırken, hastanede yatış gerektiren hizmetler, ayakta ve kısa süreli müdahaleler farklı hukuki temele sahiptir.
Özel Hastanelerle hasta arasındaki hukuki ilişki, sözleşme ilişkisidir. Sağlık sorunu nedeniyle sağlık hizmeti almak için özel hastaneye başvuran bir kişi ile özel hastane arasında yapılan sözleşmeler, farklı kapsamlara sahip olabilir. Özel hastaneyle hasta arasında sorumlulukları belirleyen anlaşmaya “Hasta Kabul Sözleşmesi” denilir. Hasta Kabul Sözleşmesi nitelik olarak karma sözleşmedir. Hasta tarafından alınması gereken tıbbi desteğe göre değişen hastane yükümlülükleri nedeniyle, sözleşmeler değişebilir ve ilişki farklılaşabilir.
Tam Hasta Bakım Sözleşmesi sadece sağlık sorunu nedeniyle verilmesi gereken tıbbi destekleri kapsamaz. Bunun yanında, konaklama, yeme-içme, ısınma, hijyen, servisler, tıbbi bakım için gerekli organizasyonun kurulması sözleşmeyle özel hastanenin yükümlülüğü haline gelir. Özel hastanelerin asıl yükümlülüğü tıbbi hizmetler sunmakla birlikte, bu hizmetlerin sunulabilmesi için gerekli diğer koşulların sağlanmasını da kapsar.
Herhangi bir sağlık sorunundan sıkıntı yaşayan bir hastanın, bir hekimle anlaşarak özel hastanede sağlık hizmeti alabilmesi de mümkündür. Böyle bir durumda, hasta ile hem hekim, hem de özel hastane arasında sözleşme ilişkisi kurulur. Bu durumda hem özel hastanenin ve hem de hekimin yükümlülükleri bulunur. Sözleşme çerçevesinde hastanın yükümlülüğü, alınan tıbbi desteğin karşılığını ödemektir. Özel Hastanelerle hasta arasındaki hukuki ilişki, hastalığın tedavisini kapsayan tüm süreç boyunca gereken bakım ve hastane hizmetleri kapsamında gerçekleşir.
Hastaneye Kabul Sözleşmesi’nin tarafları, hasta ve özel hastanedir. Tıbbi açıdan sunulan sağlık hizmetinin önemli bir tarafı olan hekim, sözleşmede bir taraf değildir. “Hekimlik sözleşmesi” adıyla da bilinen “tedavi sözleşmesi” hasta ile hekim arasında gerçekleşir. Hekimin hukuki sorumluluğu bir tarafı olduğu bu sözleşme kapsamındadır. Özel hastaneler tüzüğü kapsamında özel hastanelerde hastaya karşı sorumludur.
Sağlık hizmetlerinin özel hastanelere başvurularak alınması toplumda sıklıkla oluşan bir ihtiyaçtır. Bu durum özel hastanelerle hastaların karşı karşıya geldiği çeşitli hukuki süreçlerin oluşmasını da kaçınılmaz hale getirir. Özel hastanenin sorumluluğu Yargıtay kararları arasında en sık araştırma konularından biridir. Özel hastanelerin, hekimlerin ve hastaların yükümlülükleri kapsamında sürekli yeni dava süreçleri yaşanır. Bu dava süreçlerinde tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesinde en önemli dayanak taraflar arasında yapılan sözleşmelerdir.
Ancak tıp etiği kapsamında hekimlerin ve sağlık çalışanlarının yükümlülükleri de bulunur. Kabul edilebilir risk kavramı, her tıbbi müdahale de var olan bir tıbbi standarttır. “Komplikasyon” olarak da tanımlanan tıbbi müdahale sırasında “kabul edilebilir risk” nedeniyle hekim ya da sağlık çalışanı yükümlü olmaz. Hastanın yaşadığı olumsuz durumun Uygulanması gereken tedavi nedeniyle, tıp biliminde var olan müdahaleler kapsamında kabul edilebilir risk standardı bulunur. Hastanın durumu ve alması gereken çeşitli tedavi teknikleri arasından uygun olanı, komplikasyon çerçevesinde hekim ya da sağlık çalışanı tercih edebilir.
Sağlık Hukuku Yüksek Lisansı
Av. Doğa Eser ESERÇELİK


