Hastanın Bilgilendirilme Hakkı 2026

Hastanın Bilgilendirilme Hakkı

Hastanın bilgilendirilme hakkı sağlık hukuku kapsamında ulusal ve uluslararası düzeyde korunan bir haktır. Hastanın bilgilendirilme hakkı tıbbi girişimler, bunların gelişimi, hastanın beden bütünlüğü, hastalığın seyri, tedavi seçenekleri, tedavinin yarar ve zararları verilecek bilgiler kapsamındadır. Fakat hastaya hastanın iyiliğine olduğu düşünülerek eksik bilgi verildiği gibi bazı durumlarda da hiç bilgi verilmemektedir. Sağlık hukuku kapsamında değerlendirildiğinde hastaya bilgi verilmemesi, hastanın bilgilerinin kaybedilmesi, hasta bilgilerinin açığa çıkarılması malpraktis davalarında tazminat sorumluluğu gerektirir. Malpraktis davalarında davalı olan özel hastane veya hekim aynı zamanda haksız fiili bir suç oluşturuyorsa ceza davasında yargılanması da gündeme gelecektir. Malpraktis avukatı hukuken müvekkilinin hak kaybını önleyecek ve dava vekilliği yapacaktır.

Hastaya gerçeği söylememek özerklik hakkı kapsamında önemli etik sorunlara yol açmaktadır. Hastaya gerçeğin söylemek düşüncesinden özellikle 1961li yıllarda uzaklaşılmıştır. Bu konu ile ilgili Amerika’ da yapılan bir çalışmada kanser hastalarına gerçeği söylememek konusunda %90 oranlara ulaşıldığı görülmüştür. Türk Hukuku açısından değerlendirildiğinde Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 14.maddesinde ve Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 19. Maddesinde düzenlemelere yer verilmiştir.

Bilindiği gibi hastaya yapılan tıbbi girişimlerin hukuka uygunluğu hastanın aydınlatılmış onamının varlığına bağlıdır. Anayasa Madde 17 de bahsi geçtiği gibi hastaya rızası alınmadan tıbbi girişimde bulunulması mümkün değildir. Hastaya hastalığı ile ilgili hiç ya da eksik bilgi vermek hastanın tedavisi için uygulanan tedavi yöntemlerinin amacı ve gerekliliği hakkında da bilgi verilmesini zorlaştıracaktır. Beden bütünlüğünün korunmasına ilişkin düzenleyici önlemler TMK Madde 23 de ifade edilmiştir. Sağlık personelinin onam olmadan yaptığı tıbbi girişimler taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçu kapsamında değerlendirildiğinden TCK Madde 26/2 kapsamında ancak aydınlatılmış onam kapsamında tıbbi girişimler hukuka uygunluk şartı taşımaktadır. Biyotıp Sözleşmesi ve 1219 sayılı Kanun gereğincede tıbbi müdahalelerden önce onamın alınması gerekmektedir.

Aydınlatılmış onam kapsamında değerlendirme yapabilmek için onamın geçerli olması, hastanın sağlık durumu, hastalığın gidişatı, tıbbi müdahalenin sebebi, beklenen fayda, muhtemel zarar ve riskler anlatılarak hastanın tam olarak bilgilendirmesi ile mümkün olmaktadır.

Eser Eserçelik Whatsapp Hattı

Hastaya bilgilendirilmesi kapsamında hastanın bilgilendirilmeme hakkı

Hastaya gerçeği söylemek hastanın hakkı olduğu gibi hastanın bilgilendirilmeme hakkına saygı duymak da gerekmektedir. Yukarıda da bahsi geçtiği gibi hastaya gerçeği söylememe durumunun varlığı en çok rastlanılan gruplardan biri kanserli hastalardır. Bu gruptaki hastalarda hastanın motivasyonunun düşmemesi adına hekimlerin hastadan gerçeği söylemekten kaçınması davranışı gösterdiği görülmüştür. Tanının söylenmesinin hastayı olumsuz etkileyeceği durumlarda hastadan gerçek gizlenebilmekteydi.

Ancak Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi ve Hasta Hakları Yönetmeliği’nde hasta sadece kendisi bilgilendirilmek istemezse doktor inisiyatifini kullanarak başkalarını bilgilendirmekteydi.

Diğer taraftan ise hasta özgür iradesi ile bilgi verilmesini istemeyebilir. Bilgilendirilme hakkından vazgeçen hasta serbest iradesiyle bunu açıkça belirtmelidir. Tam tersinde ise hasta kesinlikle bilgilendirilmek isterse psikolojik zarara yol açacak bile olsa bilgilendirme yapılmalıdır. Çünkü esas olan kişinin irade beyanıdır. Hasta bilgilendirilme hakkından vazgeçerek bilgilerin kendisi üzerindeki olumsuz etkilerinden korunmak isteyebilir. Hasta Hakları Mad 20 gereğince hasta bilgilendirilme hakkından vazgeçebilir. Yasal düzenlemeler ve hastalığın özelliği gereğince hasta kendisine ve yakınlarına hastalığı ile ilgili bilgi verilmesini istemeyebilir.

Peki hangi hallerde hastanın bilgilendirilme hakkından vazgeçilmez? Hastanın suiistimal edilme ihtimalinin bulunduğu durumlar olarak cevaplandırabileceğimiz özellikle 2 durumda hasta bilgilendirilme hakkından vazgeçemeyecektir. Bunlardan birincisi deney amaçlı yapılacak olan tıbbi girişimlerde hasta ayrıntılı olarak bilgilendirilecektir. Tıp alanında henüz yapılan uygulamalar için hastanın tamamen bilgilendirilerek tıbbi girişimlere onam vermesi gerekmektedir. Diğer taraftan bir başka suiistimal durumunun önüne geçmek için ayır etme gücü bulunmayan hastanın yasal temsilcisinin de bilgilendirilme hakkından vazgeçemeyeceği düşünülür. Hasta bu hususlara ilişkin talebini yazılı olarak ifade eder ve dilerse değiştirebilir.

Hastanın Bilgilendirilme Hakkı (1)

Hastanın bilgilendirilmesi kapsamında hastadan başkasına bilgi verilmesi

Hastaya gerçeğin söylememek veya hastaya eksik bilgi vermek kapsamında ihlal edilen diğer bir hak özel hayatın gizliliğidir. Kamunun veya başka kişilerin zarar görmesi durumunda hasta bilgilerinin başka kişi ve kurumlarla paylaşılabileceği kabul edilmektedir. Bu bilgiler sadece hastaların istediği sınırlarda ve kişiler ile paylaşılabilir. Hastanın maneviyatında çöküntü yaşanabileceği düşünülerek hastanın bilgilendirilmemesi bunun yerine hasta yakınlarının bilgilendirilmesi yaygın olarak karşılaşılan bir davranış şeklidir. Hastalar dahi yakınlarının bilgilendirilmesini talep etmektedir.

Burada özellikle dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Hastaya gerçeği söylemek hasta yakınlarına gerçeği söylemek demek değildir. Hasta tarafından; ‘yakınlarıma bilgi verilmesin’ diye belirtmemişse hasta yakınlarına bilgi verildiği görülmektedir. Halbuki esas olan özel hayatın gizliliğidir. Hastanın bilgilendirebilirsiniz diye belirttiği durumlar haricinde hasta yakınlarına herhangi bir açıklama yapılmaması gerekmektedir. Ancak Hasta Hakları Yönetmeliği ve Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi gereğince ‘kendisi dışındakilere bilgi verilmesini istemeyen hastanın’ yakınlarına bilgi verilmektedir. Kural olarak uygulanması gereken hükmün istisnai olarak uygulanması doğru değildir. Sağlık hakkına ilişkin veriler Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında değerlendirilir. Kişisel verilerin korunması kanunu gereğince de koruma altındadır.

hastanın bilgilendirilme hakkı avukat eser eserçelik

Hastanın bilgilendirilmesi kapsamında yetkili kişi kimdir ?

Hastaya gerçeği söylemekten bahsederken bu hakkın bilgilendirilme hakkı kapsamında olduğunu tekrar hatırlatmamız gerekir. Burada hastaya gerçeğin söylenmesi kadar hastaya gerçeği söyleyecek kişi de önemlidir.. Yapılan çalışmalarda hastalar tanı koyan veya tedavisini yürüten hekimden bilgi almak istemektedir. Hekim-hasta ilişkisinin sağlam temellere dayanması açısından da hekimin hastasına tam ve doğru bilgi vermesi yani hastaya gerçeğin söylenmesi gerekmektedir. Hekimlik mesleğine duyulan saygı ve güven de bunu gerektirmektedir.

Hastanın psikolojik sağlığı için de şüpheye yer bırakmayacak açıklıkta hastalığın teşhisi ve tedavisi ile ilgili yetkili ve bilgili bir kişiden ki bu anlamda en doğru kişi hekimdir. Hastanın psikolojik durumunu da anlayabilecek olan hekim en doğru zamanda ve doğru etkileşim tekniği ile hastasını bilgilendirebilecektir.

Toparlamak istersek; hastaya gerçeği söylemek hususunda hastanın fayda sağlaması veya zarar görmemesi adına hastaya özel bir talebi yok ise hastaya gerçeğin söylenmesi gerektiği yönündedir. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi ve Hasta Hakları Yönetmeliği’ndeki ilgili maddelerde hastanın bilgilendirilme hakkı kapsamında gerçeğin söylenmesi gerektiğini ifade etmektedir. Hasta dışında hastanın talebi ve onayı olmaksızın hastalıkla ilgili bilgilerin açıklanması bireylerin özel yaşam hakkını koruyan başta Anayasa olmak üzere pek çok hukuki düzenlemeye aykırıdır. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında da sağlık verileri toplanması, depolanması, korunması, imha edilmesi ve gerekli durumlarda paylaşılması yine kanuni düzenlemelere uygun olmak zorundadır. Hastanın moralini yükseltmek amacı ile hastaya gerçeği söylememek çoğunlukla amaç doğrultusunda sonuç vermez. Bu gibi durumlarda hasta; hastalığı ile ilgili gerçeğe aykırı düşünceler üretmektedir. Hastaya gerçeğin söylenmesi kapsamında hastayı bilgilendirecek kişi de büyük önem taşımaktadır. Hastaların beklentisi kendileri ile ilgilenen hekimleri tarafından bilgi almaktır. Bu hastanın kendisine doğru bilgi verildiği algısını güçlendirirken hekimi tarafından da ilgilenildiğini bilmesini sağlamaktadır. Bu sayede hasta hekim arasındaki ilişki ideal formuna kavuşmaktadır. Hastanın hekiminden tam ve doğru bilgi alması; çevresinden gelecek iddialara da kulak tıkayabilmesini sağlayacaktır. Tüm bu ifadeler elbette ki hastanın bilgilendirilmeme hakkını seçmediği durumlar için geçerlidir. Kural olarak hastanın bilgilendirilmesi hatta yalnızca hastanın bilgilendirilmesi esastır. Ancak hastanın talebi doğrultusunda kendisine bilgi verilmeyebilir. Bu gibi durumlarda hasta yakınları bilgilendirilecektir. Tıp Hukuku ve Etiği anlamında hastanın gerçeği duyma veya hastaya gerçeğin söylenmesi hastanın bir hakkı olduğundan hastanın özerkliğine ve mahremiyetine de saygı duyularak hastaya gerçeğin söylenmesi gerekmektedir.

KAYNAKLAR:

1-Sert,Gürkan;’’Türkiyede Hastaya Gerçeğin Söylenmesi: Tıp Hukuku ve Etiği Açısından, Kocaeli Med., 9, syf 111-119

 

Avukat Doğa Eser Eserçelik
Doğa Eser Eserçelik

Av.Doğa Eser ESERÇELİK, Eserçelik Hukuk Bürosu'nun kurucusudur. Avukat Doğa Eser ESERÇELİK, lise eğitimini Malatya Fen Lisesi'nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimini %100 Bursla İstanbul Altınbaş Üniversitesi'nde 2018 yılında bitirmiştir. Akabinde %100 Bursla İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Hukuku Yüksek Lisansı programından mezun olarak hukukta uzmanlaşmıştır.