Sağlık personelinin cezai sorumluluğu kapsamında ‘Bıçak parası’ adı altında istenen ücretlerin hangi suçun konusu olabileceğinden bahsedeceğiz. Sağlık hukuku kapsamında doktor hatası sebebiyle açılacak (malpraktis) davalarda hasta, hekimin haksız fiili sebebiyle mağduriyet yaşamamış ise zararının tanzim edilmesini talep edecektir. Haksız fiil aynı zamanda bir suç teşkil ediyorsa hekimin, sağlık personelinin ceza davalarında yargılanması gerekecektir. Malpraktis avukatı; bu alandaki uzmanlık bilgisi ile müvekkilinin hukuk ve ceza mahkemeleri nezdinde haklarını koruyacaktır.
- Rüşvet, (TCK 252)
- İrtikap, (TCK Madde 250)
- Güveni Kötüye Kullanma Suçları (TCK Madde 257) açısından değerlendireceğiz
Aynı zamanda suçun failinin kamu görevlisi yerine özel sektör çalışanı olması halinde suçun değişip değişmeyeceğini belirteceğiz.
Bireylerin beden ve ruh iyiliği halinde yaşamaları sağlık hakkının temelini oluşturur. Sağlık hakkı, Anayasa madde 56 gereğincede korunmaktadır. Sağlık Hakkı bireyin kaliteli sağlık hizmeti alması anlamına da gelmektedir. Sağlık hizmeti sağlayan personel grubunun başında hekimler gelmektedir. İnsanın hayatı ve sağlığı üzerinde tasarruf edebilme yetkisi olan hekimlerin tıp kurallarının yanı sıra meslek etik kurallarına da uygun olacak şekilde hareket etmesi gerekmektedir. Hekim Meslek Etik Kuralları Mad 21 gereğince; hastasının sağlığı ile ilgili kararlar alırken; bilgilenme hakkı, aydınlatılmış onam hakkı, tedaviyi kabul ya da red hakkı , vb. hasta haklarına saygı göstermek zorundadır. Hekim Meslek Etik Kuralları Madde 7 gereğince hastaları arasında ekonomik durum ayrımı yapmaksızın hizmet vermek zorundadır. Yine Madde 24 gereğince hekim hastası üzerindeki etkisini tıbbı amaçlar dışında kullanamayacaktır. HMEK Madde 30’ da ise
‘’Hekim, hastasının parasal durumu ne olursa olsun, kesin zorunluluk olmadıkça pahalı ilaçlar ve yöntemler öneremez, hastaya gereksiz harcamalar yaptıramaz ve yararı olmayacağını bildiği bir tedaviyi veremez.’’ denilerek hastanın maksimum düzeyde faydasına çalışılmasının mesleğin gereği olduğu vurgulanmıştır.
Sağlık Personelinin Meslek Etik Kuralları
Bıçak Parası; doktorun hastasının zor durumundan faydalanarak hakkı olmayan bir ücreti hastadan talep etmesidir. İlk maddelerde belirttiğimiz meslek etik kurallarına aykırılık teşkil etmekle beraber TCK ilgili hükümlerince de bu eylem bir suç oluşturmaktadır.
Öncelikle konuya ilişkin Meslek Etik Kurallarına Ayrıntılı bir şekilde göz atalım. Hekimlik Meslek Etik Kuralları gereğince hekimin mesleki sorumlulukları aşağıdaki gibidir.
Madde 7-Hekim görevlerini her durumda hastaları arasındaki siyasal görüş, sosyal durum, dini inanç, milliyet, etnik köken, ırk, cinsiyet,(Ek ibare:4.7.2015) “cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim”, yaş, toplumsal ve ekonomik durum ve benzeri farklılıkları gözetmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.
Madde 21-Hekim hastasının sağlığı ile ilgili kararlar alırken; bilgilenme hakkı, aydınlatılmış onam hakkı, tedaviyi kabul ya da red hakkı , vb. hasta haklarına saygı göstermek zorundadır.
Gereksiz Harcama Yaptırma Yasağı
Madde 30-Hekim, hastasının parasal durumu ne olursa olsun, kesin zorunluluk olmadıkça pahalı ilaçlar ve yöntemler öneremez, hastaya gereksiz harcamalar yaptıramaz ve yararı olmayacağını bildiği bir tedaviyi veremez.
Hasta Üzerindeki Etkinin Kullanımı
Madde 24-Hekim hasta üzerindeki etkisini tıbbi amaçlar dışında kullanamaz.
Sağlık Personelinin Suçları
Sağlık Personelinin Ceza Davalarında İrtikap Suçu
Sağlık personelinin cezai sorumluluğu kapsamında bıçak parası adı altında istenen ücretlerin irtikap suçunu ilgilendiren halini incelediğimizde suça verilen ceza kapsamında en ağır cezai yaptırıma bu suç türünde rastlandığını görmekteyiz.
Hekimin halk arasında bıçak parası olarak tabir edilen eyleminin farklı suç türleri açısından değerlendirmesini yaparken öncelikli olarak en ağır cezayı gerektiren hali olan irtikap suçudur. İrtikap suçu kanunda belirtilen hali;
5237 Sayılı TCK Madde 250
(Değişik: 2/7/2012-6352/86 md.) (1) Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir.
(2) Görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna eden kamu görevlisi, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) İkinci fıkrada tanımlanan suçun kişinin hatasından yararlanarak işlenmiş olması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Örneğin failin görev alanı olmamasına rağmen mağdur bunu bilmiyor ve yapamayacağı bir görev için para alıyor.)
4.Fıkra ekonomik durum araştırılarak indirim uygulanabilir. şeklindedir. İrtikap suçunu doğru şekilde anlayabilmek ve diğer suçlardan ayırt edebilmek için suçun içerisinde geçen icbar ve ikna kavramlarının açıklamasına yer vermek gerekir.
Sağlık Personelinin Ceza Davalarında İcbar Suretiyle İrtikap Suçu
Vatandaş sağlık personeline hak etmediği bir ücreti, sağlık hizmeti alamayacağından endişe ederek ödemek zorunda kalmaktadır. İcbar en temel hali ile iradeyi zedeleyecek ölçüde manevi zorlanmadır. İcbar kişide çaresizlik, mecbur kalma, sağlık hizmeti alamama korkusu uyandırır. Bu korku haklı bir sebebe dayanmalıdır. Kişinin acil durumundan güçlüğünden faydalanarak hastasını kendisine mecbur hissettiren hekim icbar suretiyle irtikap suçunu işlemiş olmaktadır. İcbar kişide derin bir çaresizlik istemeyerek para verme hali yaratmalıdır. Hekim, hastasının zor durumundan faydalanarak kendisine şahsi menfaat sağlamalıdır. Hasta; kendisi veya yakının düşeceği zor durumdan ötürü hekime para veya menfaat sağlamaktadır. Ancak bu menfaat haksız olmalıdır. İcbar suretiyle irtikap suçunun varlığından söz edebilmek için mutlaka hekimin veya sağlık çalışanının kamu görevlisi olması zorunludur. İcbarın varlığından bahsedebilmek adına aşağıdaki Yargıtay kararının incelenmesi gerekmektedir. Yargıtay 5.Ceza Dairesi 31.05.2000T. 1999/6734 Esas, 2000/4776 Kararında özetle; İskenderun SSK Hastanesinde Genel Cerrah Uzmanı, müşteki hastayı olay günü muayene ederek hastaya apandisit teşhisi koyduğu, apandisitin patladığından bahisle acil ameliyat edilmesi gerektiğini söyleyerek hasta ve yakınlarının içinde bulundukları ruh halinden istifade ederek 20milyon tl para istediğini; hasta yakınlarının 4 Milyon Türk Lirasını o an verdiklerini ameliyat saatinden önce 2milyon tl daha temin edeceklerini ve aksi takdirde ameliyat dikişlerinin çıkarılmayacağı şeklindeki söylemleri hekimin icbar suretiyle irtikap suçunu işlediğini göstermektedir. Bir başka örnekte ise Yargıtay 4.Ceza Dairesi 13.12.2000T. 1999/6734E. 2000/4776 Kararında ise SSK Nevşehir Hastanesinde Kadın Doğum Uzmanı olan doktorun yapması gereken ameliyatları hasta yakınlarının kendisine para vermesi halinde yapacağını ifade etmesi sağlık personelinin cezai sorumluluğu kapsamında irtikap suçunu oluşturmaktadır. Çünkü görevinin gücünü kullanarak zaten yapılması gereken bir işlem için sağlık personeli şahsına haksız menfaat sağlamakta ve hasta yakınlarının rızalarını zedelemektedir.
Sağlık Personelinin Ceza Davalarında Rüşvet Suçunun Değerlendirilmesi
Öncelikle 5237 sayılı kanuna göre rüşvet suçunun özelliklerine değinmemiz gerekir. TCK Madde 252 de belirtilen hali ile
(Değişik: 2/7/2012-6352/87 md.)
(1) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kişi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kamu görevlisi de birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.
(3) Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.
(4) Kamu görevlisinin rüşvet talebinde bulunması ve fakat bunun kişi tarafından kabul edilmemesi ya da kişinin kamu görevlisine menfaat temini konusunda teklif veya vaatte bulunması ve fakat bunun kamu görevlisi tarafından kabul edilmemesi hâllerinde fail hakkında, birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(5) Rüşvet teklif veya talebinin karşı tarafa iletilmesi, rüşvet anlaşmasının sağlanması veya rüşvetin temini hususlarında aracılık eden kişi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır.
(6) Rüşvet ilişkisinde dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişi veya tüzel kişinin menfaati kabul eden yetkilisi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır.
(7) Rüşvet alan veya talebinde bulunan ya da bu konuda anlaşmaya varan kişinin; yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması halinde, verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
(8) Bu madde hükümleri;
a) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,
b) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler,
c) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar,
d) Kamu yararına çalışan dernekler,
e) Kooperatifler,
f) Halka açık anonim şirketler, adına hareket eden kişilere, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması amacıyla doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi; bu kişiler tarafından talep veya kabul edilmesi; bunlara aracılık edilmesi; bu ilişki dolayısıyla bir başkasına menfaat temin edilmesi halinde de uygulanır.
Bu haliyle rüşvet suçunun özelliklerine değindiğimizde Menfaat temin edildiğinde suç tamamlanmış olur. Yalnızca kasten işlenir, taksirle işlenmez. Rüşvet alan: Kamu görevlisi olmak zorundadır. Para aldığı konu görev alanına girmek zorundadır. Rüşvet alan da veren de suçludur. Rüşvet suçunda kamu görevlisi oldukça geniş tutulmuştur.(Dernekler, Vakıflar, halka açık anonim şirketler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları vb) Rüşvet suçuyla korunan değer tüm bireylerin eşit ve tarafsız olarak hizmet almasını sağlamaktır Rüşvet/İrtikap/Güveni Kötüye Kullanma suçları arasındaki başlıca ayrımı icbarın varlığına bağlıdır. Bir diğer önemli nokta ise : 765 Sayılı TCK (mülga) rüşvet alma suçunun basit ve nitelikli hali varken 5237 Sayılı TCK’da bu ayrım kaldırılarak basit rüşvet alma suçu Güveni Kötüye Kullanma suçuna dönüşmüştür.
YARGITAY 5.CEZA DAİRESİ 2013/ 10945 E. 2014/3646 K. 02.04.2014 T. 1 Eylül Devlet Hastanesinde Çocuk Cerrahi Uzmanı olan sanığın sünet ve fıtık ameliyatı için 7aylık olan ‘ nın babası ..’dan bıçak parası adı altında 600TL istediği pazarlıklarla bu paranın 400 TL’ye düşürüldüğü şikayetçinin ameliyat öncesinde sanığa bir miktar para verdiği ameliyattan sonrada sanığı şikayet ettiği kolluk kuvvetlerinin operasyonu ile kalan 300TL’nin ele geçirildiği dosya kapsamından görülmüştür. İlgili Yargıtay Kararı incelendiğinde görülecektir ki hastanın hayati tehlikesi bulunmaması, hastaların başka sağlık kuruluşuna başvurma imkanı bulunması gibi sebeplerle eylemin icbar boyutuna varmadığından ‘’Görevin Gereklerine Uygun Davranmak için çıkar sağlamak’’ suçu oluştuğu ancak değişen düzenlemeler neticesinde suçun rüşvet suçu olduğu ancak suç işleniş tarihi bakımından bu durumun sanığın aleyhine olduğu , lehe olan hükmün Güveni Kötüye Kullanma suçu olduğu kabul edilmiştir.
Personelinin Ceza Davalarında Görevi Kötüye Kullanma Suçu
Öncelikle 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca görevi kötüye kullanma suçunu inceleyelim. İlgili Maddede geçen hali ile
Madde 257- (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek
suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu
görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme
göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu
görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. denilmektedir.
Rüşvet suçuna ilişkin değişiklik ile birlikte basit rüşvet nitelikli rüşvet ayrımı kaldırılarak; Basit rüşvet suçu 5237 Sayılı Kanunda görevi kötüye kullanma suçuna dönüştürülmüştür. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 03.05.2011T. 2008/6181. 2011/3644 K sayılı kararda Uzman Doktor ve aynı zamanda serbest muayenesi de bulunan sanığın, önceden hastanede yataklı tedavi görmesini sağladığı katılanın rahatsızlanarak tekrar özel muayenehanesine gelmesi üzerine böbreğinde bulunan taşı almak için bıçak parası ve anestezi teknisyenine verilmek üzere 300milyon TL talep etmiştir. Müştekinin durumu olmadığını yeşil kartlı olduğunu söylemesi üzerine sanık, müştekiye ancak parayı verdiği tarihte, ameliyat olabileceğini söylemiştir. Ameliyatla para istemek olan eylemde icbar ve iknanın bulunmadığı bu sebeple irtikap olmadığı sanığın teklifinin katılan tarafından kabul edilmediğinden 765 sayılı yasada bahsi geçen basit ve nitelikli rüşvet ayrımı 5237 sayılı yasa ile kaldırılarak 252/3.fıkra ile yalnızca nitelikli rüşvet suçunun kaldığı, bu sebeple de ‘’suçun görevin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu oluşturup oluşturmadığının irdelenmesi’’ gerektiğine karar verilerek yerel mahkemenin kararında bozmaya gidilmiştir.
Özel Hastanede Çalışan Sağlık Personeli
Öncelikle özel hastanede çalışan sağlık personelinin hastası ile hukuki ilişkisinin adının belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple 2219 sayılı hususi hastaneler kanunu Madde 1 e bakmamız gerekir. Madde 1′ de geçen hali ile
Madde 1 – Devletin resmi hastanelerinden ve hususi idarelerle belediye hastanelerinden başka yatırılarak hasta tedavi etmek veya yeni hastalık geçirmişlerin zayıfları yeniden eski kuvvetlerini buluncaya kadar sıhhi şartlar içinde beslenmek ve doğum yardımlarında bulunmak için açılan ve açılacak olan sağlık yurtları “hususi hastaneler” den sayılır. Bunların açılma, kullanma, kapanma şartları bu kanunun hükümlerine bağlıdır.
İlgili maddeye göre özel hastane ve hastası arasındaki ilişki sözleşmeye dayanır. Aralarındaki sözleşme ‘Hastaneye Kabul Sözleşmesi’ ve/veya ‘Hekimlik Sözleşmesi’ olabilir. Özel Hastanelerde gerçekleşen eylemlerden kural olarak sağlık personeli sorumludur. Ancak olayın özelliğine göre hastanenin sorumluluğu da olabilecektir. Zarar göre hasta, hastane işletmesine karşı sözleşmeye aykırı işlem (TBK MAD 96) veya Haksız Eylem (TBK Mad 41) dayanarak dava açabilir. Hekime açılacak davalara ilişkin ayrıntılı tıbbi uygulama hataları (malpraktis) konulu yazımıza göz atabilirsiniz. Sağlık Personelinin ceza kanununa dayanan cezai sorumluluğu saklıdır. Bu sebeple özel hastanede çalışan sağlık personelinin rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanma suçlarını işlemesi suçun unsurları açısından mümkün değildir.
Personelinin Ceza Davalarında Dolandırıcılık suçu
Öncelikle 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda belirtilen hali ile dolandırıcılık suçuna bakmalıyız. Türk Ceza Kanununda dolandırıcılık suçu basit ve nitelikli halleri olarak ikiye ayrılmıştır.
Madde 157(1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar
sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası verilir.
Nitelikli dolandırıcılık
Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak
kullanılması suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin
kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak
tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 –
5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan,
adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. (2)
Yazının tamamında yer verdiğimiz irtikap, rüşvet (rüşvet alan bakımından) ve (eski kanunda basit rüşvet suçunu işleyen) görevi kötüye kullanma suçlarının ortak özelliği suçun failinin ancak kamu görevlisi olabileceğidir. Özel Hastanede çalışan hekimin, hastayı imkansızlıklarla manevi olarak zorlaması mümkün değildir. Özel hastane çalışanı kamu görevlisi de olmadığından bahsi geçen suçları işleyemeyecektir.
Yukarıda ayrıntılı olarak Yargıtay kararları ışığında uzunca yer verdiğimiz irtikap, rüşvet (rüşvet alan bakımından) ve (eski kanunda basit rüşvet suçunu işleyen) görevi kötüye kullanma suçlarının ortak özelliği suçun failinin ancak kamu görevlisi olabileceğini tekrar hatırlatırız. Bu sebeple de Özel Hastanede çalışan hekimin bu suçlardan birini işlemesi mümkün değildir. Özel hastande çalışan hekimin hastanın sağlık hakkını elinden alarak haksız menfaat sağlaması suçun unsurları açısından mümkün değildir. Ancak özel hastanede çalışan hekimin
-Ameliyatı Türkiye’de ilk uygulayıcısı benim, sadece ben eğitimini alarak yapıyorum
–Bu ameliyatı benden başkasına yaptırırsanız geri dönülmez hatalar olur, sağlığınızı tamamen kaybedersiniz
vb hastayı kandıracak içeriklerle hastayı yanıltması söz konusu olabilir. Böyle bir durumda özelliğine göre ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçundan bahsedilebilecektir.
Burada belirtilen bilgiler her ne kadar karşılaştırmalı olarak açıklanmış olsa dahi genel bilgilendirmeden ibarettir. Olayınız çok farklı ayrıntılar içerebilir. Hak kaybı yaşanmamanız adına muhakkak hukuki danışmanlık almanızı tavsiye ederiz.
SAĞLIK HUKUKU UZMANI
AVUKAT ESER ESERÇELİK



