Umut Hakkı Nedir? 2027

umut-hakki-abdullah-ocalan

Umut hakkı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen mahkumun tüm hayatını hapishanede geçireceğini bilerek yaşaması insanlık dışı bir muameleye tabi tutulması anlamına geleceğinden bahisle mahkumun cezasını bir miktar çektikten sonra durumunun tekrar değerlendirilmesi gerektiğini savunur. Umut Hakkı ifadesi uluslararası metinlerde kullanılan bir isimdir. Umut hakkı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan mahkumun 25 yıl cezasını infaz ettikten sonra durumunun yetkili merci tarafından tekrar değerlendirilmesini içerir, doğrudan tahliye edilmesi anlamına gelmemektedir. İlgili yazı İstanbul Ceza Avukatı Doğa Eser ESERÇELİK tarafından hazırlanmıştır.

Umut hakkı, diğer bir deyişle umut edebilme hakkı her insana tanınması gerektiğinden bir kişinin umut hakkının elinden alınmasının o kişiye uygulanan bir işkence olduğundan bahisle kimsenin umut hakkının elinden alınmaması gerektiğini savunmaktadır. Bu görüşe göre mahkum infaza ilişkin belirli süreleri cezaevinde geçirdikten sonra pişmanlık durumları da değerlendirilerek koşullarının tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini savunur. Umut hakkı kavramı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarında sıkça atıf yapılan bir kavramdır. Bu kapsamda AİHM 18.03.2014 tarihli kararında terör örgütü kuruculuğu ile ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılan Abdullah Öcalan için verilen Öcalan v. Türkiye No2 Kararında (Türkçe Çevirisi) ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının işkence yasağını ihlal ettiğine dair karar vermiştir.

Umut hakkı kavramına göre; ömür boyu hapis cezası alan mahkumun cezasının bir kısmını infaz ettikten sonra idari veya yargı makamı tarafından kalan ceza süresinin tekrar değerlendirilmesi demektir. Umut hakkı kavramına göre ömür boyu hapis cezası alan mahkumun serbest kalmayacağını bilmesi, umut hakkının elinden alınması demektir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Mad 3 uyarınca ”hiç kimse işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz” diyerek umut hakkına atıf yapmaktadır. Avrupa İnsan Haklarının yargılama sistemine göre mahkumun cezasının ömür boyu hapis olması mahkumun umut hakkının elinden alınması psikolojik işkence anlamına gelmektedir.

Eser Eserçelik Whatsapp Hattı

 

AİHM ve İşkence Yasağı

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İşkence Yasağı
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İşkence Yasağı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), işkence yasağını insan haklarının korunmasında temel ve mutlak güvencelerden biri olarak kabul etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3. maddesi uyarınca hiç kimse işkenceye, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da cezaya tabi tutulamaz. Bu yasak, suçun ağırlığına veya kişinin mahkûmiyetine bakılmaksızın uygulanır.

AİHM kararlarında işkence yasağı, yalnızca fiziksel şiddeti değil, kişinin insan onurunu zedeleyen ağır psikolojik muameleleri ve belirli infaz koşullarını da kapsamaktadır. Özellikle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilen kişilerin hiçbir koşulda tahliye edilme ihtimalinin bulunmaması, AİHS’nin 3. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir.

AİHM’nin 9 Temmuz 2013 tarihli Vinter ve Diğerleri/Birleşik Krallık Kararı, umut hakkının gelişmesinde önemli bir içtihattır. Mahkeme, müebbet hapis cezalarının hukuken ve fiilen indirilebilir olması, diğer bir ifadeyle belirli koşullarda yeniden değerlendirilebilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Bu kapsamda AİHM içtihatlarında öne çıkan ilkeler şunlardır:

  1. İşkence ve insanlık dışı ceza yasağı mutlak niteliktedir.
  2. Müebbet hapis cezası tek başına AİHS ihlali oluşturmaz.
  3. Mahkûmun gerçekçi bir tahliye ihtimali bulunmalıdır.
  4. Cezanın infazının devamı belirli aşamalarda gözden geçirilebilmelidir.

Sonuç olarak umut hakkı, mahkûmun otomatik olarak tahliye edilmesini değil, cezasının insan onuruna uygun şekilde yeniden değerlendirilmesini güvence altına almaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesinde düzenlenen işkence ve insanlık dışı ceza yasağı, müebbet hapis cezalarının insan haklarına uygunluğunun değerlendirilmesinde temel hukuki dayanaktır.

AİHM Büyük Dairesinin 9 Temmuz 2013 tarihli Vinter ve Diğerleri/Birleşik Krallık Kararı, umut hakkının hukuki temellerini ortaya koymuştur.

Kararda öne çıkan temel ilkeler şunlardır:

  1. Müebbet hapis cezası: Tek başına AİHS’nin 3. maddesine aykırı değildir.
  2. Tahliye ihtimali: Mahkûmun gerçekçi bir tahliye olanağı bulunmalıdır.
  3. Yeniden değerlendirme: Cezanın infazının devamını gerektiren nedenler belirli aşamalarda incelenebilmelidir.
  4. Umut hakkı: Otomatik tahliye değil, cezanın gözden geçirilmesini sağlayan hukuki güvencedir.

Sonuç olarak Vinter Kararı, tahliye ihtimali tamamen ortadan kaldırılmış ve yeniden değerlendirilmesi mümkün olmayan müebbet hapis cezalarının AİHS’nin 3. maddesini ihlal edebileceğini ortaya koymuştur.

Vinter & Birleşik Krallık Kararı

Vinter isimli şahıs ve iki arkadaşıyla birlikte kasten adam öldürme suçundan ötürü Birleşik Krallık tarafından müebbet hapis cezasına tabi tutulmuştur. Müebbet hapis cezası ömür boyu hapiste kalmasını öngören bir ceza türüdür. AİHM sanık Vinter için verdiği kararda cezanın asıl amacının ıslah olduğundan bahisle hiçbir zaman hapishaneden çıkmayacak bir mahkumun ıslah olsa dahi bu eylemin sonucunda yeni bir hayata sahip olamamasının ceza vermenin amacına aykırı olduğunu ifade eder. Aynı zamanda kişi hiçbir zaman özgür kalamayacağını veya tüm hayatını bir tecritte geçirerek ölümü bekleyeceğini bilmesi suçluya işkence yasağı kapsamında değerlendirilecektir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Vinter Kararında ömür boyu hapis cezası alan hükümlünün cezasının 25 yılını doldurduktan sonra hakkında verilen kararın yeniden değerlendirilmesinin doğru olacağını ifade etmiştir. AİHM kararında bir kişinin hiçbir zaman hapisten çıkamayacağını bilmesine rağmen yaşamaya devam etmesini psikolojik bir işkence olarak nitelendirmektedir. Bu nitelendirme ile Sözleşmenin 3. maddesindeki işkence yasağı ihlal edilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu anlamda ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasının ilk 25 yıldan sonra koşullu salıverilme imkanına dayanarak cezanın hafifletilmesi hafifletme imkanı yoksa başka bir cezaya dönüşmesi gerektiğini savunmaktadır.

Umut hakkı Vinter kararında iki önemli tavsiyeye bağlanmıştır.

1- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kaç kez müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezasına hükmedilirse hükmedilsin hükümlünün koşullu salıverme durumuna ilişkin değerlendirme yapılması gerekir der. 25 yıl hapis cezası çektikten sonra kişinin durumunun idari veya yargısal bir kurum tarafından değerlendirilmesinin önemli olduğunu vurgular.

2- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde 25 yıl geçmeden yapılacak gözden geçirmede özel bir mekanizma kurulması gerekir. Bu mekanizma yargısal veya adli olabilir.

Kafkaris Kararı (Bk. Kafkaris/Kıbrıs [BD], no. 21906/04,  97, AİHM 2008)

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Vinter kararından önce Kafkaris kararında müebbet hapis cezasının ömür boyu cezaevinde infaz edilmesinin madde 3’e aykırı olacak şekilde işkence yasağının ihlali anlamına geldiğini ifade eder.

AİHM-Türkiye ilişkisi bağlamında Umut Hakkı 2027

Türkiye ceza hukuku sisteminde bazı suçlar için tam süreli indirimsiz ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları verilir. Örneğin TCK m.328-Devlet Sırlarını Açıklama veya 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar sayılabilir. Sıradan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasından farklı olarak otuz altı yıl sonra şartlı tahliye imkanının olmamasıdır. AİHM  ise bu ışıkta öngörülmüş cezayı AİHS m.3 işkence yasağı maddesini ihlal ettiğini belirtmiştir. AİHS’in bu ihlal kararını Türkiye’de infaz edilen ve umut hakkının olmadığı ağırlaştırılmış müebbet cezalarına verdiği kararlar ile tespit etmiştir.  AİHM için başlıca kararlar şu şekildedir;

  • AİHM’in 18.03.2014 tarihli Öcalan v. Türkiye ( No.2)kararı
  • Kaytan v. Türkiye – 2015
  • Gurban v. Türkiye – 2015
  • Boltan v.Türkiye- 2019

Belirttiğimiz kararlardan AİHM’in hükümlülere tanınması gereken umut hakkı kapsamında Türkiye aleyhine hükmettiği ilk başvuru Öcalan v. Türkiye kararıdır. AİHM  belirtilen kararların hepsinde Türk hukuki düzenlemelerinde belirtilen tam süreli indirimsiz ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını hükmetmesi nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi işkence yasağını Vinter kararına dayandırarak ispatla güçlendirir ve ihlal edildiğini tespit eder.

Umut Hakkı ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Görüşleri

Türkiye aleyhine verilen kararlar olduğunu belirttik. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Eylül  2019 tarihinde gerçekleşen toplantı sonucunda  AİHM’in Türkiye aleyhine verdiği kararlara yönelik gerekli adımların uygulanıp uygulanmadığı üzerine müzakereler yapılmıştır. Aynı zamanda bazı bireysel ve genel önlemlere değinilmiştir.

  • Bakanlar Komitesi’nin incelediği davaların veya başvuruların devlete yönelik işlenen suçlar neticesinde hükmedilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının Türk hukuk düzenlemelerinde bulunan diğer ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlülerin bazı şartlar sonucu yeniden değerlendirilme hakkından yararlanamayıp mahrum bırakılması bu insanlık dışı ve onur zedeleyen muamelenin önlenmesiyle alakalıdır. Komite’nin vurguladığı nokta Ulusal makamların, Mahkeme’nin ( AİHS) uygun gördüğü standartlar doğrultusunda herkes için uygulanabilecek  yeniden değerlendirme sisteminin eksikliğini ve gerekliliğini hatırlatmıştır.
  • Genel ve bireysel olmak üzere önlemler alınması gerektiğini yinelemiş alınacak önlemlerin bağlantılı olduğunu belirtmiştir. Kararın yürütülmesi göz önünde bulundurulduğunda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının caydırıcılık ve cezalandırma amacının gerçekleşmediği veya kişinin herhangi ıslaha yönelik davranış belirtisi göstermediği. Toplum arasında tehlike arz ettiği durumlar dışında tahliye edilme olasılığıyla beraber yeniden değerlendirme sistemi hukuki bir güvenceye dayandırmakta eklenmiştir.

Rapor da yer eden başka bir nokta Türkiye’nin umut hakkından mahrum kalan yükümlü sayısı konusunda yeterli bilgilendirme yapmaması net sayı vermemesidir. Eylül 2025 tarihinde yapılacak olan toplantıya kadar genel raporda belirtilen hususlarla ilgili yeniden bir değerlendirme yapılması uygun görülmüştür.

Umut Hakkının uygulanması için gereken mevzuat değişiklikleri

İlk olarak belirtmek lazım ki bir çok hukuk düzeninde indirilemez müebbet hapis cezası şeklinde bulunan hapis cezaları hükümlülerin hapisten ömürleri boyunca çıkmamalarını sağlar.

Koşullu salıverme hükümlülerin uygun bir süreyi cezaevinde iyi hal şartını sağlayarak geçirenlerin cezaevinden çıkması durumudur. Bu haktan yararlanamayan hükümlülerin ömürleri boyunca cezaevinde kalacağı düzenlemeler insanlık dışı bulunur ve AİHS işkence yasağı kapsamında değerlendirilir.

Öcalan v. Türkiye AİHM Davası

AİHM’ in ömür boyu hapis cezasına mahkûm olan ve ömrünün sonuna kadar  cezaevinde kalacak hükümlüye umut hakkının tanındığını kabul edebilmesi için belirteceğimiz üç şarttan birinin iç hukukta bulunmasını yeterli bulmuştur.

  • İç hukukta, hapis cezasının uygulanmasının ertelenmesine imkân sağlayan düzenlemeler söz konusuysa , bu durum umut hakkının varlığını kabul etmek için yeterli görülür sayılacaktır.
  • Hükümlünün koşullu salıverilmesi için cezanın yeniden değerlendirileceği bir sistem imkanının iç hukuk düzenlemelerinde yer edinmesi
  • Cezanın sonlandırılması amacını gözeten bir mekanizmanın hukuk normlarında güvence altına alınması

AİHM bu davada Vinter kararına atıflar yaparak müebbet hapis cezasının içeresinde aynı zamanda  yeniden değerlendirme imkanı sunarken şartlı salıverme imkanını da içinde bulunması gerektiğine karar vermiştir. Mahkemece cezanın kesinleştiği gün hükümlü bir gün özgür kalacağını bilmelidir. Kısacası hükümlü umut hakkının olduğunu bilmelidir.

AİHM’ e göre iç mevzuatta umut hakkının tanınmadığı gri olan, kendini düzeltme derecesine bağlı olarak ileride serbest bırakılmasının yeniden değerlendirilmesine imkan sağlayacak bir uygulamayı bilmeden kendini düzeltmek istemesini beklemek çelişkili olacaktır. Özetle iç hukuk düzeni koşullu salıverme olmaksızın müebbet hapis cezasının öngörüldüğü durumlarda AİHS işkence yasağı ihlal edilmiş olur.

Öcalan v. Türkiye davasında, AİHM dikkat edilirse Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın af yetkisine sahip olmasını ve yetkisini bir gün kullanma ihtimalini iç normlarda olsa bile umut hakkı olarak değerlendirmemiştir. Bu anlamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Öcalan’ın ön başvurusunu usulden reddetmesi gerekirken yargılamaya devam etmiştir. Usulden reddedilmesi gerekirken esasa geçilmesi hatalıdır.

Doğa Eser Eserçelik

Av.Doğa Eser ESERÇELİK, Eserçelik Hukuk Bürosu'nun kurucusudur. Avukat Doğa Eser ESERÇELİK, lise eğitimini Malatya Fen Lisesi'nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimini %100 Bursla İstanbul Altınbaş Üniversitesi'nde 2018 yılında bitirmiştir. Akabinde %100 Bursla İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Hukuku Yüksek Lisansı programından mezun olarak hukukta uzmanlaşmıştır. Baro Sicil No : 70545

Avukat Desteği

Dosyanızı birlikte netleştirelim

Boşanma, nafaka, ceza ve sağlık hukuku konularında durumunuzu kısaca anlatın; izlenecek yolu birlikte belirleyelim.

Whatsapp Mesaj Hattı 0553 306 70 53
  1. 1Durumunuzu bize iletin
  2. 2Elinizdeki belgeleri paylaşın
  3. 3Sürecin yol haritasını öğrenin
Hemen Arayın

Görüşmeleriniz gizlilik esasına tabidir.