Soruşturma nedir, Bu soruşturma neticesinde ya bir kamu davası açılır ya da çeşitli nedenlerle dosya kapatılır. Özellikle Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığı Kararı (SYOK) ve Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (KYOK), vatandaşların haklarını koruyan ve adli sistemi gereksiz meşguliyetten kurtaran iki önemli hukuki mekanizmadır. Bu yazımızda, soruşturma kavramını, sürecin nasıl işlediğini, kovuşturma ile farklarını ve soruşturma sonucunda verilebilecek kararları 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ışığında detaylıca inceleyeceğiz. Soruşturma konusunda yardıma ihtiyacınız varsa ve hukuki danışmanlık almak istiyorsanız İstanbul Ceza Avukatı Doğa Eser Eserçelik ile iletişime geçebilirsiniz.
Soruşturma Nedir? (CMK 160)
Soruşturma evresi, ceza muhakemesinin temelini oluşturan ilk aşamadır. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 2. maddesinde soruşturma; “Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evre” olarak tanımlanmıştır. Bu süreç, bir ihbar, şikâyet veya Cumhuriyet savcısının suçu başka bir suretle öğrenmesiyle başlar. Soruşturma aşamasının temel amacı ve yürütücüsü, CMK Madde 160’ta açıkça belirtilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu – Madde 160 – (1): Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
Bu madde, soruşturma sürecinin amacını net bir şekilde ortaya koyar. Amaç maddi gerçeği araştırmak ve toplanan delillere göre şüpheli hakkında kamu davası açılması için “yeterli şüphe” olup olmadığına karar vermektir.
Soruşturma evresinin yürütücüsü Cumhuriyet savcısıdır. Savcı, bu süreçte adli kolluk (polis, jandarma) marifetiyle delil toplar, şüphelinin ifadesini alır, tanıkları dinler ve olayı aydınlatacak her türlü araştırmayı yapar. Önemle belirtmek gerekir ki, CMK 160/2 uyarınca savcı, sadece şüphelinin aleyhine değil, lehine olan delilleri de toplamakla yükümlüdür. Bu sebeple şüphelilerin dinlenmesini istediği tanıklar varsa gerçeğin açığa çıkması için hep mağdurun hem de şüphelilerin tanıkları dinlenir. Talep ettiği deliller toparlanır.
Ceza Muhakemesi Kanunu – Madde 157: Kanunun başka hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir.
Soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişiye şüpheli denmektedir.
Soruşturma İşlemleri Nasıl Yapılır?
Bir suç şüphesiyle başlayan soruşturma süreci, Cumhuriyet savcısının yönetiminde ve denetiminde yürütülen bir dizi işlemden oluşur. Savcı, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Madde 161 uyarınca, “doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir”. Bu araştırmalar, maddi gerçeğe ulaşmak ve yeterli şüpheyi tespit etmek için yapılır. Soruşturma evresinde yapılabilecek temel işlemler şunlardır:
- Şüphelinin İfadesinin Alınması: Şüpheli, soruşturma konusu suçla ilgili olarak davetiye ile çağrılır veya zorla getirilebilir (CMK 145-146) ve ifadesi alınır.
- Tanıkların Dinlenmesi: Olay hakkında bilgisi olan kişiler tanık sıfatıyla dinlenir (CMK 43).
- Bilirkişi İncelemesi ve Keşif: Çözümü uzmanlık gerektiren konularda bilirkişiye başvurulur (CMK 63) veya olayın meydana geldiği yerde keşif yapılır (CMK 83).
- Arama ve El koyma: Hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı kararıyla şüphelinin üstü, eşyası veya konutunda arama yapılabilir ve suç delillerine el konulabilir (CMK 116, 123, 127).
- Gözaltı: Soruşturma yönünden zorunlu olması ve somut delillerin varlığı halinde şüpheli, savcının kararıyla belirli bir süre gözaltına alınabilir (CMK 91). Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez.
- Tutuklama: Soruşturma evresinde, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenlerinin varlığı halinde, şüphelinin sadece Sulh Ceza Hâkiminin kararıyla tutuklanması talep edilebilir (CMK 100).
Tüm bu soruşturma işlemleri, şüphelinin haklarını (müdafi yardımı, susma hakkı vb.) koruyacak şekilde ve kanuna uygun olarak yapılmak zorundadır. Soruşturma evresinin temel prensibi, CMK 157‘de belirtildiği üzere gizliliktir. Bu gizlilik, delillerin karartılmasını önlemek ve şüphelinin lekelenmeme hakkını korumak için elzemdir.
Soruşturma Ne Kadar Sürer?

Soruşturma sürecine giren şüphelilerin ve mağdurların en çok merak ettiği konu, bu evrenin ne kadar süreceğidir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK), soruşturma evresinin tamamlanması için belirlenmiş genel bir azami süre (üst sınır) bulunmamaktadır. Bunun temel nedeni, her suçun niteliğinin, delil toplama sürecinin zorluğunun ve dosyanın karmaşıklığının farklı olmasıdır. Basit bir yaralama suçunun soruşturma süresi ile organize bir suç örgütünün soruşturma süresi aynı olmayacaktır.
Ancak, soruşturma süresinin belirsiz olması, bu sürecin sonsuza dek sürebileceği anlamına gelmez. Soruşturma sürecinin kendisi için genel bir süre sınırı olmasa da, bu evrede uygulanan koruma tedbirleri için çok katı süre sınırları mevcuttur. Özellikle kişi hürriyetini kısıtlayan tedbirler açısından soruşturma süresi dolaylı olarak sınırlandırılmıştır:
- Gözaltı Süreleri (CMK 91): Gözaltı süresi, yakalama anından itibaren 24 saati (toplu suçlarda 4 güne kadar) geçemez.
- Tutukluluk Süreleri (CMK 102): Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde 6 ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise 1 yılı geçemez. Zorunlu hallerde bu süreler uzatılabilir (Örneğin, terör suçlarında 1 yıl 6 ay + 6 ay uzatma).
Bu bağlamda, soruşturma işlemleri devam etse bile, şüpheli hakkındaki tutukluluk hali kanunda belirtilen azami süreleri aşamaz. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) uyarınca her soruşturma, “makul süre” içinde tamamlanmak zorundadır. Bir soruşturma dosyasının makul bir gerekçe olmaksızın yıllarca açık kalması, adil yargılanma hakkının ihlaline yol açabilir.
Soruşturma ile Kovuşturma Arasındaki Fark Nedir?
| Konu | SORUŞTURMA | KOVUŞTURMA |
|---|---|---|
| Amaç | Suç işlenip işlenmediği araştırılır | Sanıklar yargılanır |
| Kim Yürütür? | Savcı | Mahkeme / Hakim |
| Statü | Şüpheli | Sanık |
| Deliller | Toplanır /iddianame düzenlenir. | Yargılama yapılır |
| Gizlilik | Gizli | Açık |
| Sonuç | Takipsizlik veya dava açma | Beraat Kararı veya Ceza |
Hukuk terminolojisinde sıkça karıştırılan soruşturma ve kovuşturma, ceza muhakemesi sürecinin birbirinden tamamen farklı iki evresidir. Aralarındaki temel farklar CMK Madde 2’deki tanımlarında gizlidir.
Soruşturma (CMK 2/1-e): Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi ifade eder. Kovuşturma (CMK 2/1-f): İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi ifade eder.
Bu iki evre arasındaki temel farklar şunlardır:
- Başlangıç ve Bitiş: Soruşturma suç şüphesiyle başlar, iddianamenin kabulü (veya KYOK/SYOK) ile biter. Kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlar, kararın kesinleşmesiyle biter.
- Yürütücü Merci: Soruşturma evresinin yürütücüsü Cumhuriyet Savcısıdır. Kovuşturma evresinin yürütücüsü ise görevli mahkemedir (Asliye Ceza, Ağır Ceza Mahkemesi vb.).
- Kişinin Sıfatı: Soruşturma aşamasında suç şüphesi altındaki kişiye “Şüpheli” denir (CMK 2/1-a). Kovuşturma aşamasında, yani hakkında dava açıldıktan sonra bu kişiye “Sanık” denir (CMK 2/1-b).
- Aleniyet (Açıklık): Soruşturma evresi kural olarak “gizli” yürütülür (CMK 157). Savcı bu gizlilik sayesinde delillerin karartılmasını, şüphelilerin kaçmasını veya bildiklerini gizlemesini önler. Kovuşturma evresi, yani yargılama aşamasında ise duruşmalar kural olarak “herkese açık” (aleni) yapılır (CMK 182).
- Amaç: Soruşturma evresinin amacı, kamu davası açmak için “yeterli şüphe” olup olmadığını araştırmaktır (CMK 160). Kovuşturma evresinin amacı ise, sanığın suçu işleyip işlemediğini “şüpheden uzak, kesin” bir şekilde tespit ederek bir hükme (karara) varmaktır.
Dolayısıyla soruşturma, davanın hazırlık ve araştırma safhası iken; kovuşturma, yargılamanın yapıldığı ve hükmün verildiği asıl dava safhasıdır.
Soruşturmaya Yer Olmadığı Kararı Nedir?

Soruşturmaya yer olmadığı kararı, ceza muhakemesi sistemimize 2017 yılında CMK Madde 158/6 ile giren nispeten yeni bir kurumdur. Bu karar, adından da anlaşılacağı üzere, bir soruşturma açılmasına dahi gerek görülmediği anlamına gelir. Bu karar, Cumhuriyet savcısının bir soruşturma yürütüp sonunda delil bulamaması kavuşturmaya yer yok kararından durumundan farklıdır. SYOK, henüz soruşturma başlamadan, dosyanın “girişte” reddedilmesidir.
Ceza Muhakemesi Kanunu – Madde 158/6: İhbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir.
Bu maddeye göre savcı, iki durumda soruşturma açmaksızın SYOK kararı verebilir:
- Fiilin Açıkça Suç Olmaması: Şikâyet edilen eylem, hiçbir araştırma yapmaya gerek kalmadan, ilk bakışta açıkça bir suç teşkil etmiyorsa (örneğin, “komşum bana borcunu ödemedi” şeklindeki bir şikâyet, ceza hukuku değil, özel hukuk konusudur).
- Soyut ve Genel Nitelikte Olması: Şikâyet, “Ülkedeki tüm yetkililer yolsuzluk yapıyor” gibi belirli bir kişiyi, olayı veya delili işaret etmeyen, tamamen soyut ve genel iddialardan oluşuyorsa.
Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığı Kararı’nın (SYOK) en önemli hukuki sonucu, şikâyet edilen kişinin “şüpheli” sıfatını dahi almamasıdır. Kişi, adli siciline veya UYAP kayıtlarına şüpheli olarak işlenmez ve böylece lekelenmeme hakkı en başından korunmuş olur. Bu karar, gereksiz soruşturma süreçlerinin başlamasını engeller.
Soruşturmaya Yer Olmadığı Kararına İtiraz
Cumhuriyet savcısının verdiği soruşturma yapılmasına yer olmadığı (SYOK) kararı, kesin bir karar değildir; bu karara karşı kanun yolu açıktır. CMK Madde 158/6’nın devamı, bu karara nasıl itiraz edileceğini düzenlemiştir. SYOK kararı, verildikten sonra “varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye” tebliğ edilir. Şikâyetçi, bu kararın haksız olduğunu ve bir soruşturma açılması gerektiğini düşünüyorsa, itiraz hakkını kullanabilir.
İtiraz süreci, SYOK kararı için de Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (KYOK) için düzenlenen CMK Madde 173’e atıfla yapılır:
- İtiraz Süresi: Şikâyetçi, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren “iki hafta” (15 gün değil) içinde itiraz edebilir (CMK 173/1).
- İtiraz Mercii: İtiraz, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hakimliği’ ne yapılır.
- İtirazın Sonucu: Sulh Ceza Hâkimliği itirazı inceler. Eğer Sulh Ceza hâkimliği itirazı reddederse, SYOK kararı kesinleşir.
Eğer Sulh Ceza hâkimliği itirazı kabul ederse, Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Yani, savcı artık dosyayı kapatamaz ve şikâyet edilen kişi hakkında “şüpheli” sıfatıyla bir soruşturma numarası alarak gerekli araştırmayı yapmak zorunda kalır.
Soruşturma Neticesinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Verilmesi
Soruşturma evresi, her zaman bir kamu davası (kovuşturma) ile sonuçlanmak zorunda değildir. Cumhuriyet savcısı, yürüttüğü soruşturma sonucunda, CMK Madde 172’de belirtilen şartların oluştuğu kanısına varırsa, “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” (KYOK) verebilir. Bu karar, halk arasında “takipsizlik kararı” olarak da bilinir. Soruşturmaya yer yok kararından farklı olarak, kovuşturmaya yer yok kararı verilebilmesi için bir soruşturma yürütülmüş, deliller toplanmış, şüphelinin ifadesi alınmış, yani tam bir soruşturma süreci işletilmiş olmalıdır. Savcı, bu soruşturma sonunda şu iki temel nedenden biriyle kovuşturmaya yer yok kararı verir:
- Yeterli Şüphe Oluşturacak Delil Elde Edilememesi (CMK 172/1): Soruşturma yapılmış ancak şüphelinin suçu işlediğine dair kamu davası açmaya yetecek “yeterli şüphe” düzeyine ulaşılamamışsa.
- Kovuşturma Olanağının Bulunmaması (CMK 172/1): Yeterli şüphe olsa bile, hukuki bir engel nedeniyle dava açılamıyorsa. (Örnekler: Şikâyete bağlı suçta şikâyetten vazgeçilmesi, şüphelinin ölümü, dava zamanaşımı süresinin dolması, genel af çıkması vb.)
Ayrıca, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Madde 171’deki “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” süresi sonunda (şüpheli 5 yıl suç işlemezse) veya etkin pişmanlık gibi şahsi cezasızlık sebeplerinin varlığı halinde de KYOK kararı verilebilir. Bu karar, suçtan zarar görene (mağdur/müşteki) ve şüpheliye tebliğ edilir. Mağdurun bu karara karşı da, tebliğden itibaren iki hafta içinde Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz etme hakkı vardır (CMK 173).
Soruşturma Neticesinde İddianame Düzenlenmesi
Soruşturma evresinin bir kamu davasına dönüşmesi, yani yargılamanın (kovuşturmanın) başlaması, ancak Cumhuriyet savcısının “iddianame” düzenlemesi ve bu iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle mümkündür. Cumhuriyet savcısı, yürüttüğü soruşturma sonucunda topladığı delillerin, şüphelinin suçu işlediği hususunda “yeterli şüphe” oluşturduğu kanaatine varırsa, bir iddianame düzenlemek zorundadır (CMK 170/2).
İddianame, soruşturma evresini sonlandıran ve kovuşturma evresini başlatan temel belgedir. Bir nevi, savcının “Ben soruşturma yaptım, bu delilleri topladım ve şüphelinin bu suçu işlediğine dair yeterli şüpheye ulaştım. Artık kararı mahkeme versin” dediği resmi bir suçlama yazısıdır. CMK Madde 170’e göre iddianamede şu unsurlar bulunmalıdır:
- Şüphelinin kimliği,
- Yüklenen suç ve ilgili kanun maddeleri,
- Suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
- Suçun delilleri (somut delillerle ilişkilendirilerek),
- Şüphelinin lehine ve aleyhine olan hususlar (CMK 170/5),
- Talep edilen ceza ve güvenlik tedbirleri.
Soruşturma sonunda düzenlenen bu iddianame, görevli ve yetkili mahkemeye (Asliye Ceza, Ağır Ceza vb.) gönderilir. Mahkeme, iddianameyi 15 gün içinde inceler (CMK 174). Eğer iddianamede eksiklikler (örneğin, toplanması gereken bariz bir delil toplanmamışsa) görürse, iddianameyi savcıya iade edebilir. Eğer mahkeme iddianameyi kabul ederse (CMK 175), soruşturma evresi resmen sona erer, kovuşturma (duruşma) evresi başlar ve “şüpheli” artık “sanık” sıfatını alır.
Soruşturma Evresi Yargıtay Kararları
Soruşturma Evresi, Yeterli Şüphe ve İddianame Düzenlenmesi
Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.
CMK’nın 160/1 maddesinde yer alan “bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâl” ifadesinden de anlaşılacağı üzere belli bir suç şüphesine karşı soruşturmaya başlanılabilmesinin maddi koşulu, o suça ilişkin başlangıç şüphesinin var olmasıdır. Başlangıç şüphesi, soyut bir izlenimle değil; suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıalar ile oluşur. Cumhuriyet savcısı, başlangıç şüphesinin olup olmadığını yani, suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıaların bulunup bulunmadığını değerlendirerek soruşturmaya başlayacaktır. Kısaca, başlangıç şüphesinin bulunup bulunmadığını değerlendirme yetkisi, Cumhuriyet savcısına aittir.
Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. “Yeterli şüphe”, şüphelinin müsnet suçtan yargılanması için gerekli ve yeterli olan şüphe derecesini ifade eder. Bu şüphenin, hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delile dayanması gerektiğinde kuşku yoktur. Cumhuriyet savcısı topladığı delillerin iddianame düzenlemek için yeterli olup olmadığını takdir edecek, delilleri olaylarla ilişkilendirerek yeterli şüpheyi ortaya koyacaktır.
5271 sayılı CMK’da düzenlenen iddianamenin iadesi kurumu, uzun süren yargılama süreçlerinin önüne geçilebilmesi ve davaların tek celsede bitirilebilmesini temin amacıyla getirilen yeniliklerden biridir. Bunun gerçekleştirilebilmesi, soruşturma safhasında mevcut tüm delillerin toplanmış olması ile mümkündür. İddianamenin iadesi kurumu şüpheli/sanıkların lekelenmeme haklarını etkin şekilde koruma altına almaktadır. Bu nedenle Anayasanın 36-38. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinin teminatı mahiyetindedir. İddianamedeki şekle ilişkin eksiklikler her zaman giderilebilir ancak eksik soruşturma sonucu yeterli suç şüphesi oluşturmayan delillerle kişilere sanık sıfatı yüklenmesi, yargılama sonucunda beraat etmiş olsalar dahi hak ihlaline sebebiyet vereceği göz önünde bulundurulmalıdır. Aksi takdirde kanun koyucunun suçun sübutuna etkili olan bir delil toplanmadan dava açılmasını iade nedeni olarak kabul etmeyeceği aşikardır. Soruşturma aşamasında toplanan deliller sonucunda yeterli şüphenin oluşmaması durumunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, yargılama aşamasında hakim veya mahkemece verilen kararlar ile kanun yolu aşamalarında delillerin hukuka uygunluk denetiminin yapılacağına dair düzenlemelerin yanı sıra, iddianamenin iadesi müessesinin de delilin denetimine olanak tanıdığının kabulü gereklidir. Ancak Anayasanın 38, 5271 sayılı CMK’nın 206/2 maddelerindeki düzenlemeler kapsamında, bu olanağın çok geniş yorumlanmaması gerektiği CMK’nın 172/1 maddesinin doğal sonucudur.
Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere; “Kamu davasının tek veya zorunlu olduğunda birbirini izleyen oturumlarda ve mümkünse bir günde sonuçlandırılmasını gerçekleştirebilmek amacıyla; iddianamenin, hukuken geçerli ve yeterli delillerin toplanmasından ve dava açma koşullarının gerçekleşmesinden sonra, tüm yönleriyle doğru ve eksiksiz olarak mahkemeye verilmesi gerekmektedir. Yeterli delil bulunmadan veya toplanmadan âdeta delilsiz davanın açılmış olması ve bunun sonucu olarak mahkemenin soruşturma yapmak zorunluluğunda kalacağının anlaşılması halinde iddianame iade edilecektir. Deliller kamu davası açmak için yeterli olsa bile, iddianamede bulunması gerekli diğer ve bir bakıma şekli sayılabilecek hususların yer almaması halinde de iade mümkündür…”
7188 sayılı Kanunla yapılan değişiklik gerekçesinde ise; “Maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen iddianamenin iadesine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu düzenleme uygulamada hâkimler ve savcılar tarafından farklı yorumlanmaktadır. “Mutlak sayılan mevcut bir delil” ibaresi dikkate alındığında mahkemelerin iade yetkisinin çok sınırlı olduğu ve mutlak olmamakla birlikte suçun sübutuna etki edebilecek deliller toplanmadan açılan iddianamelerin iade edilemediği görülmektedir. Yargıtay içtihatları da bu yönde gelişmiştir. Bu itibarla, maddeyle yapılan değişiklikle suçun sübutuna doğrudan etki edecek delillerin toplanması sağlanmaktadır. Suçun sübutuna doğrudan etki edecek delil, olayın oluş şekline göre ceza muhakemesi hukuku çerçevesinde belirlenecektir.” (Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2020/5015 E. , 2020/4966 K.)
Soruşturmanın Sonuçlanması ve İddianame Düzenlenmesi
CMK’nın 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Diğer bir deyişle Cumhuriyet savcısı elde edilen delillerin kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu kanaatine varırsa dava açacak, aksi durumda takipsizlik kararı verecektir. Aksi durumun kabulü her ihbar veya şikayet üzerine Cumhuriyet savcısının kamu davası açmasını gerektirir ki bu kabul lekelenmeme hakkıyla bağdaşmayacak ve kanunun ruhuna uygun düşmeyecektir. Somut olayda müşteki vekilinin şikayet dilekçesi üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığınca yeterli şüphenin bulunduğu kabul edilerek ve somut delil ve vakılara dayanılarak 2014/1644 İddianame numarası ile şüpheli hakkında kamu davası açılması için … 2. Asliye Ceza Mahkemesine dava açılmış, mahkemece sadece işbölümü değerlendirmesi yapılarak iddianame iade edilmiş olmasına rağmen toplanan deliller itibariyle hukuki durumunda bir değişiklik bulunmayan şüpheli hakkında görevli mahkemeye hitaben iddianame düzenlenmesi gerekirken soruşturma evrakı kapsamı ile uygun olmayacak şekilde kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz üzerine … 2. Sulh Ceza Hakimliğince itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmesi uygun görülmüştür. (Yargıtay 16. Ceza Dairesi – Karar : 2016/5223)
Sıkça Sorulan Sorular
Soruşturma sicile işler mi?
Hayır, soruşturma evresi veya bu evrede verilen takipsizlik (kovuşturmaya yer olmadığına dair karar) kararları, bireylerin adli sicil kaydına (sabıka kaydına) işlemez. Adli sicil kayıtları, kural olarak kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerini içerir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), soruşturma aşamasında toplanan verilerin ve kayıtların, dava açılmaması durumunda imha edilmesini veya özel sistemlerde gizli tutulmasını öngörür.
Bazı özel kararlar ise adli sicilden ayrı, “mahsus bir sisteme kaydedilir”. Örneğin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları veya ihbarın soyut olması nedeniyle verilen soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararlar bu özel sistemlerde tutulur. Bu kayıtlara, adli sicil kaydından farklı olarak, yalnızca Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak bakılabilir.
Soruşturma aşamasından sonra ne olur?
Soruşturma aşaması, CMK Madde 2’de tanımlandığı üzere, suç şüphesinin öğrenilmesiyle başlayıp iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir. Bu aşama tamamlandığında, toplanan delilleri değerlendiren Cumhuriyet savcısı dosyayla ilgili bir karar verir. Bu kararlar neticesinde üç temel sonuç ortaya çıkabilir:
- Kamu Davası Açılması (İddianame Düzenlenmesi): Soruşturma sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda “yeterli şüphe” oluşturuyorsa, Cumhuriyet savcısı görevli ve yetkili mahkemeye hitaben bir iddianame düzenler. İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle birlikte kamu davası açılmış olur ve “kovuşturma evresi” (yani yargılama aşaması) başlar.
- Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK/Takipsizlik): Cumhuriyet savcısı, kamu davasının açılması için “yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi” (delil yetersizliği) veya “kovuşturma olanağının bulunmaması” (örneğin şikâyet yokluğu, zamanaşımı, af gibi hukuki engeller) hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir. Bu karar ilgililere tebliğ edilir.
- Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi: CMK Madde 171 uyarınca, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda , şüphelinin daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmaması ve mağdurun veya kamunun zararının giderilmesi gibi şartlar varsa, savcı yeterli şüphe bulunsa dahi kamu davası açılmasını beş yıl süreyle erteleyebilir.
Soruşturma bittikten sonra ne olur?
Soruşturma evresinin bitimi, Cumhuriyet savcısının dosyayı hukuki bir sonuca bağlaması anlamına gelir. Soruşturma bittiğinde, savcının önünde birden fazla seçenek bulunur. Eğer savcı, toplanan delillere dayanarak suçun işlendiği yönünde “yeterli şüphe” edinirse, CMK Madde 170 uyarınca bir iddianame düzenler. Bu iddianamenin mahkemece kabul edilmesiyle soruşturma evresi resmen sona erer ve kovuşturma (yargılama) evresi başlar.
Eğer Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda yaptığı değerlendirmede, kamu davası açmak için yeterli şüphe oluşturacak delil bulamazsa veya af, zamanaşımı, şikâyet yokluğu gibi bir kovuşturma engeli tespit ederse, CMK Madde 172 uyarınca takipsizlik kararı verir. Bu karar, soruşturmayı sonlandırır.
Bir diğer ihtimal ise CMK Madde 171’de düzenlenen “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararıdır. Bu durumda, kanunda belirtilen şartların sağlanması halinde, savcı kamu davası açmayı beş yıllık bir denetim süresi için erteleyebilir. Eğer şüpheli bu süre içinde kasıtlı yeni bir suç işlemezse, süre sonunda dosya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Aksi halde kamu davası açılır.
Soruşturma kaç günde açılır?
Ceza Muhakemesi Kanunu, bir ihbar veya şikâyet alındıktan sonra soruşturmanın “kaç gün içinde” açılacağına dair belirli bir gün sayısı (örneğin 3 gün, 10 gün gibi) belirtmemiştir. Kanun, bu sürecin gecikmeksizin başlatılması gerektiğini vurgulamak için “hemen” ve “derhal” gibi ifadeler kullanır.
CMK’nın 160. maddesi bu konuda çok açıktır. Maddeye göre, Cumhuriyet savcısı, bir ihbar veya başka herhangi bir yolla “bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez”, kamu davası açılıp açılmayacağına karar vermek üzere “hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar”. Bu hüküm, suç şüphesinin savcılığa ulaştığı anda, herhangi bir süre kaybı yaşanmadan soruşturma işlemlerinin başlatılması gerektiğini emretmektedir.
İhbarın yapıldığı yer de süreci etkilemez. Şikâyet veya ihbar doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk (polis, jandarma) makamlarına yapılabilir. Eğer ihbar valilik, kaymakamlık veya bir kamu göreviyle bağlantılı olarak ilgili kuruma yapılmışsa, bu kurumlar da ihbarı “gecikmeksizin” ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına göndermekle yükümlüdür. Dolayısıyla, kanuni süre “hemen” olarak tanımlanmıştır.
Soruşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz kaç gün sürer?
Burada “soruşturmaya yer olmadığına dair karar” (SYOK) ile “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” (KYOK) arasındaki ayrımı yapmak önemlidir. KYOK (takipsizlik), yürütülen bir soruşturma sonucunda yeterli delil bulunamadığında verilir. SYOK ise, CMK Madde 158(6) uyarınca, ihbar veya şikâyetin “soyut ve genel nitelikte olması” veya “fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması” durumunda, yani soruşturma hiç başlatılmadan verilir.
Her iki karara itiraz usulü büyük ölçüde aynıdır. Kanun, Madde 158(6)’da düzenlenen SYOK kararına karşı, Madde 173’teki usule göre itiraz edilebileceğini belirtir.
CMK Madde 173(1)’e göre, suçtan zarar gören, bu kararın (KYOK veya SYOK) kendisine “tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde” karara itiraz edebilir. Bu süre, 2 Mart 2024 tarihli 7499 sayılı Kanun değişikliği ile İtiraz, 15 günden 14 güne çevrilmiştir. İtiraz , kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine bir dilekçe ile yapılır. İtiraz dilekçesinde, soruşturma yapılmasını veya kamu davası açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilmelidir.
Şüpheli suçu kabul etmezse ne olur?
Bir şüphelinin suçu kabul etmemesi (inkâr etmesi) veya sessiz kalma hakkını kullanması, soruşturmanın durmasına veya davanın otomatik olarak düşmesine neden olmaz. CMK Madde 147(1)(e) uyarınca, ifade veya sorgu sırasında şüpheliye, “yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu” (yani sessiz kalma hakkı) mutlaka bildirilir. Şüphelinin beyanının “özgür iradesine dayanması” esastır ; bu nedenle suçu kabul etmesi için ona kötü davranma, işkence, aldatma, cebir veya tehditte bulunma gibi yasak usuller uygulanamaz.
Şüpheli suçu kabul etmediğinde, Cumhuriyet savcısı soruşturmaya devam eder. Savcının temel görevi, CMK Madde 160 uyarınca “maddî gerçeğin araştırılması” amacıyla “şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamaktır.
Suçun ispatı, şüphelinin ikrarına bağlı değildir. CMK Madde 217(2), “Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir” demektedir. Bu deliller; tanık beyanları, bilirkişi raporları, kamera kayıtları, parmak izi incelemeleri veya diğer belgeler olabilir. Eğer savcı, şüphelinin ikrarı dışındaki bu delillere dayanarak suçun işlendiği yönünde “yeterli şüphe” oluşturabilirse, şüpheli suçu kabul etmese bile hakkında kamu davası açar. Eğer ikrar dışında yeterli delil bulunamazsa, savcı “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” verir.
Soruşturmaya yer olmadığı kararı ne zaman verilir?
“Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar” (SYOK), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 158. maddesinin 6. fıkrasında düzenlenen özel bir karardır. Bu karar, bir ihbar veya şikâyet üzerine Cumhuriyet savcısının soruşturma evresini hiç başlatmadan verdiği bir karardır. Bu yönüyle, yürütülen bir soruşturma sonucunda delil yetersizliğinden verilen “kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan” (KYOK) farklıdır.
CMK Madde 158(6)’ya göre, SYOK kararının verilebileceği iki spesifik durum vardır:
- Fiilin Açıkça Suç Oluşturmaması: İhbar veya şikâyet edilen eylemin, “suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması” durumu. Örneğin, hukuki bir uyuşmazlık olan ancak ceza kanunlarında suç olarak tanımlanmayan bir eylemin (borcun ödenmemesi gibi) şikâyet edilmesi halinde, savcı araştırma yapmadan SYOK kararı verir.
- İhbar veya Şikâyetin Soyut ve Genel Nitelikte Olması: İkinci durum ise, “ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olmasıdır. Örneğin, “Falanca kurumda yolsuzluk var” veya “Komşum şüpheli işler yapıyor” gibi belirli bir olguya, delile veya kişiye dayanmayan, genel geçer iddialar içeren başvurular için de soruşturma başlatılmaz ve SYOK kararı verilir.
Bu karar verildiğinde, şikâyet edilen kişi “şüpheli” sıfatını almaz. Karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir.
Soruşturma açılan kişiye ne denir?
Hakkında soruşturma açılan kişiye şüpheli denir. Soruşturma aşamasında suçu işleme ihtimali olan kişiler şüpheli olarak adlandırılır. Şüpheli soruşturma aşamasındaki kişilerin sıfatı iken kovuşturma aşamasında şüpheli sanığa dönüşür. Sanık kovuşturma aşamasında; şüpheli ise soruşturma aşamasında aynı kişiye verilen sıfatlardır.


