Marka Hakkına Tecavüz Davası Güncel 2026

Marka Hakkına Tecavüz Davası

Marka hakkına tecavüz , tescilli bir markanın sahibinin izni olmaksızın markanın aynen veya ayırt edilemeyecek derecede benzeri biçimde kullanılması; taklit, markanın özelliklerinin tamamen veya kısmen aynen alınması veyahut markanın büyük benzerlik yaratacak şekilde kullanılması fiilidir. Ağır yaptırımlar içerir. Marka hakkınıza tecavüz edildiği durumlar veyahut böyle bir durumun yaşanacağına dair şüpheleriniz varsa İstanbul Avukat Doğa Eser ESERÇELİK ile iletişime geçebilirsiniz.

Markalar, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayıran en temel unsurlardır. Günümüz rekabetçi pazar koşullarında, markalar işletmelerin en değerli ticari varlıkları arasında yer almakta ve tüketiciler nezdinde bir güven ile kalite algısı oluşturmaktadır. Bu değerli varlığın korunması hem işletmelerin ekonomik çıkarları hem de pazar düzeninin sağlıklı işlemesi için kritik öneme sahiptir. Türkiye’de bu koruma, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile sağlanmaktadır. Kanun, marka hakkı sahiplerine geniş yetkiler tanırken, bu hakların ihlal edilmesini de açıkça yasaklamıştır. Bu ihlaller, yani marka hakkına tecavüz fiilleri, ciddi hukuki ve cezai yaptırımlara tabidir.

Bu yazımızda, 6769 Sayılı Kanun ışığında marka hakkına tecavüz suçunu, suçun unsurlarını, öngörülen cezaları ve bu suçlara ilişkin yargılama süreçlerindeki önemli detayları inceleyeceğiz. Bir markanın izinsiz kullanılması, taklit edilmesi veya bu taklit ürünlerin ticarete sokulması, marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilir ve kanuni takip gerektirir.

Gerek marka hakkına tecavüz, gerekse bunun gibi diğer konularda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti almak isterseniz, İstanbul ilinde ikâmet eden ve şirket avukatlığı da yapan Avukat Doğa Eser Eserçelik ile iletişime geçebilirsiniz.

Eser Eserçelik Whatsapp Hattı

Marka Nedir?

6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, markayı ekonomik ilerlemenin gerçekleştirilmesine katkı sağlayan temel sınai mülkiyet haklarından biri olarak tanımlar. Kanun’un 4. maddesi, bir işaretin “marka” olarak kabul edilebilmesi için karşılaması gereken iki temel şartı net bir şekilde ortaya koymaktadır.

1-Marka ayırt edicidir. Bu markalaşmanın ilk ve en önemli şartıdır. Yani bir teşebbüsün mallarını veya hizmetlerini, diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırabilme kapasitesine sahip olmalıdır.

2-Marka olmanın ikinci şartı ise bu işaretin sicilde gösterilebilir olmasıdır. Kanun, bu gösterimin herhangi bir şekilde olmasını yeterli görmez; marka sahibine sağlanan korumanın konusunun “açık ve kesin olarak anlaşılmasını” sağlayabilecek nitelikte olmasını zorunlu kılar.

Bu iki ana kriteri karşılayan işaretlerin kapsamı ise oldukça geniştir. Kanun, marka olabilecek işaretlere örnek olarak; kişi adları da dâhil olmak üzere sözcükleri, şekilleri, renkleri, harfleri, sayıları ve hatta sesleri listelemektedir. Bunların yanı sıra, malların kendisinin veya ambalajlarının biçimi de marka olarak tescil edilebilir. Kanun, bu tanıma uymayan veya Madde 5’te belirtildiği gibi herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin ise marka olarak tescil edilemeyeceğini açıkça belirtir.

Marka Hakkı Nedir?

Marka hakkı, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini rakiplerinden ayırt etmesini sağlayan işareti (markayı) koruyan, kanuni bir haktır. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na göre bu koruma, tescil yoluyla elde edilir. Marka tescili tamamlandığında, markadan doğan haklar münhasıran, yani sadece marka sahibine ait olur. Bu hak, temelde marka sahibine, tescilli markasının izinsiz kullanımını engelleme yetkisi verir.

Kanunun 7. maddesi bu hakkın kapsamını net bir şekilde çizmektedir. Marka sahibi, tescilli markasıyla aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerde kullanılmasını önleyebilir. Daha da önemlisi, tescilli markayla aynı veya benzer olan ve halk nezdinde karıştırılma ihtimali (ilişkilendirilme ihtimali de dâhil) bulunan işaretlerin kullanılmasını da yasaklama hakkına sahiptir. Bu yasaklanabilecek fiiller; işareti malın veya ambalajın üzerine koymayı , bu malları piyasaya sürmeyi, satmayı, ithal veya ihraç etmeyi , iş evrakı ve reklamlarda kullanmayı ve hatta internet ortamında alan adı veya anahtar sözcük olarak ticari etki yaratacak biçimde kullanmayı kapsar.

Ayrıca kanun, Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markalara daha geniş bir koruma sağlar. Bu tür markalarda, işaretin farklı mal veya hizmetlerde kullanılıyor olmasına bakılmaksızın, eğer bu kullanım markanın itibarından haksız yarar sağlayacak, itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteyse, haklı bir sebep olmaksızın kullanımı engellenebilir.

Ancak bu münhasır hak mutlak değildir. Marka sahibi, üçüncü kişilerin dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde kendi ad veya adreslerini belirtmesini ya da malların türüne, kalitesine veya coğrafi kaynağına ilişkin açıklamalarda bulunmasını engelleyemez. Marka hakkı, tescilin yayım tarihi itibarıyla üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmeye başlar.

Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller

6769 Sayılı Kanun, marka hakkına tecavüz fiillerini hem hukuki (tazminat, durdurma vb. davalar) hem de cezai (hapis ve adli para cezası) açıdan ele almıştır.

  • Hukuki Açıdan Tecavüz (SMK Madde 29): Kanunun 29. maddesi, marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak, taklit etmek, bu ürünleri satmak, dağıtmak, ithal etmek veya ticari amaçla elde bulundurmak gibi fiilleri hukuki açıdan marka hakkına tecavüz Bu durumda marka sahibi, tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ve tazminat gibi hukuk davaları açabilir.
  • Cezai Açıdan Tecavüz (SMK Madde 30): Kanunun 30. maddesi ise marka hakkına tecavüz fiillerinden hangilerinin “suç” teşkil ettiğini ve bu suçlara uygulanacak cezaları düzenler. Cezai sorumluluk, hukuki sorumluluktan daha ağır yaptırımlar içerir. Marka hakkına tecavüz suçu, esas olarak 6769 Sayılı SMK’nın 30. maddesinin birinci fıkrasında tanımlanmıştır:

“Başkasına ait marka hakkına iktibas (alıntılama/taklit etme) veya iltibas (karıştırmaya yol açma) suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi…”

Bu fiiller, marka hakkına tecavüz suçunun temelini oluşturur. Kanun, bu suçu işleyenler için hapis ve adli para cezası öngörmüştür. Dolayısıyla, taklit bir çantayı satmak veya depolamak, ceza hukuku anlamında marka hakkına tecavüz suçunu meydana getirir.

Marka Hakkına Tecavüz Suçunun Unsurları Nedir?

Bir fiilin marka hakkına tecavüz suçu sayılabilmesi için ceza hukuku bakımından belirli unsurların bir araya gelmesi gerekmektedir:

  1. Maddi Unsur (Fiil): Suçun maddi unsuru, SMK Madde 30/1’de sayılan seçimlik hareketlerden birinin yapılmasıdır. Bu hareketler:

Marka hakkına tecavüz ederek (taklit veya karıştırılacak benzerini kullanarak) mal üretmek veya hizmet sunmak.

  • Bu ürünleri satışa arz etmek veya satmak.
  • İthal ya da ihraç etmek.
  • Ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamak. Bu fiillerden herhangi birinin işlenmesi, marka hakkına tecavüz suçunun maddi unsurunu oluşturur.
  1. Manevi Unsur (Kast): Marka hakkına tecavüz suçu, kasten işlenebilen bir suçtur. Failin, kullandığı işaretin başkasının tescilli markası olduğunu bilmesi ve bu eylemi “ticari amaçla” yapması gerekmektedir.
  2. Tescil Şartı (En Önemli Unsur): Marka hakkına tecavüz suçundan dolayı bir kişiye ceza verilebilmesi için en temel şart, SMK Madde 30/5’te açıkça belirtilmiştir: “Bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır.” Eğer marka Türkiye’de tescil edilmemişse, bu maddeye dayanarak ceza davası açılamaz (ancak haksız rekabet gibi diğer hukuki yollara başvurulabilir).
  3. Şikayet Şartı: Marka hakkına tecavüz suçu, resen (kendiliğinden) soruşturulan bir suç değildir. SMK Madde 30/6 uyarınca, bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması “şikâyete bağlıdır.” Yani, tescilli marka hakkı sahibi veya yetkili temsilcisi şikayetçi olmadıkça, savcılık veya polis marka hakkına tecavüz nedeniyle cezai işlem başlatamaz.

Marka Hakkına Tecavüz Suçu ve Diğer Marka Suçlarının Cezası

6769 Sayılı Kanun, marka hakkına tecavüz fiillerini ağırlık derecelerine göre ayırmış ve farklı cezai yaptırımlar öngörmüştür.

Temel Marka Hakkına Tecavüz Suçu (SMK Madde 30/1): Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten, satan, ithal/ihraç eden, ticari amaçla bulunduran veya depolayan kişiler, yani SMK 30/1 kapsamında marka hakkına tecavüz suçunu işleyenler bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Marka Koruması İşaretini Kaldırma Suçu (SMK Madde 30/2): Mal veya ambalaj üzerinden, marka koruması olduğunu belirten işareti (örneğin ®, TM, “tescilli marka” gibi ibareleri) yetkisi olmadan kaldıran kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Bu suç, tüketicinin markanın koruma statüsü hakkında yanıltılmasını engellemeyi amaçlar ve marka hakkına tecavüz fiillerinin bir diğer boyutunu oluşturur.

Yetkisiz Tasarruf Suçu (SMK Madde 30/3): Yetkisi olmadığı hâlde, başkasına ait tescilli marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek gibi tasarruflarda bulunan kişi:

  • İki yıldan dört yıla kadar hapis VE
  • Beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kanun, markanın kendisi üzerinde yetkisiz tasarrufu, taklit mal üretmekten daha ağır bir marka hakkına tecavüz eylemi olarak değerlendirmiştir.

Ayrıca, bu suçların bir tüzel kişinin (şirket, dernek vb.) faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, o tüzel kişiye özgü güvenlik tedbirlerine (faaliyet izninin iptali, müsadere vb.) hükmolunur (SMK 30/4).

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Marka hakkına tecavüz suçlarından dolayı hükmedilen hapis cezalarının akıbeti, genel ceza hukuku kurallarına (TCK ve CMK) tabidir:

  • Adli Para Cezasına Çevirme (TCK Madde 50): Kasıtlı suçlarda, bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilir. Marka hakkına tecavüz suçlarının (Madde 30/1 ve 30/2) alt sınırı bir yıl olduğundan, hâkimin tam olarak bir yıl hapis cezası vermesi durumunda bu cezanın adli para cezasına çevrilmesi teorik olarak mümkündür (ancak bu suçlarda zaten hapis cezasına ek olarak yüksek bir adli para cezası da verilmektedir).
  • Cezanın Ertelenmesi (TCK Madde 51): İki yıl veya daha az süreli hapis cezası alan ve belirli şartları taşıyan (daha önce kasıtlı suçtan 3 aydan fazla hapis cezası almamış olmak vb.) sanıkların cezasının ertelenmesine karar verilebilir.
  • Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB – CMK Madde 231): Marka hakkına tecavüz suçundan ceza alan bir sanık için, şayet aldığı hapis cezası iki yıl veya daha az ise, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti yoksa ve mağdurun zararını gidermeyi kabul ederse, HAGB kararı verilmesi mümkündür. HAGB durumunda, sanık 5 yıllık denetim süresini suç işlemeden tamamlarsa, dava düşer ve bu mahkûmiyet adli siciline işlemez.

Marka Hakkına Tecavüz Şikayet Hakkı, Zamanaşımı ve Uzlaşma

Marka hakkına tecavüz suçunun soruşturulması şikâyete bağlı olduğu için (SMK 30/6), bazı özel usul kuralları devreye girer:

  • Şikayet Hakkı ve Süresi: Şikayet hakkı, tescilli marka sahibine aittir. Marka sahibinin, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay (altı ay) içinde Cumhuriyet Başsavcılığı’na veya kolluk kuvvetlerine şikâyette bulunması zorunludur. Bu süre hak düşürücü bir süredir; süre geçtikten sonra cezai şikayette bulunulamaz.
  • Dava Zamanaşımı: Her hâlükârda, suçun işlendiği tarihten itibaren TCK Madde 66 uyarınca 8 yıllık genel dava zamanaşımı süresi işler.
  • Uzlaşma: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Madde 253 uyarınca, şikâyete bağlı suçlar kural olarak uzlaşma kapsamındadır. Marka hakkına tecavüz suçu da şikâyete bağlı olduğundan, uzlaşmaya tabidir. Soruşturma aşamasında, savcılık dosyayı öncelikle bir uzlaştırmacıya göndermek zorundadır. Taraflar (marka sahibi ve şüpheli) uzlaşamazsa, ancak o zaman ceza davası açılabilir.

Marka Hakkına Tecavüz Suçunda Etkin Pişmanlık

6769 Sayılı Kanun, marka hakkına tecavüz eylemleri için özel bir etkin pişmanlık hali düzenlemiştir. Bu durum, sadece belirli failler için ve belirli şartlar altında cezasızlık sağlar.

SMK Madde 30/7’ye göre:

“Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara el konulmasını sağlaması hâlinde hakkında cezaya hükmolunmaz.”

Bu hükmün şartları şunlardır:

  1. Fail, sadece “satıcı” veya “satışa arz eden” olmalıdır (Üreten, ithal eden veya depolayanlar bu hükümden yararlanamaz).
  2. Fail, taklit malları kimden aldığını (kaynağını) bildirmelidir.
  3. Bu bildirim, üreticilerin tespit edilmesini sağlamalıdır.
  4. Bu bildirim, üretilen taklit mallara el konulmasını sağlamalıdır.

Bu şartların tamamı sağlandığında, marka hakkına tecavüz suçunu işleyen satıcı hakkında ceza verilmez.

Sonuç olarak, marka hakkına tecavüz fiilleri, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında hem hukuki hem de cezai açıdan ciddi yaptırımlara bağlanmıştır. Marka sahiplerinin haklarını koruması, taklit ve iltibas yoluyla haksız rekabetin önüne geçilmesi için kanun koyucu caydırıcı cezalar öngörmüştür. Gerek marka hakkına tecavüz iddiasıyla karşı karşıya kalanların gerekse haklarının ihlal edildiğini düşünen marka sahiplerinin, şikayet süreleri, uzlaşma prosedürleri ve etkin pişmanlık gibi karmaşık yasal süreçleri doğru yönetebilmeleri ve hak kayıplarını önleyebilmeleri adına profesyonel hukuki danışmanlık alması büyük önem taşımaktadır.

Marka Hakkına Tecavüz Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na (SMK) göre, marka hakkına tecavüz davalarında görevli ve yetkili mahkemeler şu şekilde belirlenmiştir:

Görevli Mahkeme: Bu Kanunda öngörülen tüm davalarda görevli mahkeme, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ile Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi’dir1. Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde, bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere asliye hukuk mahkemesince bakılır.

Yetkili Mahkeme: Sınai mülkiyet hakkı (marka hakkı sahibi) tarafından, üçüncü kişiler (tecavüz eden) aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının (marka sahibinin) yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir.

Eğer davacının (marka sahibinin) Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa, yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. Eğer vekillik kaydı silinmişse, bu durumda Kurum (Türk Patent ve Marka Kurumu) merkezinin bulunduğu yerdeki (Ankara) mahkeme yetkilidir.

Marka Hakkına Tecavüz Tazminat Davası

Marka hakkına tecavüz davası
Marka hakkına tecavüz davası

Tescilli bir markaya sahip olmak, teşebbüsler için hayati bir değer yaratır; ancak bu değerin korunması, en az tescil süreci kadar önemlidir. Bir marka hakkı, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. maddesinde tanımlandığı üzere, izinsiz kullanıldığında , taklit edildiğinde veya taklit ürünler piyasaya sürüldüğünde , kanun hak sahibine geniş kapsamlı hukuki ve cezai yollara başvurma imkânı tanır. Hak sahibi, Kanunun 149. maddesi uyarınca, yalnızca mevcut bir ihlalin durdurulmasını veya ihlalin yarattığı sonuçların ortadan kaldırılmasını talep etmekle kalmaz; aynı zamanda henüz gerçekleşmemiş ancak ciddi bir tehlike arz eden “muhtemel tecavüzün önlenmesini” de isteyebilir. Belirsiz durumlarda fiilin hukuki statüsünün netleştirilmesi için “tecavüzün tespiti” talep edilebilirken, yaşanan maddi ve manevi kayıplar için “tazminat” davası açılabilir. Kanun, bu haksız fiillerin aynı zamanda bir suç teşkil ettiğini de belirterek, şikâyete bağlı olmak kaydıyla faillerin hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasını da öngörmüştür.

Tecavüzün Tespiti Davası

Marka hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, öncelikli olarak mevcut bir durumun kendi haklarını ihlal edip etmediğinin hukuken netleştirilmesini isteyebilir. Tecavüzün tespiti davası, tam olarak bu amaca hizmet eder. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 149. maddesi, hak sahibine bu davayı açma yetkisi tanımıştır. Bu dava türü, genellikle diğer taleplerle (durdurma, tazminat vb.) birlikte açılsa da, tek başına da açılabilir. Davanın temel amacı, davalının gerçekleştirdiği fiillerin, davacının tescilli marka hakkına tecavüz edip etmediğinin mahkeme kararıyla sabitlenmesidir. Bu tespit, özellikle tecavüzün varlığı konusunda bir belirsizlik olduğunda veya ihlalin boyutu net olmadığında kritik bir öneme sahiptir. Mahkemenin vereceği tespit kararı, daha sonra açılacak tazminat davaları veya uygulanacak diğer yaptırımlar için güçlü bir hukuki dayanak oluşturur ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı hukuki olarak netleştirir.

Muhtemel Tecavüzün Önlenmesi Davası

Marka hakkı sahibi, yalnızca gerçekleşmiş bir tecavüze karşı değil, aynı zamanda gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel bir tecavüz tehlikesine karşı da korunmuştur. 6769 Sayılı Kanun’un 149. maddesi, hak sahibine “muhtemel tecavüzün önlenmesi” talebinde bulunma hakkı vermektedir. Bu dava, henüz bir ihlal fiili gerçekleşmemiş ancak gerçekleşeceğine dair ciddi ve etkin çalışmaların yapıldığının ispatlanması durumunda açılabilir. Örneğin, bir rakip firmanın, tescilli markanızla karıştırılacak derecede benzer bir markayı kullanarak piyasaya ürün sürmek için ciddi hazırlıklar (üretim, ambalajlama, reklam anlaşmaları) yaptığı tespit edilirse, bu dava yoluyla fiil daha başlamadan durdurulabilir. Bu dava, 6769 Sayılı Kanun’un 159. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir talepleriyle de yakından ilişkilidir. Amaç, marka itibarı ve pazar payı zarar görmeden tehlikeyi kaynağında engellemektir.

Tecavüz Fiilinin Durdurulması Davası

Marka hakkına yönelik tecavüz fiili halihazırda başlamış ve devam ediyorsa, hak sahibinin en acil ve öncelikli talebi bu ihlalin sona erdirilmesidir. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, 149. madde kapsamında hak sahibine “tecavüz fiillerinin durdurulması” talebiyle dava açma hakkı tanır. Bu dava, süregelen ihlalin derhal durdurulmasını amaçlar. Mahkemenin bu yönde vereceği bir karar, davalının markayı izinsiz kullanmak , markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanarak taklit etmek , taklit ürünleri satmak, dağıtmak veya ithal etmek gibi 29. maddede sayılan tecavüz fiillerine son vermesini yasal olarak zorunlu kılar. Genellikle bu talep, davanın esası sonuçlanana kadar hızlı bir koruma sağlamak amacıyla 159. madde uyarınca ihtiyati tedbir talebiyle birlikte ileri sürülür. Böylece, yargılama süreci devam ederken markanın daha fazla zarar görmesinin önüne geçilir.

Tecavüz Fiilinin Kaldırılması ve Tazminat Davaları

Tecavüzün tespiti ve durdurulmasının yanı sıra, hak sahibi tecavüzün yarattığı sonuçların ortadan kaldırılmasını ve uğradığı zararın giderilmesini de talep edebilir. 6769 Sayılı Kanun, 149. madde uyarınca hak sahibine “tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini” taleplerini sunma imkânı verir. Tecavüzün kaldırılması, tecavüz konusu ürünlere ve bunların üretiminde kullanılan araçlara el konulmasını , bu ürünlerin imhasını veya üzerlerindeki markaların silinmesini kapsar. Tazminat ise hem maddi hem de manevi zararları içerir. Maddi zarar, hak sahibinin fiili kaybı ve yoksun kaldığı kazancı kapsar. Yoksun kalınan kazanç hesaplanırken; tecavüz edenin elde ettiği net kazanç veya tecavüz edenin bu markayı lisansla kullanması durumunda ödemesi gerekecek lisans bedeli gibi yöntemler esas alınabilir.

Marka Hakkına Tecavüz Halinde Açılabilecek Ceza Davaları

Marka hakkına tecavüz, yalnızca bir haksız fiil değil, aynı zamanda 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda suç olarak da tanımlanmıştır. Kanunun 30. maddesi, marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümleri düzenler. Buna göre, başkasına ait marka hakkına iktibas (benzetme) veya iltibas (karıştırma) yoluyla tecavüz ederek mal üreten, satan, ithal veya ihraç eden, ticari amaçla bulunduran kişiler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ayrıca, marka koruması olduğunu belirten işareti yetkisiz kaldıranlar veya marka hakkı üzerinde yetkisiz tasarrufta bulunanlar (devir, lisans verme vb.) için de ayrı hapis ve para cezaları öngörülmüştür. Bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Yani, hak sahibinin bizzat şikâyetçi olması gerekmektedir. Cezai yaptırımların uygulanabilmesi için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır.

Hukuk davalarının yanı sıra, marka hakkına tecavüz aynı zamanda bir suçtur. Marka hakkına iktibas veya iltibas (karıştırılma) suretiyle tecavüz ederek mal üreten, satan, ithal veya ihraç eden kişiler bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması, hak sahibinin şikâyetine bağlıdır ve bu cezai yaptırımların uygulanabilmesi için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır.

Örnek Dava: “Yıldız Kahve A.Ş.” ve “Parlak Gıda Ltd. Şti.” Uyuşmazlığı

Olay: Türkiye’de tescilli ve tanınmış “Yıldız Kahve” markasının sahibi olan Yıldız Kahve A.Ş. , “Parlak Gıda Ltd. Şti.” isimli bir firmanın, kendi markalarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer bir ambalaj ve “Ayyıldız Kahve” ismiyle kahve üreterek piyasaya sürdüğünü fark eder.

Açılan Dava ve Talepler: Yıldız Kahve A.Ş., Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde Parlak Gıda aleyhine bir dava açar. Davada aşağıdaki taleplerde bulunur:

  1. Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti ve Durdurulması: Parlak Gıda’nın eylemlerinin marka hakkına tecavüz olduğunun tespit edilmesini ve “Ayyıldız Kahve” ismiyle yapılan tüm üretim, satış ve dağıtım faaliyetlerinin derhal durdurulmasını.
  2. El Koyma ve İmha: Pazardaki, depolardaki ve üretim tesislerindeki tüm “Ayyıldız Kahve” markalı ürünlere ve bunların ambalajlarının basıldığı kalıplara el konulmasını ve bu ürünlerin, masrafları davalıya ait olmak üzere imha edilmesini.
  3. Maddi Tazminat: Yoksun kalınan kazancın, 6769 Sayılı Kanun Madde 151 uyarınca, davalı Parlak Gıda’nın bu haksız kullanımdan elde ettiği net kazancın hesaplanarak kendilerine ödenmesini talep eder.
  4. Kararın İlanı: Davanın kazanılması halinde, kesinleşen mahkeme kararının, masrafları Parlak Gıda’ya ait olmak üzere Türkiye genelinde yayın yapan iki büyük gazetede ilan edilmesini talep eder.
  5. Suç Duyurusu: Yıldız Kahve A.Ş. avukatları, hukuk davasından ayrı olarak, Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikâyette bulunarak Parlak Gıda yetkilileri hakkında Madde 30’da belirtilen cezai yaptırımların uygulanması için ceza davası açılmasını sağlar.

Sıkça Sorulan Sorular

Hangi fiiller marka hakkına tecavüz sayılır?

Marka hakkına tecavüz,

  1. Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı Kanun’un 7. maddesinde belirtilen biçimlerde kullanmak.
  2. Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
  3. Markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde, tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
  4. Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.

Marka hakkına tecavüzün cezası nedir?

Marka hakkına tecavüz, 6769 Sayılı SMK’ nın 30. maddesinde hapis ve adli para cezasını gerektiren bir suç olarak tanımlanmıştır. Buna göre:

  • Başkasına ait marka hakkına tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Marka koruması olduğunu belirten işareti yetkisi olmadan mal veya ambalaj üzerinden kaldıran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

6769 Sayılı SMK’nın 30. maddesinde belirtilen suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Marka hakkı ihlale uğrayan hak sahibinin, fiili ve faili öğrenmesinden itibaren süresi içinde şikayette bulunması gerekmektedir.

6769 Sayılı SMK’nın 30. maddesinde düzenlenen cezalara hükmedilebilmesi için, markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır. Tescilsiz bir marka, ceza hükümleri kapsamında korunmaz. Ancak, tescilsiz markanın kullanımından doğan haklar, şartları varsa hukuk davaları (örn: haksız rekabet) yoluyla korunabilir.

 Marka hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi neler talep edebilir?

Sınai mülkiyet hakkı (marka hakkı dahil) tecavüze uğrayan hak sahibi, 149. madde uyarınca mahkemeden şu taleplerde bulunabilir:

  • Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
  • Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
  • Tecavüz fiillerinin durdurulması.
  • Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
  • Tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde kullanılan cihaz ve makinelere el konulması.
  • El konulan ürünler ile araçlar üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
  • El konulan ürünlerin ve araçların şekillerinin değiştirilmesi veya imhası.
  • Kesinleşmiş kararın, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere ilan edilmesi.

Marka hakkına tecavüz davalarında şikayet süresi nedir?

Bu durum, “sessiz kalma yoluyla hak kaybı” olarak bilinir ve 6769 Sayılı Kanun’un 25. maddesinde hükümsüzlük davaları için özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, marka sahibi, sonraki tarihli tescilli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, (sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça) markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. Bu ilke, tecavüz davalarında da “hakkın kötüye kullanılması” kapsamında bir savunma olarak değerlendirilebilir.

Bir diğer konu ise markanın jenerik olması durumunda, herkesin ilgili ürüne markanızın adı ile hitap etmesi durumunda marka hakkına tecavüz suçu hususudur. Bu durum markanız için ciddi bir “iptal” riski doğurur. Kanunun 26. maddesine göre, marka sahibinin fiilleri veya gerekli önlemleri almaması sonucu markanın, tescilli olduğu mallar için “yaygın bir ad hâline gelmesi” durumunda, talep üzerine Kurum tarafından markanın iptaline karar verilebilir. Ayrıca, markanızın sözlük veya ansiklopedi gibi eserlerde jenerik ad izlenimi verecek şekilde yayımlanması durumunda, marka sahibi olarak yayımcıdan bu yanlışlığı düzeltmesini talep etme hakkınız ve yükümlülüğünüz vardır.

Başkasının markasını kullanmanın cezası nedir?

Başkasının markasını kullanma suçu, farklı şekillerde karşımıza çıkabilir. Örneğin yeni bir iş kurulacağı zaman kullanılacak ismin başkasının marka hakkına tecavüz edip etmediğinden emin olunmalıdır. Kanun bu durum için “tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin dava” açma hakkı tanımıştır. Menfaati olan herkes, Türkiye’de girişeceği ticari faaliyetin bir sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir. Hak sahibi bir ay içinde cevap vermezse veya verilen cevap menfaat sahibi tarafından kabul edilmezse, menfaat sahibi hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir.

Reklamlarda rakip markanın tescilli markasını kullanmanın marka hakkına tecavüz sayılıp sayılmayacağı duruma bağlıdır. 6769 Sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca marka sahibi, tescilli markasının “hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda” kullanılmasını yasaklama hakkına sahiptir. Eğer bu kullanım, dürüstlük kurallarına aykırıysa, markanın itibarından haksız bir yarar sağlıyorsa veya markanın ayırt edici karakterini zedeliyorsa tecavüz olarak değerlendirilebilir.

Marka ürün satmanın cezası nedir?

Marka ürün, yani taklit ürün satma durumunda, ilgili taklit ürünün yalnızca satışını yapmakta olan kişi de sorumludur. Kanun, sadece üreteni değil, taklit ürünü ticari amaçla satan, dağıtan, ithal eden, ihraç eden, depolayan veya ticari amaçla elde bulunduran kişileri de cezai ve hukuki olarak sorumlu tutar. Hukuki sorumluluk için kişinin, markanın taklit edildiğini bilmesi veya bilmesi gerekmesi şartı aranır.

Taklit ürün satan kişi, sattığını itiraf edip ürünü nereden aldığını söyleyebilir. Bu durumda cezasızlık hali uygulanabilir. 6769 Sayılı SMK’nın 30. maddesinin 7. fıkrasına göre, başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı satışa arz eden veya satan kişinin;

  1. Bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi,
  2. Bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını sağlaması,
  3. Ve üretilmiş mallara elkonulmasını sağlaması hâlinde,

hakkında cezaya hükmolunmaz.

Marka hakkına tecavüz davasında, Kanunun 163. maddesi, suça konu eşyanın (sayı, ebat vb. nedenlerle) adli emanet bürosunda muhafaza edilemeyecek olması hâlinde, Cumhuriyet savcısının talimatıyla yeteri kadar numune alınmasını takiben geri kalan suç eşyasının mahallin maliye teşkilatına gönderileceğini belirtir. Eğer bu eşyanın muhafazası ciddi külfet oluşturuyorsa veya değerinde esaslı kayıp meydana gelme tehlikesi varsa, bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra (soruşturmada hâkim, kovuşturmada mahkeme kararıyla) imhasına karar verilebilir.

Markam tescilli ancak 5 yıldır kullanmıyorum. Marka hakkına tecavüz davası açarsam ne olur?

Bu durumda davalı (tecavüz eden taraf), “kullanmama defi” hakkını kullanabilir. 6769 Sayılı SMK’ nın 29. maddesi, 19. maddenin ikinci fıkrasına atıf yapar. Buna göre, eğer davacının (marka sahibinin) markası en az beş yıldır tescilli ise, davalı, marka sahibinden, davaya konu başvurunun (veya tecavüzün) tarihinden önceki beş yıllık süre içinde markasını ciddi biçimde kullandığını veya kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamasını talep edebilir. Marka sahibi bu kullanımı ispatlayamazsa, dava reddedilebilir.

Marka isim benzerliği sebebiyle dava açılabilir mi?

Evet, marka isim benzerliği sebebiyle dava açılabilir. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na göre, tescilli bir markayla aynı veya benzer ismi aynı sektörde kullanan kişi hakkında marka hakkına tecavüz davası açılabilir. Bu durumda marka sahibi, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nden benzer markanın kullanımının durdurulmasını, zararlarının tazminini ve gerekirse ürünlerin toplatılmasını isteyebilir. Ayrıca SMK m.30 gereği, marka hakkını ihlal edenler 1 ila 3 yıl arası hapis ve adli para cezası ile cezalandırılabilir. Benzer isim kullanımı ciddi hukuki ve cezai sonuç doğurur.

Avukat Doğa Eser Eserçelik
Doğa Eser Eserçelik

Av.Doğa Eser ESERÇELİK, Eserçelik Hukuk Bürosu'nun kurucusudur. Avukat Doğa Eser ESERÇELİK, lise eğitimini Malatya Fen Lisesi'nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimini %100 Bursla İstanbul Altınbaş Üniversitesi'nde 2018 yılında bitirmiştir. Akabinde %100 Bursla İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Hukuku Yüksek Lisansı programından mezun olarak hukukta uzmanlaşmıştır. Baro Sicil No : 70545