Hekimlik suçları konulu işbu makale; İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Hukuku Tezli Yüksek Lisans mezunu Av. Eser ESERÇELİK tarafından hazırlanmıştır. Sağlık hukuku kapsamında genel anlamı ile sağlık çalışanının hasta ve hasta sorumlusundan maddi menfaat elde etmesi olarak tanımlanabilen ‘bıçak parası’ Türk Ceza Kanunu açısından yaptırım uygulanması gereken bir fiildir. Yargıtay’ın kararları değerlendirildiğinde Türk Ceza Kanunundaki değişiklikler sebebi ile bu suçun unsurları ve yaptırımının zamanla değiştiği görülmektedir. Bu yazı kapsamında bu eylemin değerlendirilmesi ve söz konusu eylemin irtikap, rüşvet, güveni kötüye kullanma kapsamında incelenecektir. Fail ve eylem açısından bu suçlar incelenecek hangi suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıklanmaya çalışılacaktır. Sağlık çalışanlarının hakları, Malpraktis davaları ve hasta hakları ile ilgili malpraktis avukatından hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti almak iletişime geçiniz.
Anahtar Kelimeler
Bıçak Parası, Hekimlik Suçları, İrtikap, Rüşvet, Görevi Kötüye Kullanma
GİRİŞ
Sağlık Hakkı bireylerin fiziksel, ruhsal, sosyal iyilik halidir.[1] Bu iyi halin sağlanması için gerekli haklar sağlık hakkı kapsamındadır. Sağlık hakkı İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Madde 25’ de ‘her kişinin gerek kendisi gerek yakınları için gıda, kıyafet, barınma ihtiyacı, tıbbi ihtiyaçlar ve gerekli sosyal haklar dahil olacak şekilde sağlığı ve refahı sağlayacak uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık veya geçim imkanlarından iradesi dışında mahrum bırakacak diğer hallerde güvenliğe hakkı vardır.’ denilmektedir. T.C. Anayasası’nda ise 56/3 gereğince ‘Devlet herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, iş birliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.’ denilerek sosyal devlet anlayışıyla sağlık hakkına vurgu yapmıştır.
Hekimlik Meslek Etik Kurallarının 24.Maddesinde hekim hasta üzerindeki etkisini tıbbi amaçlar dışında kullanamaz, denilmektedir. Madde 30 gereğince ise hekim gereksiz ve pahalı ilaçlar öne süremeyeceği gibi yararlı olmayan bir tedaviyi de öneremeyecektir. Bu denli özenli bir şekilde korunan sağlık hizmeti alma hakkını bıçak gibi kesen ‘bıçak parası’ talebi TCK kapsamında bir suçtur. Fakat toplumun bazı kesimlerinde doktorlara şükran amacı ile ayrıca ücret verilmesinde bir sakınca görülmemektedir. Geçmişten gelen bu etik dışı anlayışın özellikle ‘sürgün’ olarak tabir edilen ülkenin az gelişmiş bölgelerinde doktorların görev yapmasının bir lütuf olarak görülmesi ile ilgili olabileceği kanaatini taşımaktayım.
Aynı fiil açısından özel hastanede çalışan doktor ile kamu hastanesinde çalışan doktor arasında suçun türü değişmektedir. Yazımızda hem fail hem de suç türü açısından inceleme yapılacaktır.
Tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek hekimin hastaya veya hasta yakınlarına görevi gereğince yapması gereken eylemler için para talebinde bulunmasıdır. Sağlık hakkı çoğu durumda öngörülemez ve geciktirilemez bir hak olduğundan hastanın ve yakınlarının tıbbi müdahalenin gerçekleşmemesini kabul etmesi mümkün değildir. Bu sebeple yoğun baskı altında iradesi zedelenen hasta veya yakınlarının tıbbi müdahalenin gerçekleşmesini sağlamak için verdikleri ücrete bıçak parası denilmektedir. ‘Sağlık Hizmetleri ve Etik’ konulu Yolsuzluğun Önlenmesi için Etik Projesi isimli çalışmada hastaların %14 i bu fazla ödemeleri hekim hakkı kapsamında görmektedir. Daha ilginci ise hekimlerin %21’i, eczacıların %32’sinin hekime yapılan fazla ödemelerin hekim hakkı kapsamında olduğunu düşünmektedir. Hem hastanın hem de hekimin bıçak parasını hak olarak görmesi bu etik dışı anlayışın toplum içerisinde uzunca bir süre yer bulmasını açıklamaktadır.
Hekimlik Suçlarından İrtikap Suçu
İrtikap suçu; Kamu İdaresinin Güvenirliliğine ve İşleyişine Karşı suçlar bölümünde yer alır. Suç Millete ve Devlete Karşı Suçlar olarak TCK kendine yer bulmuştur.
İrtikap Madde 250
(1) Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir.
(2) Görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna eden kamu görevlisi, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) İkinci fıkrada tanımlanan suçun kişinin hatasından yararlanarak işlenmiş olması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) İrtikap edilen menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu göz önünde bulundurularak, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.
İrtikap suçu bu hali ile 3 farklı şekilde işlenebilecektir. İcbar, İkna ve Hatasından yararlanmak suretiyle işlenmektedir.
İcbar sureti ile irtikap suçu, maddenin birinci fıkrasında düzenlenip tanımlanmıştır. İcbar manevi bir unsur olarak belirli bir aralıkta kalmak zorundadır. [3] Örneğin manevi baskılama icbar kavramını aşarsa irtikap suçunu değil gasp suçunu oluşturacaktır.
Mağdurun iradesini zorlayarak kamu görevlisinin çıkar sağlama hareketleri icbar demektir. İcbar manevi zorlamadır, maddi zorlama değildir. Yani icbar maneviyata yapılan baskıdır. Fiziki zorlama olursa yağma veya gasp suçlarından bahsedilecektir.
İcbar bu hali ile öyle bir sınıra sahip olmalıdır ki mağdur para verilmesi durumunu kesin olarak yapmak zorunda kalmayacak ancak öznel değerlendirmesinde tercih sorunu yaşayacaktır.
İcbar teşkil eden bir fiilde kişi hukuka uygun olmadığını bilmesine rağmen daha ağır zararların önüne geçebilmek için bu zorlamanın etkisiyle kamu çalışanına veya kamu çalışanının yönlendirdiği üçüncü bir kişiye yarar sağlayacaktır. İcbarın sınırları üzerinde bu denli durulmasının sebebi icbar kavramının irtikap suçu ile güveni kötüye kullanma suçunun ayırt edilmesini sağlayan kavram oluşudur.
İcbar fiiline TCK Madde 250 /4 gereğince; görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya yarar sağlanacağına dair vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir. Kanun koyucu icbar kavramının ayrıntılı açıklamasını yaparak görevi kötüye kullanma suçu ile ayrımını ortaya koymayı amaçlamıştır.
Hekimlik Suçu Yargıtay Kararı
‘’İskenderun SSK Hastanesinde Genel Cerrahi Uzmanı olan sanığın, olay günü hastanenin acil servisine müracaatta bulunan müşteki A.Y. gece 22:00 de muayene edip apandisit teşhisi koyduğu apandisitin patladığından bahisle gece ameliyata alındığını hastayı yatırmak ve tedavi etmek için hasta yakınlarının da içinde bulunduğu ruh halinden istifade ederek hasta 20.000.000 lira para istediği, bu parayı o an için temin edemeyen Antalya’dan gelen hastaların bir miktar parayı doktora teslim ettiği bakiye miktarı da dikişlerin alınacağı zaman getirileceğini ifade ettikleri, doktorun bakiye miktarın getirilmediği takdirde ameliyat dikişlerinin alınmayacağını söyleyerek memuriyet görev ve sıfatını kötüye kullanarak yaptığı icbar sonucu çıkar sağlamak suçunu oluşturmuştur.’’[4]
İlgili Yargıtay kararını incelediğimizde mağdurun acil ve hayati önem arz eden durumundan faydalanarak mağdur ve yakınlarının tercihi manevi zorlama ile zedelenmiştir. Hasta yakınları zedelenen iradeleri ile ödeme yapmayı kabul etmişlerdir. Bu durumda hekimin hasta yakınlarına icbar niteliğine haiz manevi zorlamasından bahsedebiliriz.
Bir başka Yargıtay kararında ise ‘’SSK Nevşehir Hastanesinde Kadın Doğum Uzmanı olan doktorun yapması gereken ameliyatları hasta yakınlarının kendisine para vermesi halinde yapacağını ifade etmesi irtikap suçunu oluşturmaktadır.’’ Denilmiştir. Hekimin yapması gereken bir ameliyat için haksız menfaat elde etmesi ve hastanın zorunluluk hali itibariyle tercih etme hakkına sahip olmaması hekimin davranışının icbara varan zorlama olduğunun kabulüdür.
Hekimlik Suçlarından Rüşvet Suçu
Kamu görevlisinin ‘dürüst hizmet’ yükümlüsüdür. [5]Bu sebeple kamu görevlisinin dürüst hizmetten çıkarak menfaat karşılığı hizmet vermesi cezalandırılmasına sebep olur. Rüşvet suçu; kamu idaresinin hukuka uygun işlediğine, kamu görevlilerinin görevini yerine getirirken tarafsız, dürüst ve eşit davrandığına ilişkin toplumdaki inancı korumaktır. [6]
5237 Sayılı TCK Madde 252’ de geçen hali ile Rüşvet suçu aşağıdaki gibidir.
(1) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kişi, dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kamu görevlisi de birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.
(3) Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.
(4) Kamu görevlisinin rüşvet talebinde bulunması ve fakat bunun kişi tarafından kabul edilmemesi ya da kişinin kamu görevlisine menfaat temini konusunda teklif veya vaatte bulunması ve fakat bunun kamu görevlisi tarafından kabul edilmemesi hâllerinde fail hakkında, birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(5) Rüşvet teklif veya talebinin karşı tarafa iletilmesi, rüşvet anlaşmasının sağlanması veya rüşvetin temini hususlarında aracılık eden kişi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır.
(6) Rüşvet ilişkisinde dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişi veya tüzel kişinin
menfaati kabul eden yetkilisi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın,
müşterek fail olarak cezalandırılır.
(7) Rüşvet alan veya talebinde bulunan ya da bu konuda anlaşmaya varan kişinin; yargı görevi
yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması halinde, verilecek ceza üçte
birden yarısına kadar artırılır.
(8) Bu madde hükümleri;
a) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,
b) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler,
c) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar,
d) Kamu yararına çalışan dernekler,
e) Kooperatifler,
f) Halka açık anonim şirketler adına hareket eden kişilere, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması amacıyla doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi; bu kişiler tarafından talep veya kabul edilmesi; bunlara aracılık edilmesi; bu ilişki dolayısıyla bir başkasına menfaat temin edilmesi halinde de uygulanır.
(9) Bu madde hükümleri;
a) Yabancı bir devlette seçilmiş veya atanmış olan kamu görevlilerine,
b) Uluslararası veya uluslar üstü mahkemelerde ya da yabancı devlet mahkemelerinde görev yapan hâkimlere, jüri üyelerine veya diğer görevlilere,
c) Uluslararası veya uluslar üstü parlamento üyelerine,
d) Kamu kurumu ya da kamu işletmeleri de dahil olmak üzere, yabancı bir ülke için kamusal bir faaliyet yürüten kişilere,
e) Bir hukuki uyuşmazlığın çözümü amacıyla başvurulan tahkim usulü çerçevesinde görevlendirilen vatandaş veya yabancı hakemlere,
f) Uluslararası bir anlaşmaya dayalı olarak kurulan uluslararası veya uluslar üstü örgütlerin görevlilerine veya temsilcilerine, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması ya da uluslararası ticari işlemler nedeniyle bir işin veya haksız bir yararın elde edilmesi yahut muhafazası amacıyla; doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi ya da bunlar tarafından talep veya kabul edilmesi halinde de uygulanır.
(10) Dokuzuncu fıkra kapsamına giren rüşvet suçunun yurt dışında yabancı tarafından işlenmekle birlikte;
a) Türkiye’nin,
b) Türkiye’deki bir kamu kurumunun,
c) Türk kanunlarına göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisinin,
d) Türk vatandaşının, tarafı olduğu bir uyuşmazlık ya da bu kurum veya kişilerle ilgili bir işlemin yapılması veya yapılmaması için işlenmesi halinde, rüşvet veren, teklif veya vaat eden; rüşvet alan, talep eden, teklif veya vaadini kabul eden; bunlara aracılık eden; rüşvet ilişkisi dolayısıyla kendisine menfaat temin edilen kişiler hakkında, Türkiye’de bulundukları takdirde, resen soruşturma ve kovuşturma yapılır.
765 Sayılı Mülga Kanunda rüşvet alma ve verme suçları ayrı ayrı düzenlenmiş olup; suç alan ve veren açısından iki ayrı suç olarak ayrılmaktaydı. Yenilenen ceza kanunu kapsamında 5237 Sayılı TCK bu sistemi terk ederek rüşvet alan ve veren kişilerin menfaat temini konusunda anlaşmalarından sebeple bu suçları ayrı ayrı suçlar olarak değil, aynı suçun failleri olarak görmektedir. İkinci bir değişim ise mülga kanunda basit ve nitelikli rüşvet olarak yapılan ayrım 5237 sayılı TCK’ da kaldırılmıştır. Basit rüşvet olarak tanımlanan fiil ‘görevi kötüye kullanma’ başlıklı güncel TCK Madde 257/3 kapsamına alınmıştır.
Hekimlik Suçu Yargıtay Kararı
İncelediğimiz konuyla ilgili bir Yargıtay kararında Acıpayam Devlet Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı olarak çalışan sanığın rahatsızlığı nedeniyle servisine yatan müştekinin 03.01.2002 günü ameliyat ettiği 07.01.2002 tarihinde hastaneden taburcu olmak isteyen müştekinin bunu sanığa söylediği, servisinde yatan hastaların taburcu edilmesi işlemine tek başına yetkili olan sanığın odasına çağırdığı mağdurun eşine ‘ameliyat çok zordu, 2-3 saat sürdü bana borcunuz var 150.000.000 TL vermezseniz kocanı taburcu etmem diye söylediği, ben şimdi para bulamam diyen mağdurun eşinin hemen hastane başhekimine gidip olayı anlattığı ancak sonuç alamayınca şikayetçi olarak polisin bilgisi dahilindeki seri numaraları alınmış parayı sanığa verdiği bu haliyle sanığın rüşvet alma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığını belirtmiştir. [7] Bu haliyle de mağdurun taburcu edilmemesi mağdur açısından hayati tehlike oluşturmamaktadır. Bu sebeple irtikap suçuna mahsus olan icbara varan manevi zorlama gerçekleşmemiştir. Suç bu haliyle irtikap değil rüşvet suçunu oluşturacaktır.
Bir diğer açıdan ise rüşvet suçu; rüşvet alan ve veren taraflar söz konusu olduğu için iki tarafında fail olduğu bir suç türüdür. İrtikap suçunda ise taraflar mağdur ve fail olarak adlandırılmaktadır. Bu haliyle rüşvet suçunda mağdurun varlığından bahsetmek mümkün değildir.
Hekimlik Suçlarından Görevi Kötüye Kullanma
Türk Ceza Kanunu Madde 257’ de düzenlenen Görevi Kötüye Kullanma Suçu
(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
olarak geçmektedir. Görevi Kötüye Kullanma Suçu 765 Sayılı Mülga Ceza Kanunu’nda Madde 230[8] Görevi İhmal ve Madde 240[9] Genel Nitelikte Görevi Kötüye Kullanma Suçu olarak ifade edilmekteydi.
Güncel TCK ise Görevi Kötüye Kullanma Suçu Madde 257 kapsamında tek bir madde ile düzenlenmiştir. TCK yapılan değişikler kapsamında da mülga kanunda yapılan basit ve nitelikli rüşvet ayrımının kaldırılarak basit nitelikteki rüşvet suçu görevi kötüye kullanma suçuna dönüştürülmüştür.
Güveni Kötüye Kullanma Suçu Yargıtay Kararı
TCK Madde 257 kapsamında düzenlenen bu suç daha önce belirttiğimiz İrtikap, Rüşvet suçlarından yapısı ile ayrılmaktadır. GKK suçu genel, tali ve tamamlayıcı niteliktedir.[10] Bıçak Parası kapsamında değerlendirirken irtikap suçu için icbara varan manevi zorlanmanın olması gerektiğinden bahsetmiştik.İrtikap ile güveni kötüye kullanma icbar kavramı ile ayrılmaktadır. Rüşvet Suçunda ise alma -verme ilişkisinde rızaya dayanan bir anlaşma vardır. Rüşvet veren kişi bir sebeple para vermekte anlaşmıştır. Rüşvet veren kişi standart işleyin dışına çıkacak bir menfaat sağlama düşüncesi ile rüşvet vermektedir. Bu rüşvet verme motivasyonu işinin daha hızlı biteceği, ön sıraya geçeceği veya yapılması hukuken mümkün olmayan bir işin yapılacağı gibi bir sebebe dayanabilir. Rüşvet suçunda bu sebeple mağdur yoktur; her iki tarafta faildir. Ancak güveni kötüye kullanma suçunda mağdur ve fail vardır. ‘Bıçak parası’ adı altında istenen bu ücretlerde de ödeme yapan taraf açısından rıza hali bulunmamaktadır. Dolayısıyla rüşvet suçu kapsamında Bıçak Parasını değerlendirmek mümkün değildir. Görevi kötüye kullanma kapsamında değerlendirilen ‘Bıçak parası’ için örnek bir Yargıtay kararında ‘’..Uzman Doktor ve aynı zamanda serbest muayenesi de bulunan sanığın, önceden hastanede yataklı tedavi görmesini sağladığı katılanın rahatsızlanarak tekrar özel muayenehanesine gelmesi üzerine böbreğinde bulunan taşı almak için bıçak parası ve anestezi teknisyenine verilmek üzere 300milyon TL talep etmiştir. Müştekinin durumu olmadığını yeşil kartlı olduğunu söylemesi üzerine sanık, müştekiye ancak parayı verdiği tarihte, ameliyat olabileceğini söylemiştir. Ameliyatla para istemek olan eylemde icbar ve iknanın bulunmadığı bu sebeple irtikap olmadığı sanığın teklifinin katılan tarafından kabul edilmediğinden 765 sayılı yasada bahsi geçen basit ve nitelikli rüşvet ayrımı 5237 sayılı yasa ile kaldırılarak 252/3.fıkra ile yalnızca nitelikli rüşvet suçunun kaldığı, bu sebeple de ‘’suçun görevin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu oluşturup oluşturmadığının irdelenmesi’’ [11] kararında da görüleceği üzere basit nitelikteki rüşvet suçu görevi kötüye kullanma kapsamında değerlendirilmiştir.
İcbar için manevi zorlamanın önemli bir eşik değerinde olması gerektiğinden bahsetmiştik. Bu kapsamda Yargıtay doktorun ameliyattan sonra para istemesini, ameliyatın hayati önemini, acil olup olmamasını değerlendirme ölçütü olarak belirlemektedir. Acil olmayan, hayati riski düşük olan ve ameliyat sonrasında istenen ücretleri görevi kötüye kullanma kapsamında değerlendirmektedir.
Hekimlik Suçları kapsamında özel hastanelerde çalışan hekimler
2219 Sayılı Kanun 1.Madde gereğince ‘’ Devletin resmi hastanelerinden ve hususi idarelerle belediye hastanelerinden başka yatırılarak tedavi etmek veya yeni hastalık geçirmiş zayıfları yeniden eski kuvvetlerini buluncaya kadar sıhhi şartlar içinde beslemek ve doğum yardımlarında bulunmak için açılan ve açılacak olan sağlık yurtları hususi hastanelerden sayılır’’
Özel hastaneler ve hasta arasında hekim hastasını bir ücret karşılığında, zamanla sınırlı olarak tedavi etme işini üzerine almışsa; taraflar Borçlar Kanunu’nu hizmet sözleşmesine ilişkin kurallar uyarınca hak ve borç altına girecektir. [12]
Tıbbı müdahaleden kaynaklı hastanın beden bütünlüğü ihlal edilmişse hizmet sözleşmesi kapsamında tazminat yükümlülüğü ve ceza hukuku kapsamında şahsi sorumluluğu doğacaktır. Yazının tamamında belirttiğimiz üzere güveni kötüye kullanma, rüşvet, irtikap suçları niteliği itibariyle fail açısından kamu görevlisi olunmasını gerektiren bir suçtur. Bu sebeple özel hastanede çalışan bir doktorun bu suçu işlemesi mümkün değildir. Ancak hastanın iradesine etki edecek nitelikte yanıltıcı beyanlarda bulunarak hastanın hizmet alması sağlanmışsa dolandırıcılık suçundan bahsedilecektir.
SONUÇ
Anayasa Mad 17 gereğince korunan sağlık hakkı; devletin vatandaşına hayatına sürdüreceği beden ve ruh sağlığını sağlama görevini yükler. Sağlık hakkı sürekli ve eşit hizmet verilmesini gerektiren bir haktır. Bu kapsamda zorunlu sağlık hizmeti alınmasını engelleyecek her türlü girişim ceza kanunu kapsamında suçtur. ‘Bıçak Parası’ nın değerlendirilmesi kapsamında işlediğimiz irtikap, rüşvet ve güveni kötüye kullanma suçları maddi unsurları açısından değerlendirildiğinde kamu görevlisinin işleyebileceği suçlardandır. Hasta ve Hasta yakınlarının icbara varan zorlama ile maneviyatlarını ve iradelerini zedeleyerek kendisine veya yönlendirdiği bir kişiye menfaat sağlayan kamu görevlisi doktor irtikap suçunu işlemiş olacaktır. Somutlaştırmak gerekirse tedavi etmek için para talebinde bulunan doktor sağlık hizmeti vermediği için hasta açısından yoğun manevi zorlanmayı yaşatmıştır. Yargıtay irtikap ve güveni kötüye kullanma suçları arasında değerlendirme yaparken; ‘para istemenin tedaviden önce ya da sonra oluşu, ameliyatın hayati önemini, hastanın risk potansiyelini değerlendirmektedir. Hizmet verildikten sonra istenen haksız menfaatleri Yargıtay güveni kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirmiştir. Rüşvet suçunun ise yapısı itibariyle karşılıklı rızaya dayanması alan ve verenin birbirinden ‘razı’ olması sebebiyle suçun mağdurunun bulunmaması, her iki tarafında fail olması sebebiyle ‘bıçak parası’ kapsamında değerlendirmemiştir. Kamu görevlisi olmayan hekimler açısından ise yukarıda izahına çalıştığımız suçlar açısından tipiklik unsurunu sağlamadığından bu suçlardan yargılanması mümkün olmayacaktır.
Ancak özel hastane veya kliniklerinde çalışan hekimlerin yanıltıcı beyanlar ile hastadan menfaat sağlaması durumunda dolandırıcılık suçunun oluşabileceğini belirttik. Toparlamak gerekirse hem uluslar üstü belgelerde hem de Anayasamızda korunan sağlık hakkı insanların gereksinim duyduğu anda ulaşabilmeleri ile mümkündür. Anayasamız kendisini sosyal devlet olarak tanımladığından sosyal devlet anlayışı gereğince her bölgesindeki halka mümkün olan en yüksek kalitede hizmet vermelidir. Bıçak parasının sağlık hakkının kesintisizliğine darbe vurması sebebi ile TCK kapsamında değerlendirilmesi ve toplumun tamamında bu ücretin bir haksız çıkar olduğu inancının yerleştirilmesi oldukça önemlidir.
SAĞLIK HUKUKU UZMANI
AV.ESER ESERÇELİK
KAYNAKÇA
[1] (SERT, 2019)
[2] (SUR ve ÇEKİN , 2009)
[3] (ARSLANTÜRK, 2021)
[4] Y.5. CD. 31.05.2000- E.1999/6734 K.2000/4776
[5] (YURTCAN, 2021)
[6] (DOĞAN, 2020)
[7] Y.5.CD.15.04.2004- E.2003/5193, K.2004/3033
[8] (ResmiGazete, 1926)
[9] (ResmiGazete, 1926)
[10] (Hatipoğlu, 2021)
[11] Yargıtay 5. Ceza Dairesi 03.05.2011T. 2008/6181E. 2011/3644 K.
[12] (EROL, 2017)




