Fiili ayrılık nedeniyle boşanma Türkiye’de oldukça yaygın görülen boşanma sebeplerinden biridir. Bu sebebe dayalı boşanma davalarında taraflar resmi evliliklerini devam ettirse de evlilik birliği bozulduğundan fiili olarak ayrılardır. Ancak taraflardan birinin boşanma davası açması neticesinde fiili ayrılık nedeniyle boşanma gerçekleşir. Boşanma davalarında avukat ile çalışmak boşanma sebebinizin kanıtlanmasını ve sürecin kısaltılmasını sağlar. Türk Medeni Kanunu Madde 166 son fıkrada şu şekilde düzenlenmiştir. Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası terk sebebiyle boşanma davasından farklıdır. Hak kaybına uğramamak adına boşanma avukatından hukuki danışmanlık almanızı tavsiye ederiz. Fiili ayrılık sebebiyle boşanmada ön görülen 3 yıllık bekleme süresi Ankara 18. Aile Mahkemesi’nin Anayasa Mahkemesi’ne başvurusu neticesinde yürürlükten kaldırılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin 2023/116E. 2024/56 K. 22.02.2024 Tarihli kararıyla iptal edilen 3 yıllık bekleme süresi 22.11.2024 tarihinden sonra yürürlüğe girecektir. İlgili kararı aşağıdaki linke tıklayarak görebilirsiniz.
Anayasa Mahkemesi İptal Kararı
‘’Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.’’
İlgili kanun maddesi, reddedilmiş bir boşanma davasından sonra eğer eşler evlilik birliğini sağlayamamışlarsa ve önceki davanın kesinleşmesinden itibaren 3 yıl geçmiş ise, evlilik birliğinin sarsılmış olacağını ve eşlerden birinin talebi ile boşanmaya karar verileceğine hükmetmiştir.
Özetle, fiili ayrılık nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi; ilk açılan boşanma davasının reddedilmiş olması, red kararının üzerinden 3 yıl geçmesi ve bu sürede ortak hayatın tekrardan kurulamamış olması şartlarının gerçekleşmesine bağlıdır. Üç yıllık süre, daha önce açılan boşanma davasının reddedilmesinin kesinleşme tarihinden itibaren başlamaktadır.
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma için uygulamada “ortak hayatın kurulamaması nedeniyle boşanma” olarak da bahsedilmektedir. Mutlak boşanma sebepleri arasında sayılan fiili ayrılık nedeniyle boşanma davasında aşağıda belirttiğimiz şartların sağlanması halinde kusur aranmaksızın boşanmaya karar vermek zorundadır. Hakimin kusur aramaksızın boşanmaya karar vermesinin sebebi kanun maddesinden anlaşılacağı üzere, eşler arasında ortak hayatın devam edemeyeceği varsayılmasıdır.
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası, ilk açılan boşanma davasında tarafların geçimsizliklerini veya tarafların kusurlarını ispat edememesi ve davanın reddedilmesi neticesinde açılan bir davadır. Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davasının kabulü için
ilk açılan boşanma davasının reddine karar verilmesinden sonra üç yıl boyunca eşlerin ayrı yaşamış olması, tek başına yeterlidir. Eşlerin birbirlerinin kusurlarını ispat etme çabasına girmeden yalnızca yalnız yaşadıklarını ispat etmeleri boşanmalarına karar verilmesi için yeterlidir.
Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Davası Tarafları
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davasını her iki eşte açabilmektedir. Ancak ilk açılan davada kusuru kanıtlayamayan tarafın bu davayı açmakta menfaati daha baskındır. Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası açmanın şartlarından biri daha önce açılmış bir boşanma davasının mevcut olmasıdır. Daha önce açılan bu boşanma davasının hangi eş tarafın açılmış olduğu önemli değildir.
Hangi Durumlar Fiili Ayrılık Olarak Kabul Edilir?
Fiili ayrılık sebebiyle boşanma davasında boşanma kararının verilebilmesi için eşlerin 3 sene boyunca aynı ev içinde, otelde vs bulunmaması gerekir. Her iki tarafın çocuklar sebebiyle, tarafları ilgilendiren bir konu hakkında tartışmak amacıyla görüşmüş olmaları, düğün törenleri, cenazelerde bulunmaları duygusal ve fiili olarak bir araya geldikleri anlamına gelmemektedir.
Anlaşmalı Boşanma Sonrası Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma
Medeni Kanunun 166. maddesinin son fıkrasında görülen ‘’ Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan dava ‘’ ibaresinden anlaşılacağı üzere anlaşmalı boşanma davasının reddine dair kararın kesinleşmesinden itibaren üç yıl fiili olarak ayrı yaşama halinde fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası açılabilmektedir.
Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Süresi
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davasının, ilk açılan boşanma davasının reddedilmesinden ve red kararının kesinleşmesinden itibaren üç yıl sonra açılması gereklidir. Bu davada taraflar birbirlerine kusur atfetmeyecek olup yalnızca üç sene boyunca farklı evlerde yaşadıklarını ispat etmeleri yeterlidir. Bu nedenden dolayı fiili ayrılık davaları çekişmeli boşanma davasına göre dava kısa sürmektedir.
Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Şartları
Fiili ayrılık sebebiyle boşanma davasında boşanma kararı verilmesi için, çiftlerin bir daha ortak hayat kuramayacak şekilde aralarındaki duygusal bağın zedelenmiş olması gerekir. arasındaki ilişkinin sürdürülemez bir şekilde zedelenmiş olması gerekmektedir. Bu durumun tespiti için de gerçekleşmesi gereken şartlar şunlardır:
Daha önce açılmış olan boşanma davasının bulunması
Daha önce açılan bu boşanma davasının kim tarafından ve hangi nedenle açıldığının bir önemi bulunmamaktadır. Daha önce açılan davanın, herhangi bir sebepten reddine karar verilmiş olması da gereklidir. Bu ret sebepleri feragat nedeniyle veya ispat edilememe gibi nedenler olabilir. Dikkat edilmesi gereken husus, açılan davanın reddine karar verilmiş ve bu kararın da kesinleşmiş olmasıdır.
İlk açılan boşanma davasının kesinleşme tarihinden itibaren 3 yıl geçmiş olması
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davasının açılabilmesi için daha önce açılan boşanma davası reddine dair kararın kesinleşmesinden itibaren üç yıl boyunca ortak hayatın kurulamamış olması gerekir. Bu sebeple mahkemenin ret kararı vermesinden sonra tarafların istinaf mahkemesi ve temyiz yollarına başvurduğu durumlarda üç yıllık süre hesaplanmaya başlanılmaz. Zira bu durumlarda boşanma davasının reddine ilişkin karar kesinleşmiş olmayacaktır.
“Davacı erkek 01.03.2010 tarihinde … Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2010/36 Esas ve 2010/67 Karar sayılı dosyası ile açmış olduğu boşanma davasından 26.03.2010 tarihinde feragat etmiş, taraf beyanlarından bundan sonra tarafların tekrar bir araya geldikleri anlaşılmıştır. Davalı kadın da 05.07.2012 tarihinde … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/116 Esas ve 2013/2 Karar sayılı dosyası ile boşanma davası açmış, 16.01.2013 tarihli dilekçesi ile o da davasından feragat etmiştir. Tanık beyanlarına göre taraflar bu davadan sonra ortak hayatı yeniden kuramamış, ancak feragat tarihinden itibaren 3 yıl geçmeden 20.03.2014 tarihinde dava açılmış olması nedeniyle TMK’nın 166/son maddesi koşullan gerçekleşmemiştir. Tanık beyanlarına göre davalı kadından kaynaklanan ve boşanmayı gerektiren kusurlu bir davranışın varlığı da İspat edilememiştir. Tek başına fiili ayrılık da boşanma sebebi sayılamaz. Gerçekleşen bu durum karşısında davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.” – Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/26708 Esas ve 2017/4411 Karar sayılı ilamı
Reddedilen boşanma davasının kesinleşmesinden sonra ortak hayat yeniden kurulamamış olması
Reddedilen boşanma davasının kesinleşmesinden sonra eşler arasında ortak hayatın yani aynı ev içinde yaşama durumunun olmaması gerekir. Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davasında son şart, 3 yıllık süre içinde eşler, birlikte yaşama, karı koca ilişkisini sürdürme amaçlı olarak bir araya gelmemelidir. Aksi halde, fiili ayrılık nedeniyle boşanma davasının reddine karar verilir. Eşlerin, bazı zamanlarda zorunlu olarak veya çocuklarının menfaati için bir araya gelmesi ortak hayatın tekrar kurulduğunu anlamına gelememektedir.
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma Yetkili ve Görevli Mahkeme
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Ancak aile mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde bu davaların asliye hukuk mahkemesinde açılması gerekir. Asliye hukuk mahkemesi bu davayı aile mahkemesi sıfatıyla görecektir.
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası eşlerden birinin yerleşim yerinde olan aile mahkemesinde açılmalıdır. Davanın yetkisiz mahkemede açıldığı durumlarda davalının, yetkisiz olduğuna dair itiraz etmesi gerekir. Üstelik yetki itirazı yapılırken yetkili mahkemenin de açıkça bildirilmesi gerekir.
Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Davasında Tazminat
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davalarında, ilk açılan çekişmeli boşanma davalarında gerçekleşen tarafların kusur ispatı durumu gerçekleşmemektedir. Ancak tarafların tazminat talepleri sonucunda, tazminat miktarının belirlenmesi ve kime verileceği sorularının cevapları için hangi eşin kusurlu olduğunun belirlenmesi gerekir. Boşanmaya kimin sebep olduğu, ayrılığın hangi sebepler doğrultusunda gerçekleştiği tespit edilmelidir. Kusurlu olan eş, şartları oluşması halinde maddi tazminat ve manevi tazminat ödemek zorunda kalabilir.
Bu hususta yerleşik Yargıtay içtihatları da incelendiğinde fiili ayrılık sebebine dayanarak açılan boşanma davalarında taraflara kusur yüklenemeyeceği ancak taraflardan birinin tazminat talebinin olduğu zaman kusurlu olan taraf aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilebileceği görülmektedir.
İlk Açılan Davanın Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanmaya Etkisi
Fiili ayrılık nedeniyle açılan boşanma davasında ilk açılan boşanma davasında hangi sebeplere dayanıldığının veya hangi eşin açmış olduğunun bir önemi veya etkisi bulunmamaktadır. İlk açılan boşanma davasının kesinleşmesi şarttır. İlk boşanma davasından sonra taraflar verilen karara karşı istinaf ve temyiz yollarını kullanmışsalar istinaf ve temyiz kararlarının kesinleşmesi aranmaktadır. Daha önce açılan boşanma davasında kararın kesinleşmesinden itibaren üç sene içinde ortak hayat yeniden kurulamamış olmalıdır.
Ortak hayatın hangi nedenle kurulmadığının ve bu duruma kimin neden olduğunun da boşanma kararı bakımından bir önemi bulunmamakla birlikte şayet taraflardan birinin maddi ve manevi tazminat talebinin bulunması halinde tazminat miktarının belirlenmesi için önemli hale gelecektir.
Ortak yaşamın kurulmasından anlaşılması gereken tarafların evliliği devam ettirme amacıyla bir araya gelmesi, aynı ev paylaşması, tatile gitmesi gibi durumlardır. Tarafların zorunlu olarak ortam içerisinde yer almaları, görüşme yapmaları ortak yaşamın yeniden kurulması kapsamında bulunmaz ve bu anlamı taşımaz.
Ayrı Yaşamak Boşanma Sebebi Mi?
Eşlerin ayrı yaşaması terk nedeniyle boşanma davası veya evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle boşanma davası açılmasına sebebiyet verebilir. Ancak fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası açılması esasında içerisinde şartları barındıran ve kusur ispat edilmesi gerekmeyen bir dava türüdür. Eşlerden birinin evi terk etmesi sonucunda fiili ayrılık sebebiyle boşanma davası açılamaz. Makalenin başında da bahsettiğimiz üzere, fiili ayrılık sebebiyle boşanmaya karar verilebilmesi için daha önce açılan boşanma davasının reddi kararının üzerinden üç yıl boyunca eşlerin ayrı yaşaması gerekir. Öncesinde reddedilen bir boşanma davası olmamasına rağmen 3 yıl ayrı yaşasalar dahi fiili ayrılık nedeniyle boşanmaya karar verilemez. Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası, eşlerin 10 yıl süren ayrılığı olsa dahi şartlar sağlanamadığından açılamamaktadır.
Fiili Ayrılık Nedeniyle Açılan Boşanma Davasında Velayet
Fiili ayrılık nedeni ile açılan boşanma davalarında, mahkeme, çocuğun menfaatine göre karar verir. Karar verilmeden önce hâkim tarafından çocuğun velayetinin kime verilmesinin tespit edilmesi amacıyla psikolog eşliğinde sosyal izleme raporu alınır, bu rapora göre çocuğun faydasına olabilecek velayet hakkına mahkeme karar verir. Çocuğun velayetini alamayan ebeveyn ile müşterek çocuğun görüşebilmesi için mahkeme tarafından kişisel ilişki günleri belirlenir.
Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Dava Dilekçesi Örneği
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası yetkili aile mahkemesine dilekçe sunularak açılmalıdır. Bu dilekçede tarafların isim, soyisim, kimlik ve adres bilgileri, varsa vekillerinin adı soyadı, daha önce açılmış ve reddedilmiş dava dosyasının esas numarası yer alır. Ayrıca tarafların üç yıldır ortak yaşamı kuramamış olduğu açıklamalar bölümünde detaylandırıldıktan sonra deliller gösterilir, boşanma, varsa nafaka ve tazminat taleplerini içeren talep sonucu kısmı yazılarak dilekçe imzalanır.
NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’ NE
DAVACI :
ADRES :
DAVALI :
ADRES :
DAVA : Boşanma (Fiili Ayrılık Nedeniyle, MK 166/IV)
AÇIKLAMALAR
- Müvekkil, davalı ile X tarihinde evlendi. Bu evlilikten …… isminde müşterek çocukları bulunmaktadır.
- Daha önce, müvekkil tarafından davalı eşe karşı açılmış olan X Aile Mahkemesi’nin X Esas sayılı boşanma davasında müvekkilin davadan feragat etmesi nedeniyle reddedilmiştir. İşbu mahkemenin X tarihli kararı X tarihinde tebliğ olunmuş, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının X gün X sayılı kararı ile Onanmasına karar verilmiş, Onama kararı tarafıma ve davalı eşime en son X tarihinde tebliğ edilmiş olmakla, Onama Üzerine X tarihinde karar kesinleşmiştir.
- Müvekkil ve davalı eş ile 3 yılı aşkın süredir bir araya gelmemektedir.
- 4721 sayılı TMK’ nın 166. maddesinin son fıkrasında: “Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.” hükmü düzenlenmiştir.
- Açıklanan sebeplerle, müvekkilin davalı eş ile birleşerek bir daha bir araya gelmesi mümkün değildir, evlilik bağı fiilen sona ermiştir, bütün kusur davalı eş üzerindedir, davalı ile müvekkilin resmi olarak evli kalmasında hiçbir menfaat bulunmamaktadır. Tarafların ortak hayatı sürdürmesi iki taraftan da beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmıştır (MK m. 166/I). Sonuç olarak, açıklanan sebeplerle ve eylemli ayrılık nedeniyle eldeki boşanma davasını açmak gerekmiştir.
HUKUKİ NEDENLER: TMK, HMK ve ilgili mevzuat hükümleri
DELİLLER:
- Aile nüfus kayıt örneği, (EK1)
- İkametgah belgesi, (EK2)
- Malatya Aile Mahkemesinin X Karar sayılı dosyası, (EK3)
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının X sayılı kararı, (EK4)
- Kesinleşme şerhi, (EK5)
- Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması (kolluk araştırması),
- Tanıklarım:
- Yasal her türlü delil.
SONUÇ : Yukarıda arz edilen nedenlerle; açmış olduğumuz fiili nedeniyle boşanma talebinin kabulü ile tarafların boşanmasına, yargılama giderlerinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.
Davacı
Sık Sorulan Sorular
Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanmada Kusur Aranır mı?
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma için uygulamada “ortak hayatın kurulamaması nedeniyle boşanma” olarak da bahsedilmektedir. Mutlak boşanma sebepleri arasında sayılan fiili ayrılık nedeniyle boşanma davasında aşağıda belirttiğimiz şartların sağlanması halinde kusur aranmaksızın boşanmaya karar vermek zorundadır. Hakimin kusur aramaksızın boşanmaya karar vermesinin sebebi kanun maddesinden anlaşılacağı üzere, eşler arasında ortak hayatın devam edemeyeceği varsayılmasıdır. Bununla birlikte fiili ayrılık nedeniyle boşanma davalarında yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat bahisleri gündeme gelebilir. Bu halde kusur, bu yöndeki taleplerin değerlendirilmesinde bir unsur olarak araştırılmalıdır.
Fiili ayrılık nedeniyle boşanmada 3 yıllık süre ne zaman başlar?
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma davasının açılabilmesi için daha önce açılan boşanma davası reddine dair kararın kesinleşmesinden itibaren üç yıl boyunca ortak hayatın kurulamamış olması gerekir. Bu sebeple mahkemenin red kararı vermesinden sonra tarafların istinaf mahkemesi ve temyiz yollarına başvurduğu durumlarda üç yıllık süre hesaplanmaya başlanılmaz. Zira bu durumlarda boşanma davasının reddine ilişkin karar kesinleşmiş olmayacaktır.
Uzun süre ayrı kalma boşanma sebebi midir?
Eşlerin ayrı yaşaması terk nedeniyle boşanma davası veya evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle boşanma davası açılmasına sebebiyet verebilir. Ancak fiili ayrılık nedeniyle boşanma davası açılması esasında içerisinde şartları barındıran ve kusur ispat edilmesi gerekmeyen bir dava türüdür.
Yurtdışında açılan boşanma davasının reddedilmesi halinde fiili ayrılık sebebiyle boşanma davası açılabilir mi?
Yabancı mahkemeden alınan tarafların boşanmasına verilen ret kararlarının Türkiye’de tanınması halinde fiili ayrılık sebepli davaya dayanak yapılabilir.
Açılan boşanma davasından feragat edilmesi halinde fiili aykırılık sebebiyle yeni bir boşanma davası açılabilir mi?
Feragat sebebiyle reddedilen boşanma davaları da fiili ayrılık sebebiyle boşanma davası açılabilmektedir. TMK Madde 166’ da ‘Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi’ ibaresinden anlaşılacağı üzere davanın hangi sebeple olursa olsun reddedilmesi yeterlidir. Ayrıca, bu durumda 3 yıllık bekleme süresinin başlama tarihi, feragat tarihidir.
FİİLİ AYRILIK NEDENİYLE BOŞANMA YARGITAY KARARLARI
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ ESAS NO:2011/13318KARAR NO:2012/10966 Özet: Retle sonuçlanan boşanma davasının kesinleşmesinden sonra en az üç yıl süreyle evlilik birliğinin yeniden kurulmamış olması “fiili ayrılık” olgusuna dayanan boşanma nedenidir. Fiili ayrılık nedenine dayanan bu boşanma davasında “kusur” koşulu aranmaz. Toplanan delillerden davacı kocanın terk (TMK md. 164)davalı kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK md.166/1-2) hukuksal nedenlerine dayalı olarak açtıkları boşanma davalarının birleştirilerek yapılan yargılaması sonucu, her iki davanın reddine ilişkin karar 23.06.2006 tarihinde kesinleştiği ve bu tarihten sonra temyiz incelemesine konu davanın açıldığı 29.06.2009 tarihine kadar evlilik birliği yeniden kurulamamış, Türk Medeni Kanunu’nun 166/son maddesindeki boşanma koşulları oluşmuş olduğundan; davalı kadının tüm, davacı kocanın ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında temyiz itirazları yerinde bulunmuştur.
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİE. 2015/19374K. 2016/11734T. 14.6.2016 Dava, boşanma davasıdır. Taraflar arasında daha önce görülen ve erkeğin davasına dayanak teşkil eden boşanma davası, “erkeğin davasını ispatlayamadığı” gerekçesiyle reddedilip kesinleşmiştir. Bu tarihten sonra tarafların bir araya gelmediklerinin ve fiili ayrılık döneminde davalı kadına kusur olarak yüklenebilecek bir olayın varlığının da ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Retle sonuçlanan ilk davayı açan, böylelikle fiili ayrılığa sebep olan ve boşanma sebebi yaratan davacı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Davacı erkeğin ağır kusurlu olmadığı gerekçesiyle davalı kadının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi isabetsizdir. Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/ son maddesine yöneliktir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden, taraflar arasında daha önce görülen ve erkeğin davasına dayanak teşkil eden boşanma davasının, “erkeğin davasını ispatlayamadığı” gerekçesiyle reddedilip kesinleştiğinin, bu tarihten sonra tarafların bir araya gelmediklerinin ve fiili ayrılık döneminde davalı kadına kusur olarak yüklenebilecek bir olayın varlığının da ispatlanamadığının anlaşılmasına göre, Türk Medeni Kanununun 166/ son maddesine dayanak teşkil eden ve retle sonuçlanan ilk davayı açan, böylelikle fiili ayrılığa sebep olan ve boşanma sebebi yaratan davacı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Durum böyleyken; mahkemece “davacı erkeğin ağır kusurlu olmadığı” gerekçesiyle davalı kadının maddi tazminat ( TMK m. 174/1 ) talebinin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİESAS NO:2011/13318KARAR NO:2012/10966 Özet: Retle sonuçlanan boşanma davasının kesinleşmesinden sonra en az üç yıl süreyle evlilik birliğinin yeniden kurulmamış olması “fiili ayrılık” olgusuna dayanan boşanma nedenidir. Fiili ayrılık nedenine dayanan bu boşanma davasında “kusur” koşulu aranmaz. Toplanan delillerden davacı kocanın terk (TMK md. 164)davalı kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK md.166/1-2) hukuksal nedenlerine dayalı olarak açtıkları boşanma davalarının birleştirilerek yapılan yargılaması sonucu, her iki davanın reddine ilişkin karar 23.06.2006 tarihinde kesinleştiği ve bu tarihten sonra temyiz incelemesine konu davanın açıldığı 29.06.2009 tarihine kadar evlilik birliği yeniden kurulamamış, Türk Medeni Kanunu’nun 166/son maddesindeki boşanma koşulları oluşmuş olduğundan; davalı kadının tüm, davacı kocanın ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında temyiz itirazları yerinde bulunmuştur.
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİE. 2015/19374K. 2016/11734T. 14.6.2016 Dava, boşanma davasıdır. Taraflar arasında daha önce görülen ve erkeğin davasına dayanak teşkil eden boşanma davası, “erkeğin davasını ispatlayamadığı” gerekçesiyle reddedilip kesinleşmiştir. Bu tarihten sonra tarafların bir araya gelmediklerinin ve fiili ayrılık döneminde davalı kadına kusur olarak yüklenebilecek bir olayın varlığının da ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Retle sonuçlanan ilk davayı açan, böylelikle fiili ayrılığa sebep olan ve boşanma sebebi yaratan davacı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Davacı erkeğin ağır kusurlu olmadığı gerekçesiyle davalı kadının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi isabetsizdir. Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/ son maddesine yöneliktir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden, taraflar arasında daha önce görülen ve erkeğin davasına dayanak teşkil eden boşanma davasının, “erkeğin davasını ispatlayamadığı” gerekçesiyle reddedilip kesinleştiğinin, bu tarihten sonra tarafların bir araya gelmediklerinin ve fiili ayrılık döneminde davalı kadına kusur olarak yüklenebilecek bir olayın varlığının da ispatlanamadığının anlaşılmasına göre, Türk Medeni Kanununun 166/ son maddesine dayanak teşkil eden ve retle sonuçlanan ilk davayı açan, böylelikle fiili ayrılığa sebep olan ve boşanma sebebi yaratan davacı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Durum böyleyken; mahkemece “davacı erkeğin ağır kusurlu olmadığı” gerekçesiyle davalı kadının maddi tazminat ( TMK m. 174/1 ) talebinin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.



