Burun Estetiği Mağduru 2026

Burun estetiği mağduru; doktor hatası sebebiyle tıbbi uygulamanın hatalı gerçekleşmesi ve istenen sonucun alınamamasıdır. Sağlık hukuku alanında birçok eksiklik gerçekleşmiş ve doktorun haksız fiili hastaya zarar vermiştir. Estetik ameliyatı yapan doktor bilgisizlik, tecrübesizlik, ihmalkarlık sebebiyle hastasına zarar vermiş veya hastanın dilediği sonucu gerçekleştirememiştir. Ameliyat sonrasında hastada kalıcı sağlık sorunları baş göstermiş olabilir. Nefes almada güçlü, yara izi kalması, ameliyat sonrası burnun düşmesi, alerjik reaksiyonlar görülmesi, burunda çürüme başlaması gibi durumlar sağlık hukuku alanında yüksek lisans eğitimi alarak malpraktis davalarında uzmanlaşmış hukuk ofisimizin en çok karşılaştığı hasta şikayetleridir. Malpraktis avukatı, hatalı tıbbi müdahaleden kaynaklanan davalarda hasta müvekkilinin zararının tanzim edilmesi ve doktorun haksız fiili bir suç teşkil ediyorsa ceza davası açacaktır.

Başarısız geçen burun estetiği ameliyatından sonra hastalar avukata ulaşmakta genellikle geç kalmakta, doktorla uzun süre iletişimde kalmaya çalışarak durumun düzeltileceğini ummaktadır. Ancak çoğu zaman hastayla ya iletişim kesilmekte ya da sürekli yeni süre verilerek iyileşeceği taahhüt edilmektedir. Hastanın durumun iyiye gitmeyeceğini anlaması halinde ise para iadesi ve hastanın zararlarının karşılanması yerine revizyon ameliyatı teklif edilmekte ve hasta tekrar aynı doktora muhtaç bırakılmaktadır. Hukuk nezdinde burun estetiği başarısız geçen hastanın şikayetçi olma ve tazminat isteme hakları bulunmaktadır. Bununla birlikte hasta ödediği ameliyat ücretini, revizyon ameliyat gerekiyorsa bu ameliyatın ücretini, ameliyat sebebiyle ortaya çıkan manevi zararların tanzimini, hastane masrafları, ilaç, yurt dışı hastası veya farklı bir ilden ameliyat için gelmişse uçak biletleri ve otel masraflarını da talep etme hakkına sahiptir.

Burun ‘estetiği’ ameliyatı; burnun mevcut görünümünün  güzelleştirilmesi amacına yönelik bir ameliyattır. Ameliyat güzelleşme ile sağlık sorunlarının çözülebilmesi amacına da birlikte hizmet edebilir. Nefes almakta sorun yaşayan bir kişi aynı ameliyatla hem sağlık sorunundan kurtulmayı hem de beğendiği buruna sahip olmayı hedeflemiş olabilir.

Burun Estetiğindeki Cerrahi Teknikler

Eser Eserçelik Whatsapp Hattı

Ana ayrım açık ve kapalı rinoplasti olmak üzere farklı cerrahi teknikler kullanılmaktadır. Güncel cerrahi tekniklerden bazıları aşağıda verilmiştir.

  • Piezo ve Mikromotor (Ultrasonik dalgalar yardımı ile)
  • Finesse
  • Endoskopik
  • Kompozit
  • Kırmadan
  • Dinamik
  • Tamponsuz
  • Mikro Rinoplasti
  • Burun Revizyonları (Başarısız burun ameliyatlarını telafi etmek için yapılan ‘düzeltme’ ameliyatları)
  • Burun Ucu (Tipplasti) Estetikleri

burun estetigi

 

Burun Estetiği Mağdurunun Hakları Nelerdir?

Burun estetiği mağduru olduğunuzu düşündüğünüz andan sonraki süreçte doktorunuzla iletişime geçiniz. Doktorunuzun tıbbi tavsiyelerine uygun şekilde davranmanıza rağmen beklenen iyileşme gerçekleşmediyse malpraktis davası açmak için geç kalmamak adına sağlık hukuku avukatı ile derhal iletişime geçiniz.

Estetik ameliyatlar Yargıtay kararları uyarınca bir eser sözleşmesi niteliğindedir. Ancak ister eser ister vekalet sözleşmesi olsun doktor, hastasıyla kararlaştırdığı burnu yapmak zorundadır. Doktor bu vaat ile ticari kazanç sağlamıştır. O halde, Doktor yerine getiremediği vaatlerinden ve bunun sonucunda ortaya çıkan doğrudan zararlardan sorumludur. Ameliyat sonucunda herhangi bir sağlık sorunu (komplikasyon) yaşanmasa dahi doktorun ameliyat öncesi hastaya vaat ettiği görünüşün olmaması hekim hatası (tıbbi malpraktis) kapsamındadır. Estetik doktoruna dava açabilmesi için yeterli bir gerekçedir.

Bu ameliyatı olmak isteyen hastanın ulaşmak istediği ve doktorundan beklediği ideal bir görüntü vardır ve doktor hastasına bir sonuç vaat eder. Bu sonucun gerçekleşeceğine inanan hasta burun estetiği ameliyatı olur. Bu haliyle estetik ameliyatlar sadece sağlık amacına hizmet eden ameliyat türlerinden farklıdır. Yaşadığınız mağduriyete ilişkin olarak malpraktis avukatından yardım almak için iletişime geçebilirsiniz.

Burun estetiği ameliyatı olan bir hasta yargı önünde 6502 sayılı kanunun ilgili maddesi gereğince tüketici sıfatını taşımaktadır. Bu yüzden, estetik mağduru bir hasta ile estetik doktoru arasındaki uyuşmazlığı çözümleyecek yetkili mahkemelerde Tüketici Mahkemeleridir.

Tıbbi Malpraktis davalarından kaynaklanan hukuki süreci öğrenmek için sitemizdeki bir diğer makaleye geçebilirsiniz.

Burun Estetiği Mağduru lehine Yargıtay Kararları

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Esas 2008/ 4519 Karar: 2008/10750 Tarih: 18.09.2008

Hastanın tedavisini üstlenen hastane ve doktorlar, meslek alanı içerisinde olan bütün kusurlarından hafifte olsa sorumludur. Doktor ve hastane; hastasının zarar görmemesi için mesleki açıdan tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi belirleyip uygulamak zorundadır.

Davalı doktorun hastayı aydınlatma görevini yerine getirip getirmediği araştırmak gerekir.

Taraflar arasındaki tazminat davasının yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatları tarafından temiz edilmesi üzerine dosya incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı hasta; yüzündeki gülümseme, çizgi ve kırışıklıkların giderilmesi için davalı kliniğe başvurmuştur. Davalı doktor tarafından yüzüne tam olarak ne olduğu bilinmeyen bir dolgu malzemesi enjekte etmiştir. Hastanın yüzünde çeşitli reaksiyonlar oluşmuştur. Deri altında çürümeler başlamıştır. Hastanın yüzünde kalıcı yumru, kütleler, çöküntüler ve morluklar oluşmuştur. Bilirkişiler tarafından yapılan tespitlerde cerrahi müdahale ile dahi iyileşme şansı kalmadığı belirtilmiştir.

Davalı klinik ve doktor ise; hastanın yurt dışında yaşadığını, sadece 2 seansa geldiğini, yasal bir dolgu maddesi enjekte edildiğini, seanslara düzenli katılmadığından kendilerine kusur atfedilmemesi gerektiğini belirtmiştir.

Mahkeme tarafından Adli Tıp Kurumu ve Tabipler Odası’ na gönderilen raporlar gereğince yumruların bir komplikasyon sonucunda oluştuğunun anlaşıldığını, işin kötü yapılması ve kötü malzeme kullanımı söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Bu davadaki uygulanacak hükmü bulmak hakimin görevidir. Davacı, yüzündeki kırışıklıkların giderilmesi için davalı doktorun yaptığı müdahalenin özensiz ve kusursuz olması sebebiyle kalıcı zararlara yol açtığı iddiası ile manevi tazminat istemiştir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırı davranılmıştır. Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmesinden sorumlu değilse de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve bu davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır.

Bu sebeple doktor işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle davacının tedavisini üstlenen hastane ve doktorların meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafifte olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. 

Doktor ve hastane, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de gecikmeden uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda,  bu duraksamayı ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında tercih yapılırken hastanın ve hastalığın özellikleri dikkate alınarak; hastayı risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak gerekir. Gereken özeni göstermemekle birlikte sonuç gösterseydi de değişmeyecekse hekim ve hastane sorumlu tutulmamalıdır.

Somut olaya bakıldığında ise taraflar arasında yüzde oluşan hasar konusu ihtilaflı değildir. Çözülmesi gereken husus davalının üstlendiği tedaviyi yaparken özen borcunu yerine getirip getirmediğidir. Dosya içerisinde bulunan raporlarda davacının yüzünde oluşan hasarın nedeni yabancı cisim reaksiyonu olarak belirlenmiştir. Deri altı yabancı cisim reaksiyonu sonrası uygulanan kortikosteroid tedavisi işlemin günümüz tıp kurallarına ve kozmetik cerrahisi tekniğine uygun bir işlem olduğu, daha sonra yüz bölgesinde gelişen lezyonların bu işlem sonrası nadir gelişen komplikasyonlardan olduğu bildirilmişse de davacıya işlem öncesinde muhtemel komplikasyonlar hakkında bilgi verilip verilmediği, riskleri anlatılıp anlatılmadığı, özetle aydınlatılmış rıza alınıp alınmadığına dair inceleme yapılmamıştır.

Davalı doktor; komplikasyonların oluşabileceğine dair hastayı bilgilendirdiğini, her tıbbi ürünün alerji oluşturabileceğini belirttiğini , hastanın da bu durumu kabul ettiğini ancak aralarında geçen görüşmeyi yazılı belge ile ispat edemediğini belirtmiştir.

Davalı, davacıyı müdahalenin komplikasyonları konusunda aydınlattığını yazılı belge ile ispat edemediği gibi,  beyanında geçen komplikasyon oluşturduğu halde tedavisinin de mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davalı doktorun, davacıyı aydınlatma borcunu yerine getirip getiremediği tartışılmamıştır.

Eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulamaz. O halde, mahkemece yukarıda açıklanan hususlarla ilgili olarak varsa taraf delillerini topladıktan sonra davalının aydınlatılmış onam alma yükümlülüğünün yerine getirilip getirmediği yönünde inceleme yapmak ve sonrasında sonuca karar vermesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm tesis etmek usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 14.01.2019 tarih ve 2018/5312 Esas, 2019/139 Karar sayılı ilamı emsal karar niteliğinde olup ilgili karar aşağıdaki gibidir,

“davacı tarafın gerek burun gerekse yüz germe ve yağ dokusu alınması ile ilgili isteminin davalı doktor tarafından daha güzel bir görünüme kavuşturulacağı yönünde bir garanti verilmesi niteliğinde olduğu gözetildiğinde, hekimin eyleminin tıp kurallarına uygun olduğu yönündeki görüş yeterli olmayıp, ayrıca davacının isteklerinin karşılanıp karşılanmadığı, ayıplı olduğu iddia edilen yüz germe ve karından yağ dokusu alma ile ilgili olarak; hekimin görevini yerine getirip getirmediği ya da komplikasyon olup olmadığı ve komplikasyon konusunda aydınlatma görevinin yerine getirilip getirilmediği ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılıp yapılmadığı hususları değerlendirilmek üzere, aralarında akademik kariyere sahip üniversitelerden seçilecek Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahisi konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulu oluşturulmak suretiyle gerektiğinde muayene edilmek suretiyle, dosyadaki belge ve bilgiler incelenerek alınacak rapora yapılacak itirazlar da dikkate alınıp hekim ve istihdam eden sıfatıyla davalı hastane işleticisinin sorumluluğu tespit edilip, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir diyerek ilgili dosyayı bilirkişi incelemesine gönderdi.

Yapılan incelemeler, dosyada toparlanan deliller neticesinde; Avrupa Biyotıp Sözleşmesi’ne atıfta bulunarak “her ne kadar hekime kusur yüklenemeyeceği belirtilmiş olsa da, mahkemeye sunulan belgelerde sadece yüz gerdirme operasyonu ile ilgili kabul formunun bulunduğu, karın yağ aldırma ameliyatı ile ilgili kabul kaydına rastlanmamış olup, hastanın kendisine yapılacak tıbbi müdahale ve neticesinde karşılaşabileceği komplikasyonlar hakkında bilgilendirilmesi zorunluluktur. Nitekim hükme esas alınan 03/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda da; dosya ve eklerinde anlaşılacağı üzere ameliyat sonrası takiplerde, karında seroma ve göz kapaklarında açılmaya bağlı asimetriler meydana geldiğinin anlaşıldığı, her iki durum da ameliyat sonrasında görülebilecek istenmeyen durumlar olarak kabul edilse de; karın yağ aldırma ve yüz germe ameliyatları yapılması konusunda uzman olan hekimdir ve aydınlatma görevi vardır. Davacıda ameliyat sonrası ortaya çıkan komplikasyon ve görüntü bozukluğuna sebebiyet verilmesi de kusurlu bir davranış olup, hekime izafe edilebilecek bir kusur olarak değerlendirilmelidir. Yine yukarıda belirtilen ilkeler gereğince davalı yüklenicinin sonuç taahhüdünü tam ve gereği gibi yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat talebinin yukarıda açıklanan kriterler esas alınarak değerlendirmesi ve karar verilmesi gerekmektedir. Belirtilen nedenlerle; eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu verilen karar doğru olmamış, bozulması uygun bulunmuştur.

Estetik davaları hukuki uzmanlık gerektirir bu sebeple dosyanızda muhakkak akademik olarak sağlık hukukunda uzmanlaşmış bir avukatla çalışmanız tavsiye edilir.

 

Avukat Doğa Eser Eserçelik
Doğa Eser Eserçelik

Av.Doğa Eser ESERÇELİK, Eserçelik Hukuk Bürosu'nun kurucusudur. Avukat Doğa Eser ESERÇELİK, lise eğitimini Malatya Fen Lisesi'nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimini %100 Bursla İstanbul Altınbaş Üniversitesi'nde 2018 yılında bitirmiştir. Akabinde %100 Bursla İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Hukuku Yüksek Lisansı programından mezun olarak hukukta uzmanlaşmıştır. Baro Sicil No : 70545