COVID-19, aşı yaptırmak zorunlu mudur? konulu makalemizde pandemi sürecinin başından itibaren gündemden düşmeyen aşı hususunu sağlık hukuku çerçevesinde inceledik. COVID-19 aşısı yaptırmak isteyenler olduğu kadar aşı yaptırmak istemeyen insanlar vardır. Aşı yaptırmak istemeyen insanlara yaptırımlardan bahsedilirken hukuken COVID-19 aşısı zorunlu mudur? İstanbul’da görülen sağlık hukukuna dair malpraktis davalarında alanında uzmanlaşan sağlık hukuku avukatı tarafından müvekkillerin menfaatleri korunmaktadır.
COVİD-19 aşısından bahsetmeden önce aşı kavramını ve tarihsel sürecini ele alalım. Aşı; İnsanlarda ve hayvanlarda hastalık yapan organizmaların, hastalık etkisi düşürülmüş hallerinin vücuda enjekte edilmesidir. Hasta olunmadan önce vücudun bu organizmaları tanımasını ve bağışıklık geliştirmesini sağlayan ve canlılardan üretilen (biyolojik kaynaklı) ürünlerdir. Hasta bir kişiye değil, sağlıklı olan ancak hastalık kapabilme ihtimali bulunan kişiye yapılır.
Dünyanın mücadele ettiği salgın hastalıklara çiçek, veba, kızıl(kızamık), kolera, difteri gibi örnekler verebiliriz. Şuan bu hastalıkların çoğu çocukluk döneminde yapılan aşılar sayesinde ölümcül olmaktan çıkmıştır.
1796’da Edward Jenner çiçek hastalığı aşısını buluyor. İlerleyen yıllarda bu aşı geliştiriliyor, bütün dünyaya yayılıyor. 1977 yılına gelindiğinde dünyada artık hiç çiçek vakası görülmüyor. Louis Pasteur, 1885’de Kuduz’a karşı bir aşı geliştiriyor. Ondan sonra da kuduz hastalığı çok büyük bir ölçüde önlenmiş oluyor. Difteri, 19. yüzyılın çocuklara musallat olan öldürücü bir hastalığı iken Pasteur’ ün öğrencilerinden Emil Adolf von Behring, difteriye karşı bir aşı geliştiriyor. Onun geliştirdiği bu aşının yaygın şekilde uygulanmasıyla, difteri artık insanların korkulu rüyası olmaktan çıkıyor. Veba diğer adıyla kara ölüm salgını ise 14 yy’ da Avrupa nüfusunun 1/3 nün ölümüne sebep oluyor. Kolera ve veba da Waldemar Haffkine ‘ in aşıyı buluşuyla kontrol altına alınabiliyor. Dünyanın en yaygın bir diğer bulaşıcı hastalığından olan Hepatit B ise yine aşıyla kontrol altına alınıyor. Hepatit B aşısını bulan Baruch Samuel Blumberg’ in ise dönemindeki 12-13 milyon insanın hayatını kurtardığı tahmin ediliyor.
TÜRKİYE’ DE AŞI
2020 yılı itibariyle dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını hale devam ederken insanlar umutlarını başarısı kanıtlanmış aşının keşfine bağladı. Ülkemizde süreç içerisinde birden fazla COVID-19 aşı türü uygulanabilecek olmakla birlikte kabul edilen ismi ile inaktif COVID-19 aşısı uygulanmasına karar verilmiştir. Ayrıca Türkiye, İntranazal Covid-19 adında bir aşının üzerinda çalışmaktadır. Bu aşı diğer aşılardan farklı olarak sprey halinde alınabilecektir.
Ülkemizde COVİD-19 hastalığı aşısı da dahil olmak üzere hiçbir aşı zorunlu tutulmamıştır. Bu nedenle herhangi bir yaptırım da uygulanamaz. Günümüzde havaalanlarına alınmama, iş akdinin haklı fesihle işverence sonlandırılması gibi gerekçelerden ötürü zarara uğrayanlar dava açabilirler.
ANAYASA MAHKEMESİ’NDEN AŞI KARARI
Başvuru Numarası: 2013/1789 Karar Tarihi: 11.11.2015 :
İlgili kararda AYM’ ne yapılan bireysel başvuruda çocuklarına bebeklik dönemi aşılarının uygulanmamasını talep etmektedir. Gerekçe olarak Anayasanın 17. Maddesinde bahsi geçen vücut bütünlüğü ve dokunulmazlığının ihlal edildiğini savunmaktadırlar. Yerel Mahkeme ise Çocuk Koruma Kanunu Madde 3 kapsamında çocuğun ‘Korunma ihtiyacı olan çocuk’ olarak tanımlayarak çocuğun üstün yararı gözetilerek aşının zorunlu olduğu ve ailenin geçerli bir gerekçe göstermeden salt tıbbi müdahaleye onayı olmadığı sebebiyle aşıyı reddedemeyeceklerini, aşının uygulanması gerektiğini belirterek ailenin davasını reddetmiştir. Aile, olağan hukuk yollarını tüketerek AYM başvurur. AYM kararında özetle Anayasa’nın 17. Maddesinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.
Tıbbi müdahale; hastalıkların teşhisi, tedavisi veya önlenmesi amacıyla yetkili kişilerce gerçekleşen faaliyetlerdir. Bu kapsamda, birtakım hastalıklara karşı, bağışıklık sağlamak için, o hastalığın mikrobuyla hazırlanmış maddelerin vücuda verilmesi ise aşıdır. Bir tıbbi müdahaledir. Tıbbi müdahale için ise rıza şarttır.
Anayasa’ nın 17.Maddesinde belirtilen haliyle ”Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” denilmektedir. Bu iki maddeden yola çıkarak görüyoruz ki; Birincisi, kişinin vücut bütünlüğü Anayasal düzeyde koruma altındadır. Bu nedenle, tüm tıbbi müdahaleler kanundan ve anayasadan dayanak alır. İkincisi uygulamayı zorunlu tutan bir kanuni düzenleme ülkemizde mevcut değildir. Uygulamasına ilişkin mevcuttaki bütün düzenlemeler de idari nitelikteki kararlar olup; kanun hükmünde değildir. Yukarıda açıklamaya çalıştığım gerekçelerden ötürü de ülkemizde bebeklik dönemleri de dahil olmak üzere hiçbir aşı türü zorunlu değildir.
AV.ESER ESERÇELİK



